bonus veren siteler bonus veren siteler bonus veren siteler istanbul evden eve nakliyat cappadocia green tour istanbul sex shop
Temel'in Eşeği ve Fiyatlar
Yazarlar // 27 Mayıs 2022 Cuma 19:08

İsmail BAŞARAN

Temel eşeğini satmaya karar vermiş. Kıymeti taş çatlasa 5 bin lira eden eşek için pazarlık payını da ekleyerek 10 bin lira fiyat koymuş. Komşu köyden acilen eşeğe ihtiyacı olan Dursun sekiz bin ödeyip almaya razı olmuş. Temel eşeğini satmış ama akşam da uykusu kaçmış. Düşünüp durmuş; "Dursun beş bin liralık eşeğe niye on bin lira verdi?" diye.

İçi rahat etmeyince ertesi gün eşeğini geri almaya karar vermiş. Pazara gittiğinde Dursun’un eşeği 20 bin liraya satışa çıkardığını görmüş. Sonunda 20 bin liraya almak zorunda kalmış. Ayni olay bu kez Dursun’un başına gelmiş.

O da ertesi gün eşeği geri almaya karar vermiş. Bu alışveriş her gün fiyat artarak devam etmiş. Birkaç gün sonra pazara bir başka köyden Cemal gelmiş. Cemal pazardaki kalabalığın arasına dalınca bir de ne görsün:

"Al, al, al, sat, sat, sat" bağrışmaları arasında bir yaşlı eşek ve bu eşeğin yüz bin lira satış fiyatı! Yanındakine sormuş: "Hemşerim, bu yaslı eşek yüz bin lira eder mi yahu?"

Adam hemen yanıtlamış: "Valla grafikler ortada. Bu eşeğin fiyatı beş bin liradan başladı, 950 bin liraya geldi. Şöyle bir tekniğine bakarsan görürsün. Eşeğin fiyatı yüz bin direncini kırarsa, 150 bin liraya kadar yolu var."

Çarşı Pazar dolanırken gördüğümüz ortada, elbet sizlerin de görüp ya da hissettikleriniz benzeri değil mi? Beş liradan başlayan fiyat beş gün sonra etiketlerde 15 liraya çıkıveriyor. Zaman ilerledikçe de fiyat hep artıyor. Etiketlerdeki rakam hiç aşağıya doğru gitmiyor sadece yukarı çıkıyor.

Son gün akaryakıta gelen zamlar da pazardaki eşeğin fiyatı gibi. Sürekli çıkıyor. Bu rakamları çıkaran Temel değil ha yanlış anlamayın. İktidarda bulunanlar ve Türkiye’yi iyi yönettiklerini sananlar çıkarıyor fiyatları. Bunu önlemenin yolu var mı var elbette. Yatırımları yandaşları kazandırmak için adrese teslim ihalelerle yapmayacaksınız, gerekli olan yatırımları yapacaksınız. Aralarında 50 kilometre mesafe bulunan illere sürekli yolcu garantili havaalanları yapmayacaksın.

Cumhurbaşkanlığı köşklerinin sayılarını artırmak yerine fabrikaların sayılarını artıracaksın. Krallar gibi yaşamayacaksın, kralların ve padişahların bu ülkeden nasıl kaçtıklarını unutmayacaksın. Bugün ve yarın pazara gittiğinde fiyatların nasıl arttığını ve nedenini öğrenmek için vatandaşla konuşacaksın. Sonra da bu zamların hesabını kimlerden sorman gerektiğini düşüneceksin. Eğer seçim yapılırsa Türkiye’de, ancak bu gidişle güvenlik yok diye seçimlerin yapılacağını da sanmıyorum ya, oyunu kimden yana kullanacağını düşüneceksin. Ülkelerini din ile yönetmeye kalkan iktidarların piyasaları nasıl yükselttiğini düşüneceksin, Türkiye’yi bu sıralamada nereye koyman gerektiğini anlayacak ve sonuçları değiştirmek istiyorsan da değiştireceksin.

 

DURUMUMUZ NASIL?

Karadenizli genç Dursun, tıp fakültesini bitirir ve memleketine dönüp bir muayenehane açar. Tıptan mezun olan doktorlar, İlk teşhisi çok önemsermiş. İlk teşhisi doğru çıkarsa başarılı bir doktor olunur inancı varmış.

Sabah kalkmış bismillah bürosunu açmaya giderken, komşusu seslenmiş. Doktor oğlum bir uğrayıver, Temel amcan çok hasta. Bismillah deyip içeri girmiş, “Temel amca neyin var” demiş.

Temel, karnının çok ağrıdığını, çok fena ishal olduğunu, ortalığı berbat ettiğini söylemiş. Doktor reçete yazacak, ilacın adı bir türlü aklına gelmemiş. Rahatlasın diye sakinleştirici ilacını yazmış. Aradan iki gün geçmiş, doktor hastasını merak edip kapıyı çalmış. Temel’in karısı açmış kapıyı. Doktor hastasını sormuş, kahveye gitti cevabını alınca rahatlamış. Demek ki bizim teşhis doğru, hasta iyileşti diye düşünmüş.

Ama yine de tatmin olmamış kahveye gitmiş. Bakmış Temel amca okey oynuyor. Nasıl oldun Temel amca? Temel hiç istifini bozmadan, gayet sakin bir şekilde; “Doktor bey altımı pislik götürüyor ama hiç kafama takmıyorum artık… Bizim durumumuz da aynen Temel gibi. Altımızı pislik götürüyor ancak kafamızı takmıyoruz.

GÜNÜN SÖZÜ
Kuyuda su kalmayınca onun kıymetini anlarız... (B. Franklin)