Vatandaş Kontrolünü Kaybetti
Yazarlar // 17 Aralık 2020 Perşembe 18:14

İsmail BAŞARAN

Samsun'da hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günde, eşi ile birlikte aracıyla Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'ne gitmek için yola çıkan Gökhan Pala, polis ekipleri tarafından kontrol noktasında durduruldu. Polisler ile Gökhan Pala arasında yaşanan diyalog esnasında bir polis memuru, aracın ön camından içeri doğru Pala'ya yumruk salladı. Burnu kırılan Pala rapor aldı, şikâyetçi oldu. Adli ve idari soruşturma başlatıldı.

Kısaca yapılması gereken yapıldı, çünkü hiçbir emniyet görevlisi bunu yapamaz ve yapmamalı. Ne demek elini otomobilin camından sokup yumruk atmak? Bu olay sadece p0olis memurunun yumruklu saldırısı değildir, aynı zamanda meskene tecavüzdür. Çünkü otomobilinin içi o anda vatandaşın meskenidir.

Bu olayda madalyonun iki yüzü vardır. Birinci yüzünde; polis memurunun görevi de değildir ceza vermek, hakkı da değildir. Eğer vatandaşın bir suçu varsa kaba kuvvete başvurmak acizliktir. Polis memuru burada bir acizlik yapmış ve görevini kötüye kullanmıştır, buraya kadar tamam.

Bir de polis memurunun tarafından bakmak gerekir olaya. O polis memuru kaç saattir görevdedir, yeteri kadar dinlenebilmiş durumda mıdır, fazla çalışmaktan yorulmuş mudur? Bunlar hep sorulması ve yanıtlanması gereken sorulardır. Polis memurunun kaba kuvvete başvurması yorgunluk nedeniyle de olsa kendisini haklı çıkarmaz.

Olay bizlere yani vatandaşlara değil de yönetenlere ders olmalıdır. Merak ediyorum şimdi o genç polis memuru yargılanacak mı cezalandırılacak mı?

Yargılanırsa, soruşturmada veya mahkemede kendisine “Hangi psikolojik durum içinde o yumruğu attın, kaç saatten beri görevdeydin, yorgun muydun, görev süren yöneticilerin tarafında8n dinlendirilmeden uzatılmış mıydı? Gereğinden fazla çalıştırılıyorsa bir polis memuru, dinlenmemişse psikolojisi de bozulmuştur. Bütün bunlar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Ne yaparsınız balık baştan kokuyor. TBMM’de kocaman bakanlar ve milletvekilleri kürsüde konuşurken birbirlerine öyle sözler söylüyorlar ki, sokakta mahalle arasında o sözler söylense büyük kavga çıkar.

TBMM’de konuşanlar konuşurken biraz daha dikkatli olursanız bu kabadayılık memurlarınıza da sirayet etmez, bunu biliyorsunuz herhalde.

 

BELEDİYE’NİN ELİ CEBİMİZDE

Bir yağmur yağdı, Çiftlik Caddesi yine tarumar oldu. Çatladı, patladı, bozuluverdi. Bir yağmurla bu hale gelen Çitlik Caddesi Mustafa Demir göreve geldikten sonra trafiğe açıldı, o sırada da vatandaşın vergileriyle oluşan bütçeden masraflar yapıldı. Ancak durum, harcanan paraların boşa gittiğini ortaya koydu.

Kısaca onarımın iyi yapılamamış ki çöküverdi, kırılıverdi her yer. Bu hesabı kim ödeyecek, yine vatandaşın cebinden mi çıkacak bu paralar?

Çiftlik Caddesi AK Parti’li Belediyeler zamanında, Yusuf Ziya Yılmaz döneminde bozuldu yeniden yapıldı, o zaman trafiğe kapatıldı. Yine AK Parti’li Mustafa Demir geldi bu kez Cadde yine yıkıldı yeniden yapıldı.

Plansızlık Belediye’nin bütçesini zora soktu, sonrasında da Şehit ailelerine bir yer bile verilemez duruma geldi.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Namus görünmez bir cevherdir; çok kere ona sahip olmayanlar sahipmiş gibi görünürler. (Shakspeare)