Yeriz Biz, Yeriz...
Yazarlar // 04 Nisan 2017 Salı 00:44

İsmail BAŞARAN

Bugün bizim Temel’in bir soruya verdiği cevapla başlayalım.
Biliyorsunuz artık Türkiye Referandum sonuçlarının nasıl olacağı sorusunun cevabıyla çalkalanıyor.
Temel'e sormuşlar: Güzel mi olmak istersin yoksa aptal mı?

Temel “Aptal olmak isterum” diye cevap vermiş.
Bu kez de “Neden” diye sormuşlar.

Temel bu soruyu da “Güzelluk geçicidur” diyerek cevaplamış.

Her seçim referandum gelirken siyasi parti liderlerinin ağzından çıkan sözlerle bana da “Aptal” demeye mi getiriyorlar işte bunu anlamıyorum.
Şöyle bir kulak kabartın bakalım sözlere:
Açlık, işsizlik, hayat şartları, geçinememe kaygısından feryat eden milletin büyük bölümü oluyor ancak mızmızlananlar da hükümet oluyor.
Başkanlık sistemi gelirse Türkiye çağ atlayacakmış.
Sorarım size, referandum sonucu evet çıkar da işçinin, emeklinin, yani toplumun kaymağını yemeyen kesiminin geçim standartları yükselecek mi?
Avrupa ve Amerika Türkiye’ye bu gün baktığı pencereden bakacak mı?
Sahi ne olacak?
Tabi su isteklere cevap vermeyen sadece iktidar.
Varsa yoksa yatırımlar.
Köprüler, oto yollar.
Tabi yapılması gerekenler bunlar.
Tamam, da hangi kaynaklarla yapılmış halka anlatan yok:

Bu yolların paraları kimin cebinden çıkacak, borçları kimler ödeyecek bundan söz edenler yok.

Referandum sandığına gidene kadar bunları dinleyeceğiz.
Özellikle de iktidar kanadından gelecek yapılanlar.
Ancak benim bu kredilerin alındığı ülkelere ne kadar borçlandığımı, vatandaş olarak bu yükün altından kalkıp kalkamayacağımı kimse anlatmayacak.
Varsa yoksa çocuklarını ve yakınlarını 18 yaşında milletvekili yapıp ömür boyu askerlikten muaf sağlamak.
Saraylarda oturmak, aileyi, eşi dostu başkan yardımcısı, genel müdür, hatta bakan yapabilmek.
Bu millet bunu yer mi peki?
Yeriz biz, yeriz.
Neler yemedik ki?
Evlerinde ayakkabı kutularında milyonlarca doları saklayanları mı görmedik?

“Babacığım, şimdi ne yapacağım polisler geliyor” diye açılan telefonların seslerini mi dinlemedik?
Rıza’nın bazı bakanlara genel müdürlere rüşvet dağıttığı söylentilerini mi duymadık.
Peki, bu söylentilerin gerçek olup olmadığının araştırıldığını gördük mü?
Görmedik.
Yeriz, biz, yeriz.
Biz öyle oburuz ki önümüze ne konulursa yeriz.
Neden?
Çünkü aklımızı kullanamıyoruz, bizim yerimize aklımızı başkaları kullanıyor.
Veya kullandıklarını sanıyor.
Ne yapalım biz buyuz işte.
Holdinglere yönetim kurulu üyesi bizi mi yapacaklar?
Bu soruya nasıl cevap verirsiniz bilemem de ben “Hayır” diyorum.
Belki ben de yemlensem veya korkularım olsa önüme ne konursa yer “Evet” derim o zaman.
Padişahım en doğrusunu bilir diye de yanımdakileri kandırmaya çalışırım.
Bizim yerimize padişahımız düşünür, biz maraba kalır, savaşa gideriz.
18 yaşındaki bebeler de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilir.
Sahi ne yapacaklar orada?
Kanın mu çıkaracaklar?
“Hayır”

Ya ne yapacaklar?
Ense yapacaklar, askerden kaçacaklar.
Ah be baba, mezarında rahat uyu, kimse sana milleti kandırdın diyemeyecek.
Yani yüzüne söyleyemeyenler arkandan da konuşamayacaklar.
Bu da bana yeter…

GÜNÜN FIKRASI

Laz banka müdürü Rusya'ya geziye gitmiş ve bir lokantadan içeri girmiş. Siparişlerini verdikten sonra bir de bakmış ki karşısında afet bir hatun sürekli kendisine bakıyor. Davetkar bakışlarla hatunu masaya çağırmış, hatun gelip masaya oturmuş. Ancak ikisi de birbirlerinin dilinden anlamıyormuş.

Hatun çantasından kalem ve kağıt çıkarmış ve kağıdın üzerine sigara resmi çizmiş. Bizim laz müdür hemen sigarasına davranmış, kadına ikram etmiş.

Hatun daha sonra kağıdın üzerine kadeh resmi çizmiş. Bizimki hemen garsonu çağırmış ve en iyi şaraptan sipariş vermiş.

Hatun bu seferde kağıda ev resmi çizmiş yanına da 100 dolar resmi çizmiş. Bizimki içinden:

- "Ula kariya bak, banka müdürü olduğumu anladı konut kredisi isteyi.."


GÜNÜN SÖZÜ

Her zaman doğruyu söyle... Ne dediğini hatırlamak zorunda kalmazsın​