Yaşanmış Bir Göçün Gerçeği
Yazarlar // 28 Temmuz 2021 Çarşamba 09:27

İsmail BAŞARAN

Bugün yakın tarihimize dönüp bir göç ve yerleşim hikayesinden bahsedeyim. Samsun’la ne alakası var demeyin sakın olurda yeni gelen Afganlılar’dan Samsun da nasibini alırsa eskileri bilmiş olalım.

SCB'nin (Rusya) 1979 yılında  Afganistan'ı işgali sonrası sivil Afganlılar ve Türkler, kitleler halinde Pakistan'a sığınmışlardı. Başta Türkiye olmak üzere bazı devletlerden ve uluslararası kuruluşlardan sığınma talebinde bulunan ve olumsuz yanıt alan Pakistan'daki mülteci kamplarında yaşayan soydaşlarımızın varlığı ve sıkıntıları ancak, Dönemin Devlet Başkanı Kenan EVREN’in Pakistan'daki bir mülteci kampı ziyaretinde grup lideri Abdülkerim MAHDUM ile görüşmesi sonrası dikkate alınabildi.

Çıkarılan yasa ile mültecilerin iskanlı olarak getirilebilmesine karar verildi. 1979'da Afganistan'dan Pakistan'a oradan 1982 yılında Türkiye'de Tokat'a uzanan göçün hikayesi bu. Ben de o nleri yaşamış birisi olarak bu hikayeye dahil olayım dedim.

1982 yılının Haziran ayında getirilmesi planlanmış olan mültecilerin, “orucumuzu tutup, dini görevimizi yerine getirdikten sonra gelelim” dedikleri için nakilleri Ağustos ayında gerçekleşti.  366 kişilik ilk Afgan mülteci kafilesinin, 3 Ağustos 1982 tarihinde Pakistan'dan kalkan Türk Hava Yolları’na ait uçakla, saat 15.15 sularında Adana Havaalanına getirilmesi ile Afganlı mültecilerin Türkiye’ye nakilleri başladı

Adana’da bir günlük istirahatten sonra mülteciler, soy ve akrabalık durumlarına göre farklı şehirlere taşınmışlardı. İlk kafilede gelen 161 kişilik Özbek grubu Gaziantep’e; aralarında Türkmen lider ve Afganistan milletvekili Abdülkerim MAHDUM’un da bulunduğu 205 kişilik Türkmen grubu ise Tokat ’a sevk edilmişti.

Milliyet Haber Ajansı’nda çalıştığım yıllardı. Tokat’ın Yeşilyurt ilçesine yerleşen Afganlılarla görüştüm orada. MAHDUM’un sofrasına da konuk oldum. Afganistan’dan gelip Yeşilyurt’a yerleşmişlerdi. Gittim, gördüm ve o zamanlar da yazdım göçerlerin çektikleri çileleri. Rahmetli Mahdum’un da sofrasına konuk olmuştum. Çocuklar başlarına gelenlerden habersiz oynuyorlardı Yeşilyurt sokaklarında. Gençler ne yapacaklarını düşünüyor MAHDUM’un söylediklerini emir sayıp yerine getiriyorlardı. Yaşlı ileri olanlar ise kadınlı erkekli yeni yerleşim yerlerinde yeni yaşamlarına nasıl alışacaklarını düşünüyorlardı. Konuşmalar  ilerledikçe Türkiye’deki bazı gerçekleri de MAHDUM’dan öğrenmiş oldum. Türkiye’ye daha önce de Afganistan’dan çeşitli  yollarla gelenler olmuş ve Türkiye deri piyasasının bir bölümüne el atmışlardı.

Kısacası Afganistanılar Türkiye’ye geldikten sonra iş  piyasasına girmiş ekmeklerini kazanıyorlardı. Kendilerine yiyecek dağıtılmasını beklemiyorlar, devletten maaş almayı akıllarından geçirmiyorlar çalışıyorlardı. Yani diyeceğim o ki Afanistan’dan gelenler ile Suriye’den gelenleri kimse bir tutmasın.

Afganistan’dan gelenlerin fotoğrafları yer alıyor yayın organlarında, bu bir projeymiş, eğer proje ise Askeri vesayet dönemine yani Kenan Evren dönemine kadar uzanıyor bu. O zaman Kenan Evrene yani Türk ordusuna ihtilal yaptıran dış güçler kimlerse bugün de Afganiğstan’dan Türkiye’ye mülteci akını başlatanlar yine aynı güçler. Ve bu güçlerin Türkiye içindeki işbirlikçileri yine ortalarda. Kimler bunlar, bilmiyorum, TBMM var, araştırılması için önerge verilsin araştırılsın vatandaş da kimlerin dış düçlerle içlidışlı olduğunu öğrensin.

El cümle gelen Afganlılar çlışırken Suriyeliler ise halen yiyor içiyorlar vatandaşın ekmeğine ortak oluyorlar. Bu nasıl misafirlik. Suriyelileri getirenler artık geri de gönderseler ne iyi olur.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Kalem ehlinin elinde Musa’nın Asa’sı, ehli olmayanın elinde ise Allah’ın Cezası’dır.