Yakında Yıkılırsa Şaşırmam
Yazarlar // 24 Ağustos 2017 Perşembe 00:16

İsmail BAŞARAN

Önce SSK’nın bulunduğu, yılların çarşısının yıkılmasından sonra şimdi kenarda köşede kalan Gazi Müzesi’nin de bakımının yapılmadığı ortaya çıktı.

Yıkıldı, yıkılacak.

Neden?
Orada AVM yapılacak ya.

Gazi Müzesi, yani Atatürk bir taraflarını acıtıyor ya bazılarının.

Yıkın gitsin.

İçindekileri de önce taşır gibi yapıp sonra da kaybedin.

Neden Atatürk Müzesi?
Çünkü Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Samsun’a geldiğinde orada kalmıştı.

Kullandığı her şey oradaydı.

Onları da haraç mezat satın.

AVM yapılacak ya, yıkın müzeyi de.

Alanı AVM’nin içine katın.

Ne kadar uğraşırsanız uğraşın bu milletin gönlünden Atatürk sevgisini çıkaramazsınız.

Bir hatırlatmada bulunayım.

Bazı meczuplar Atatürk’ün heykellerine bile kin ve düşmanlıklarından saldırırken bir gerçeği unutuyorlar.

Bu hareketler planlı veya plansız da yapılsa, kalplerdeki Atatürk Sevgisini daha çok pekiştiriyorlar.

Yıkın Atatürk Müzesini de…

 

ÜNİVERSİTE BİLMECESİ

Bir tarafta Samsun’a ikinci Üniversite şarttır diyenler, diğer tarafta ise hayır ikinci üniversite şart değil OMÜ genişletilmeli diyenler.

Bir ikinci üniversite kurulmuştu.

Arsası verilmiş, bina yapılmış öğrenci bile almıştı.

Sonra ne oldu?
FETO’cuların denildi.

OMÜ’ye devredildi.

Şimdi de bu binalara Meslek Yüksek Okulu’nun gönderilmesi düşünülüyormuş.

Öğrenciler de FETO nedeniyle bu binalara gitmek istemiyorlarmış.

Helal olsun o öğrencilere.

Samsun’a gerçekten ikinci bir üniversite şart.

Nedeni basit.

Üreten Samsun’dan tüketen Samsun’a geçilmiş.

Tüketen insanların sayılarının artırılması gerekir.

Bir Üniversite, zaman içinde en az sekiz on bin öğrenci, öğretim görevlisi, aileleri, çocukları demektir.

Asıl üzerinde durulması gereken öğrencilerin o binalara gidip gitmemek konusundaki düşünceleri değil.

O üniversite kurulurken, sahiplerinin FETO’cu olduğu bilinmiyor muydu?
O arazilerin Üniversite yapımı için kimler tarafından verildiği, imarının kimler tarafından düzenlendiği neden araştırma konusu olmuyor bir türlü.

Sadece suçlu oradaki beton binalar kabul ediliyor.

Birkaç kişinin üzerine suçun yıkılması ile iş unutturulmamalı.

Kocaman bir bina yapıldı orada.

Hangi belediye iskânını verdi?

Hangi Belediye Başkanı ve Belediye yönetiminin o binanın yapılması kararının altında imzaları var?

Şimdi, öğrenciler gitmek istemiyormuş da falan da filan tartışmaları yapılıyor.

Bu tartışmalardan önce binayı dikenler, araziyi verenler, iskânı verenlerin ifadeleri alınmaz mı?
Gerçi ne olacak ki!

Bizi kandırmışlar deyip çıkacaklar işin içinden.

Hep öyle olmuyor mu?
Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkanı da “Bizi kandırdılar” demiyor mu ikide bir.

Demek ki biz yöneticilerimiz ve toplum olarak kandırılmaya alışmışız.

Siyasilerin verdikleri sözlere nasıl inanacağız?

Yarın da çıkıp ortaya bizi kandırmışlar demeyecekler mi?

 

GÜNÜN SÖZÜ

Dünya ulusları kardeştir. Kardeşlik duygusu dünyanın temeli olmaya yaraşır. Atatürk