Türk Ordusu ve Tören Kıtası
Yazarlar // 31 Ağustos 2013 Cumartesi 07:51

İsmail BAŞARAN

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları öncesi birkaç asker gördüm. Tören kıyafetlerini giymişler ellerinde kılıçları tören alanına doğru hareket etmeye hazırlanıyorlardı. (Zaman ve mekân vermiyorum)
Üç askerdi gördüklerim.
Sabahın erken saatiydi.
Takıldım kendilerine:
“Arkadaşlar, elinizdeki kılıç kesiyor mu?”
Birisi cevap verdi:
“Hayır, bu tören kılıcı yani kesmez…”
30 Ağustos Zafer Bayramı nedir ve ne için kutlanır sorusuna bir lügat bilgisiyle cevap verelim önce:
“Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos'ta başlayıp, 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'ni (Büyük Taarruz) anmak için kutlanan bayramdır. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.
Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyonkarahisar, Denizli, Kahramanmaraş, Ankara ve İzmir'de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilân edilmesi 1935 yılının Mayıs ayında olmuştur.”
Her ne kadar böyle bir savaş yapılmadığı yolunda bazı aklı evvellerin ortaya attığı safsatalar olsa da ben 30 Ağustos’u kutlayanlardan birisiyim.
Bu bilgiyi verdikten sonra dönelim biz yine askerin elindeki kılıca…
Hatırlar mısınız bir büyük(!) Türk Ordusu için “Karton ordu” demişti.
Ben de o zaman kendisine kızmıştım.
Meğer Türk Ordusu’nun fertlerinin elindeki kılıçlar bile “Kesmeyen oyuncaklar” haline gelivermiş de zamanla haberimiz olmamış bundan…
Çevremiz ateş hattı.
Özellikle de güney sınırlarımız.
Yerlisi yabancısı hepsi azıtmış.
Türk Ordusu ne yapıyor?
İzliyor mu bu durumu?
Teyakkuzda mı?
Yedi düvele karşı koyabilecek güçte mi?
Yoksa gerçekten kılıcı oyuncak mı, kartondan mı?
Ben buna inanmak istemiyorum.
Türk Ordusu’nu ister içeride olsun ister dışarıda, kimsenin ama kimsenin hafife almamasını hatırlatırım.

GENÇ OSMAN VE OSMAN GENÇ
“Bağdadın içine girilmez yastan
Her ana doğurmaz böyle bir aslan
Kelle koltuğunda geliyor Kars'tan
Allah Allah deyip geçer Genç Osman of of

Bağdadın kapısın Genç Osman açtı
Düşmanın cümlesi önünden kaçtı
Kelle koltuğunda üç gün savaştı
Allah Allah deyip geçer Genç Osman of of

Askerin bir ucu göründü Van'dan
Kılıcın kabzası görünmez kandan
Bağdadın içinde tozdan dumandan
Toz duman içinde kaldı Genç Osman of of…”

Bu türküyü dinlerken hep duygulanırım.
Çünkü bu toprakların Türk Vatanı olması için ne uğraşlar verildiğini ne kanlar akıtıldığını hatırlarım.
Hatırlarım da Genç Osman bu kez bana Osman Genç’i hatırlattı.
Samsun’un Canik İlçesi Belediye Başkanı Osman Genç’i…
Açıklamamasına rağmen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olacağı bu nedenle de tüm Samsun ilçelerini dolaşırken Canik’i ihmal ettiği iddia edilen Osman Genç’i hatırlattı.
Dedik ya Osman Genç ilçeleri dolaşıyor.
Önceki gün de Bafra ilçesinde vatandaşla konuşurken bakın ne demiş:
“Bafra'nın başta tarım olmak üzere turizm, hayvancılık, balıkçılık gibi önemli potansiyelleri var bu nedenle Bafra'yı trenle Samsun limanı ve kargo taşımacılığı olan havaalanına bağlamalıyız…"
Bu satırların yazarı Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ın “Batı Park’ta iki tane gökdelen yapacağız” deyip gösterdiği animasyonlardaki Amerika’daki ikiz kuleleri görür gibiyim.
Hani bir saldırı sonucu ortadan kaldırılan kuleler var ya…
Ancak o ve benzeri hayaller Yılmaz’a Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazandıran unsurlardandı.
İstanbul’dan gelen ekiple çalışıyordu.
Şimdi de iddialara göre Osman Genç İstanbul destekli çalışıyormuş.
Ve de hayallerini anlatıyormuş vatandaşa.
Bafra ile Samsun’un demiryoluyla birbirine bağlanması gibi, yani…
Hayalsiz de yaşanmıyor ki.
Aman ha o türkünün sonundaki gibi olmasın Osman Genç.
Türkünün sonunu hatırlayalım:
“Toz duman içinde kaldı Genç Osman of of…”

GÜNÜN FIKRASI
Temel bir gün hastaneye gitmiş, doktorun odasına girerken ağlayan bir adam görmüş.
Adama sormuş:
-Neden ağlaysun?
Adam cevap vermiş:
-Kan tahlili için geldim parmağımı kestiler onun için ağlıyorum.
Temel de ağlamaya başlamış.
Bu kez adam sormuş:
-Sen neden ağlıyorsun:
Temel cevap vermiş:
-Ben de idrar tahlili için celmiştum, onun için ağlayrum

GÜNÜN SÖZÜ
Aptal, susarak kazandıklarını konuşarak kaybedendir.

DUVAR YAZISI
Şiddete karsı savaş açın! Şiddet yanlılarını kurşunlayın…