Tencere ve İktidar
Yazarlar // 19 Nisan 2019 Cuma 12:16

İsmail BAŞARAN

Bir bölgedeki insanlar, yöneticinin vergilerinden, zulmünden yılmışlar, padişaha bir şikâyet mektubu yazmışlar. Ancak daha mektup vilayet dışına çıkamadan, valinin eline geçmiş. Vali de bunun üzerine yöre halkının bütün önde gelenlerini yemeğe çağırmış ve onlara muhteşem bir ziyafet vermiş. Yemek bitince, vali, uşaklarına sandığını getirmelerini istemiş. İnsanların meraklı bakışları arasında, valinin içi altın, mücevherle dolu sandığı açılmış.

"Ey ahali, görüyorsunuz ki, bu sandığın dolmasına bir karış kaldı. Ne zaman ki bu sandık dolar, benden yana bir zulüm görmezsiniz. Ama yerime başka biri geçerse, o boş sandığı dolduracak, unutmayın!"

Son zamanlarda Ekonomi ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı paketlerden anladığım kadarıyla yeni zamlar gelecek. Ekonominin düzelmesi için üretimin artırılması gerektiği unutulacak ve yine zamlara başvurulacak.

Türkiye’de hayat pahallılığı özellikle de dar gelirlilerin belini bükerken yukarıdaki fıkrada olduğu gibi bir düşünce aldı beni. Şimdi herkes yeni bir iktidarın gelmesiyle, erken seçimlerin yapılmasıyla, her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan “erken seçim yok” diyorsa da bunu zaman gösterecek.

Çünkü artık tencereler kaynamamaya başladı. İnsanların büyük bölümü pazardan ürünlerin pahallılığı nedeniyle fileleri dolmadan dönüyor. İnsanlar artık meyveyi bile tane ile alır duruma düşmüşler.

“Tencerenin düşürmediği iktidar olmaz” demişti rahmetli Süleyman Demirel.

İş başındaki iktidar da bu sözü unutmamalı, çünkü tencereler kaynamıyor. Gerçi saraylarda oturanlar tencerenin kaynamamasından pek anlamazlarsa da ben de iş başındaki iktidar bu hayat pahallılığına çare bulamazsa korkarım “Tencereyle” düşer iktidar ve Türk Siyasi Tarihinde bir siyasi parti daha yerini alır.

PAZARDA YANGIN VAR

Seçimler bitti, vatandaş tercihini kullandı ancak sayınlar Türkiye’nin bazı bölgelerinde tamamlanamadı, şükür ki Samsun’da böyle bir sorun yok. Seçime odaklandırılan Türkiye’de insanlara hayat şartlarının daha da ağırlaştığı unutturulmaya çalışılıyor.

İşsizlik almış başını gidiyor. Üretim düştüğü ve gıdada bile dışa bağımlılık arttığı için, fiyatlar da bir türlü düşmüyor. Kısaca pazarda yangın var da kimse üzerine su dökmüyor, sadece ateşin altına odun atılıyor. Belki, birileri Türkiye’nin tam bağımsız olması yerine dışarıya tam bağımlı hale gelmesini istiyor. Bu arada bazı olayları da unutturuluyor galiba bizlere.

Sahi papaz ne oldu? Konsoloslukta öldürülen gazeteci ne oldu? Hani iktidar bunların hesabını soracaktı, sormayı mı unuttu? Türkiye’yi yönetenler sadece esip gürlüyor da icraat ortaya koyamıyor.

GÜNÜN SÖZÜ

Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır, yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Tanrı’yı kullanır. (Giordano Bruno)