Yarın Kadınlar Günü
Yazarlar // 07 Mart 2017 Salı 06:13

İsmail BAŞARAN

Neden bu kadınların bir günü var da erkeklerin bir günü bile yok?
Neden hep kadınlar bu günlerinde erkeklerden, çocuklarından beklenti içindedir?
Bu sorular kafama takılınca nedir bu kadınlar günü diye sordum kendi kendime sonra da araştırdım.

Bakın neymiş?
Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlanmış. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak kutlanmaya başlanmış. Kapalı mekanlardan sokaklara taşınmış bu kutlama.

"Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapılmış. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmamış. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya devam ediliyor.
Yarın da Dünya Kadınlar günü kutlanacak. Erkekler eşlerine çocuklar annelerine hediyeler alacak.
Yani kısaca alışveriş artacak, cepteki para piyasaya girecek.
Bu arada bakarsınız enflasyon bile artacak.
Yani kısaca bu işi zararla kaybeden yine toplumun az kazançlı kesimleri olacak.
Ben yine de sizlere hatırlatmak istiyorum.
Ey erkekler bu Kadınlar Günü olayını satın unutmayın.
Yoksa işinizden evinize yorgun argın gittiğinizde akşam sizi güler yüzüyle değil de asık suratıyla karşılayan biri çıkabilir karşınıza…


EKONOMİ DERSİ

 

Ekonomi üzerine bir anekdot ile başlayalım söze.

Ekonomi hocası yılın ilk dersine şöyle başlamıştı:

Öğrencilerim, birazdan size on dakika içinde ilk iktisat dersini vereceğim. Bu on dakika yeterli olacak. Geri kalan zamanda yani bütün bir yıl boyunca, "zenginlerin yazdırdığı" müfredatı okuyacağız. Ve devam etti:

Arkadaşlarım. İktisat üçe ayrılır: Ticaret, siyaset, savaş.

1- Bir milyon dolara kadar para kazanmak isteyenler ticaret..

2- Bir milyar dolara kadar para kazanmak isteyenler siyaset...

3- Daha çok kazanmak isteyenlerse savaş yaparlar!..

Ne mükemmel bir ders değil mi ekonomi hocasının verdiği.
O dersten çıkıp hayatın içine ve ülkemizin içinde bulunduğu duruma bir bakalım.
Aynen sıralanmış bu maddeler gibi değil mi ekonomi?
Biz de ekonomiyi dar bir çerçeve içine almışız, eve ekmek götürebilmek veya pazardan sebze alabilmeye kadar indirgemişiz.
Maaşların biraz artmasıyla sevinmişiz, bizim maaşlarımızı artıranların kendi maaşlarını ne kadar artırdıklarını ise görmemişiz
Atların rahvan gitmesi için ne yapılır bilir misiniz?
Sırtına vurur seyisler.

GÜNÜN FIKRASI


Doktorun bekleme odasında, son derece hasta  oldukları her hallerinden belli üç adam oturuyormuş.. Hastalardan birisi 24 saatin 24'ünde de içen bir alkolikmiş..  İkincisi, sigaraları birbirine ekleyen bir tiryaki.. Üçüncü sevişmeden duramayan azgın bir eşcinsel..

Üçünü de uzun  uzun muayene eden doktor, sonuçları açıklamak için adamları odasına çağırmış..

"Haberler kötü" demiş.. "Üçünüz de  uçurumun kenarındasınız.. Bu alışkanlıklarınızı derhal  bırakmanız gerek.. Sen bir yudum daha içersen, sen bir nefes daha çekersen, sen bir daha bir erkekle ilişkiye girersen bittiniz. Orada kalırsınız.. Bakın tane tane tekrar  ediyorum..

Aranızdan herhangi biri bu alışkanlığını bir defa, sadece bir defa dahi tekrarlarsa ölecektir.. Hepsi bu  kadar.."

Üç kafadar muayenehaneden birlikte çıkmışlar, yürürlerken bir barın parlak ışıkları, yüksek müzik  alkoliği kandırmış.. "Bütün doktorlar palavracıdır. Bayılırlar yasaklamaya" demiş, dalmış içeriye.. Ötekiler de peşinden.. Alkolik bir duble viskiyi kafasına dikmesiyle oraya  yığılmış kalmış..

Diğer ikisi dehşet içinde bardan fırlamışlar.. Karmakarışık duygularla yürürlerken kaldırımda yeni yakılmış, dumanı tüten kocaman bir puro görmüşler..

Tiryaki aniden durmuş.. Derin derin bakmaya başlamış, yerdeki  puroya.. Eşcinsel tiryakiyi dürtmüş..

"Eğer onu almak için  eğilirsen.." demiş "Bil ki, ikimiz de  öldük!"

 

GÜNÜN SÖZÜ

Gelenekler, beklenmeyenin gerçekleşmesini önlemeye yönelik toplu çabalardır. Barbara Tober