Umudumuzu Tüketmeyelim
Yazarlar // 11 Kasım 2019 Pazartesi 12:56

İsmail BAŞARAN

Bir yazıya dün diye başlamak ne kadar anlamlı olabilir ki, aslında gelecekte neler olmalı diye başlamalı değil mi?

Bugün için değil, çünkü dün gerçeği bir kez daha yaşadım. 10 Kasın saat dokuzu beş geçe bunu bana yaşatanlara teşekkür ederim.

Kurtuluş mücadelemizin baş mimari, başkomutan, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü dün andık. Millet, genci yaşlısı herkes saygısını gösterdi. Araçlar durdu, sirenler çaldı, Anıtkabir doldu taştı, gözler yaşardı, duygular yine tavan yaptı.

Atatürk’ü anmak için bu yapılanlar elbette yeterli değil, Anıtkabir’e 10 Kasımda Atatürk’e ağlamak için değil kendisinden özür dilemek için gitmek gerekir. 10 Kasım günü saat dokuzu beş geçe yollarda araçları durdurup saygı duruşunda bulunmaktan daha önemlisi Büyük Kurtarıcıdan özür dilemek erdemini gösterebilmektir.

Atam, kurduğun cumhuriyete yeteri kadar sahip çıkamıyoruz, kurduğun Büyük Millet Meclisinde kararların alınması yerine tek adam kararlarının millete dayatılmasına göz yumulduğu için özür dilemektir. Atatürk’ü anmak göz yaşartmak değil, ilkelerine ve yaptığı inkılâplara, Cumhuriyete sahip çıkmaktır. Peki, bunları yapabiliyor muyuz diye kaçımız düşünüyoruz?

10 Kasım ağlamak günü değildir. Atatürk’ün ilke ve inkılâplarına sahip çıkılamadığı için özür dilemek ve çalışmak günüdür.

Unutmayalım mal kaybeden bir şey kaybetmemiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir, cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Ya ümitsizsiniz. Ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz. Ya da çare sizsiniz. (Behçet Necatigil)