Yükselişin Ardındaki Güç
Yazarlar // 26 Aralık 2020 Cumartesi 12:03

İsmail BAŞARAN

Belde belediyesinde zabıta memuru olarak göreve başlayan ve daire başkanlığına kadar yükselip 'rüşvet' iddiası ile tutuklanan Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanı Bahattin K.’nin 'muhteşem yükselişi' duyanları şaşırtmaya devam ediyor. Konu sadece şaşırtmakla kalmıyor bu kişi buralara nasıl geldi, arkasındaki güç kimler sorusunun da sorulmasına yol açtı.

Füze gibi yükselen ve tutuklanan Bahattin K. İlk olarak İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok, Evci Belediyesi’nden alıp memur olarak atamış. Ardından İlkadım’ı AK Parti’den devralan Necaattin Demirtaş döneminde sınavsız bir şekilde müdür yapılmış bu arkadaş. Yetmemiş Terme Belediyesi’nde de Müdür olarak çalışmış. Yetmemiş bu kez Başkan Ali Kılıç döneminde de Müdür yapıvermiş. Sonra da Mustafa Demir koltuğa oturunca Büyükşehir Belediyesi’ne Müdür olarak gelivermiş. Sonrası malum,  rüşvet aldığı iddiaları ortaya atılmış ve tutuklanmış.

Kendisine, yargı karar vermeyince rüşvet aldı denilemez de ateş olmayan yerden de duman çıkmaz derler halk arasında. Burada tartışılması ve üzerinde durulması gereken konu bu kişinin bu kadar yükselişinin arkasında bir gücün olup olmadığıdır. Varsa böyle bir güç o gücün ortaya çıkarılmasıdır yapılması gereken.

İnsanlar iş bulup çalışamazken bir insan nasıl bu kadar belediyede iş bulabiliyor ve her geçen gün füze gibi yükseliyor. Peki, bu vatandaş daha önce çalıştığı belediyelerde de rüşvet suçu işlemiş mi böyle bir suça karışmış mı? Ve hakkında bir soruşturma yapılmış mı?

Eğer bu belediyelerde de böyle rüşvet işleri olmuş ve görevden alınmamışsa o zamanki amirleri ve müdürleri yani belediye başkanları da sorgulanmalıdır. Yargı sorgulamıyorsa vicdanlarda sorgulanmalıdır bu konu. Türkiye bir yasa devletidir ve yasalar kişilerle kaim değildir, bu kişi de yargılanmasının ardından suçlu mu değil mi diye ortaya çıkacaktır.

 

TÜRKİYE ÇÖPLÜK MÜ?

Bu soruyu İYİ Parti Samsun milletvekili Bedri Yaşar sordu. Yaşar, Türkiye'nin ithal ettiği çöplere tepki gösterip "Türkiye, Avrupa'nın çöplüğü değildir "dedi.

Yaşar sonra da alınan çöplerin işlendiğine dikkat çekti. Çöp üreten ülkelere kirli ülkeler gözüyle değil de üreten ülkeler olarak bakılmalıdır.  Çünkü bir ülkede çöp varsa üretim var demektir. Eğer Türkiye’de çöpü bile yurt dışından alıyorsak üretimimiz dip yaptık demektir. Kısaca Türkiye üreten ülke durumundan çıkarılıp tüketen ve dışa haline getirilmiştir. Bunun müsebbibi ise 20 yıldır Türkiye’yi yönetenlerdir.

 

GÜNÜN SÖZÜ
Doğruyu yanlıştan ayırmanın tek çaresi mümkün olduğu kadar şüphe etmektir.