Ufukta Seçim Görünürken
Yazarlar // 7 Ağustos 2020 Cuma 17:13

İsmail BAŞARAN

Hem iktidar hem de muhalefet milletvekillerinin köyünüzü kasabanızı gezmelerini, dertlerinizi dinlemelerini neye soruyorsunuz bilmem de bu işin altında galiba “yeniden seçilebilmek” aşkı yatıyor. Tabi bu arada biz gazetecilerin de bir güzel kullanılmasıyla gerçekleştiriliyor bu istek.

Vallahi bu efendiler hep söz veriyorlar. Bu efendilerin efendileri de dün, önceki gün, ondan önceki günlerde söz veriyorlardı.  Ancak verdikleri sözleri büyük ölçüde yerine getirmiyorlardı veya getiremiyorlardı.

Erken ya da vaktinde artık Türkiye kim ne derse desin seçim havasına girmeye başladı. Önümüzdeki günlerde siyasi parti genel başkanlarının ve teşkilat yöneticilerinin Türkiye’yi karış karış taramaya başlayacaklarına tanık olacaksınız. O nedenle ben buradan sizleri bir konuda uyarmak istiyorum. Siyasi partilerden genel seçimlerde aday adayı olacak kişilerin başvuruları bir takvim doğrultusunda başlayacak.

Özellikle de iktidar partisi AKP’den aday adayı olmak için başvuracakların sayısının bir hayli fazla olacağını söylemek kehanet sayılmamalı. Barajı aşması olası diğer siyasi partiler de bu konuda benzeri sıkıntıya mutlaka düşeceklerdir. Takvim işlemeye başlayıp aday adayları ortaya çıkınca parti yönetimlerinde sıkıntılar had safhaya ulaşacak. “Bu kadar aday adayı arasından adayları nasıl belirleyeceğiz” sıkıntısıdır bunun adı. Sahi, aday adayları nasıl elenecek? Yani adaylar nasıl ve kim tarafından belirlenecek? Merkezden mi, ilçe ve il teşkilatları tarafından mı?

Bu soruların yanıtlarının verilmesi durumunda çözüm öyle veya böyle hemen sağlanacak. Bizim ülkemiz demokrasiyle yönetiliyor, bu nedenle siyasi partiler de demokrasinin temel yapı taşı deniliyor da peki bu siyasi partiler çok mu demokratik yönetiliyor? Bu partilerde lider sultası yaşanmıyor mu? Demokrasi denilen nedir, başka yönetim şekilleri var mıdır, bu yönetim şekillerinde devlet vatandaşına nasıl davranır?

Bakın nasıl davranıyormuş:

Komünizm: İki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır size süt verir.

Faşizm: İki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır size süt satar.

Nazizm: İki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır sizi kurşuna dizer.

Teokrasi: İki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır, siz süt duasına çıkarsınız.

Bürokrasi: İki ineğiniz varsa, devlet ikisini de alır, birini öldürür, sütü satar, kovayı da devirir.

Demokrasi: İki ineğiniz varsa, ikisi de greve girer.

 

DÜĞÜNLER VE SALGIN HASTALIK

Yaz geldi, deniz sezonu açıldı, düğünler başladı. Kısaca Pandemi döneminde hayatımıza giren sosyal mesafe nereyse tamamen ortadan kalkmak üzere. Sadece kafelerde ve kahvehanelerde var.  Buralarda oyun oynamak yasak, sosyal mesafeye uymadan oturmak yasak çünkü salgın yeniden hortlayabilir. Ancak ortalıkta düğün konvoyları dolaşıyor, düğünler yapılıyor, toplu yemekler veriliyor ve düğüne gidenler de burada yemeklerini kolaylıkla yiyebiliyor.

Eğer bu hastalık bu saldın yakın mesafelerden bulaşıyorsa düğün alanından daha iyi yayılacak yer bulamaz herhalde. O zaman çok dikkatli olunmalı. Burası Türkiye, Turizm Bakanının otelleri, Sağlık Bakanının hastaneleri olduğu bir ülke kısaca… Gariban düğün yaparken zorlanacak, izin almak için kırk kapıya gidecek.

Yazıyı yazarken davulcu tokmağı çok iyi vuruyordu davula oturduğum yerde oynayasım geldi.

Ritim çok iyiydi, ancak iktidarın başımıza indirmekte olduğu kıtlık ve işsizlik tokmağı çok da ritmik değil. Ey vatandaş, ey seçmen, seçim zamanı gelince, sandık önümüze geldiğinde tokmak bizim yani seçmenin elinde olacak istediğimiz sıklıkta ve kuvvetle vuracak mıyız bizi geçim konusunda zor durumda bırakanların kafasına, kafasına…

 

GÜNÜN SÖZÜ Gençlikte sevmek için yaşarız, yaş ilerledikçe yaşamayı severiz. (Saint-Euremond)