bonus veren siteler bonus veren siteler bonus veren siteler istanbul evden eve nakliyat cappadocia green tour istanbul sex shop
Sultan Süleyman Olmak
Yazarlar // 31 Ağustos 2022 Çarşamba 07:25

İsmail BAŞARAN

Osmanlı ve Osmanlı Padişahları denilip duruluyor ya. Bugün o eski günleri düşünenler ve akıllarına getirenler o günleri hatırlasınlar, hatırlayamazlarsa kaynakları okusunlar. Özellikle de Sultan Süleyman’ı akıllarından çıkarmasınlar.

Bugünlerde kendisini padişah olarak görenler veya göstermek isteyenler vardır. İçlerinden öyle geçiyor olabilir. Kendilerini sultanlara benzetmek isteyenlere bir önerim olacak: Sultan Süleyman gibi yapsınlar. Kılık değiştirip vatandaşın arasına karışsınlar, yönettiklerini sandıkları vatandaşlarının arasına girmekten çekinmesinler. Siyasi partilerin yöneticileri de iktidarın yöneticileri de kıyafet değiştirip vatandaşın arasına girsinler.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "İşsizlik sorunu yok! Yeter ki iş isteyin" demiş. Erdoğan Kütahya’da toplu açılış töreninde hizmete giren tesiste yetkililerden 1500 kişinin istihdam edildiğini öğrenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeter ki iş istesin vatandaş iş, iş çok" diye konuştu.

İş çokmuş, öyle diyor Sayın Cumhurbaşkanı. Madem iş çok neden vatandaşın büyük bölümü işsiz, neden vatandaş ekmek bulabilmek ve ucuzunu alabilmek için metrelerce hatta kilometrelerce yol yürüyüp aradığını bulmak zorunda kalıyor?  Böyle konuşurlar tabi çük ü yöneticilerin ekmek bulma gibi dertleri yok. Maaşlarını binli rakamlarla alıyorlar, çoğunun böyle bir derdi yok. İşler tıkırında, karınlar doyuyor.

Bu durum Tevfik Fikret tarafından da yazılmış yıllar önde Osmanlı zamanında. O zaman da sarayda oturanlar rahatmış vatandaş ise sefilleri oynuyormuş. Fikret o günleri, o günleri yöneticilerini böyle anlatmış. Kısaca o günden bu güne yönetenler hiç değişmemiş sadece vatandaş daha fakirleşmiş.

O günlerde de sarayda oturanlar hep unutmuş vatandaşı. İşte Fevfik Fikret’in o günleri özeti. Bakın bugünden farkı var mı?

Yiyin efendiler, yiyin, bu han-ı can-feza sizin; Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa; malını Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini;

Bütün ferag-ı halini, olanca şevk-ı balini Hemen yutun, düşünmeyin haramını, helalini.

Yiyin efendiler, yiyin; bu han-ı iştiha sizin; Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak:

Yarın bakarsınız söner, bugün çıtırdayan ocak;

Bugünkü mideler kavi bugünkü çorbalar sıcak,

Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…

Yiyin efendiler, yiyin; bu han-ı pür-neva sizin;

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Saraylarda oturanlar ve vatandaşın parasıyla karınlarını doyuranlar yiyin ancak boğazınızdan aşağıya zor yutun, doktor doktor dolaşın sağlığınız için.

Öldüğünüzde imam cemaate “nasıl bilirdiniz” diye sorduğunda ağızlardan çıkan sözlere değil kalplerden geçenleri dinleyin.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Bu dünya imtihanında ya geçersin, ya kalırsın. İkmale kalmak yoktur.