Yılbaşı Tatili
Yazarlar // 25 Aralık 2017 Pazartesi 07:48

İsmail BAŞARAN

Hani yılbaşı kutlamaları hristiyan dünyasına aitti. O nedenle iktidar milletvekilleri ve AK Parti’liler bunun kutlanmasını ve özellikle tatil edilmesini istemiyorlardı.

Karşı olmasına karşı iktidar ancak; işin ucu milletvekilleri önce kutlamalara karşı olmadılar.

Neden acaba?

Hristiyan dünyasında olduğu gibi dokuz günlük tatile neden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde AK Partili milletvekilleri de evet oyu kullandılar?

Kolay değil. Meclis tatile çıkacak, oradaki konuşmalar yapılmayacak millet de neyin ne olduğunu unutacak öyle mi?

Hristiyan adetine AK Partili milletvekilleri evet oyu verirken, muhalefet red oyu kullandı.

Garip bir ülkede yaşıyoruz. Evetçiler yeni yıla 18 gün tatille çıktılar.

Madem çalışmayacaklar, maaşlarından da kesilmesini isteseler, bu isteğe de evet deseler.

Maaşlarının artışına evet, çalışmaya hayır, tatile evet.

Oh ne ala memleket...

 

ZABITALAR YASAYA UYGUN ÇALIŞIYORLAR MI?

Bir zabıta müdürünün zabıta görevlisine yaptıkları basında yer alınca Zabıta Yönetmeliği de gündeme geldi.

Belediye Zabıta Yönetmeliği’nin Zabıta Memurluğuna atanma şartları başlıklı 13. maddesinde Zabıta Memurluğuna atanabilmek için 657 Sayılı yasanın 48. maddesinin (A) fıkrasında belirtilen genel şantlar var. Bunların dışında:

En az veya dengi okul mezunu olmak.

Tartılma ve ölçülme aç karnına ve çıplak ayakla olmak kaydıyla erkeklerde1.67 m, kadınlarda en az 1.60 m boyunda olmak ve boyun 1 metreden fazla olan kısmı ile kilosunun arasında  10 kilogramdan fazla fark olmamak.

Sınavın yapıldığı tarihte 25 yaşını doldurmamış olmak, şartları aranması gerekiyor.

Bu şartları düşünerek çevrenize bakın bakalım uyan var mı yok mu?

Varsa, yasanın ne kadarı uygulanabiliyor.

Ensafa zorluk çıkaran zabıtalar sıkça gündeme gelirken bir de tartaklayanlar çoğalmaya başladı. Zabıtasını darp eden müdürler de türedi artık.

Türkiye’de kurumlar yasalarla değil de kaba kuvvetle yönetilirse, yapanın yanına kar kalırsa, gün gelir keser döner sap da döner, müdürün tartakladığı zabıta, müdürünü tokatlarsa ne olacak?

 

BU YAZI SOSYAL MEDYADA DOLAŞIYOR

Güney Afrika’da bir Üniversitenin girişindeki yazı aynen şöyle:

 

Bir ülkeyi yok etmek için atom bombası veya uzun menzilli füzelere ihtiyaç yoktur.

Bunun için eğitimin seviyesini düşürmek ve kopya çekilmesine müseade etmek yeterlidir.

Bunun sonucunda:

Hastalar doktorların elinde can verir

Binalar mühendislerin elinde çöker

Para ekonomistler elinde kaybolur

İnsanlık dinci akademisyenlerin elinde ölür

Adalet hakimlerin elinde yok olur.

 

Yazıyı birkaç kez okudum.

Sonra da içinizde okuyanlar olur ve kendi kendine yorumlar diye düşündüm.

Kısaca, eğitimin çökmesi bir ulusun çökmesi demek değil midir?

 

GÜNÜN FIKRASI

Öğretmen çocukların "mucize" kelimesini bulmalarını istiyormuş.

İnsan yirminci kattan düşüp ölmezse buna ne denir?

Tesadüf, demiş öğrenci Temel

Öğretmen soruyu yinelemiş.

Peki, insan yirminci kattan ikinci kez düşer yine ölmezse ne denir?

Şans.

Peki, üçüncü kez olsa?

Alışkanlık...

 

GÜNÜN SÖZÜ

Her zaman doğru söyle, ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın...