Tarihi Kim Yapar Kim Yazar
Yazarlar // 12 Nisan 2017 Çarşamba 23:40

İsmail BAŞARAN

Tarih dersinde öğretmen birini tahtaya kaldırmış ve sormuş:

-Oğlum Kadeş Savaşını kim yaptı?

Çocuk hemen yanıtlamış:

-Hocam vallahi billahi ben yapmadım.

Hoca sinirinden çıldıracak. O sinirle dışarıya çıkmış, koridorda Matematik öğretmenini görmüş ve durumu Matematik öğretmenine anlatmış:

-Hoca hanım bu öğrenciler beni çıldırtacak; Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, vallahi billahi ben yapmadım diye yanıt veriyorlar, çıldıracağım...

—Hocam üzülmeyin çocuktur bunlar hem yaparlar hem de yapmadım derler...

Tarihçinin sinirleri iyice tepesine çıkmış ve soluğu Müdür Beyin odasında almış.

—Müdür Bey bu nasıl bir okul, ne öğrencisinde hayır var, ne de öğretmeninde; öğrenciye Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, ben yapmadım diyor, öğretmene durumu anlatıyorum, bunlar çocuktur hem yaparlar hem de yapmadım derler diyor, kafayı yiyeceğim.

Müdür Bey: Siz hiç kendinizi üzmeyin Hocam, bunda merak edilecek bir şey yok, şimdi Bakanlığa bir yazı yazar ve Kadeş Savaşını kimin yaptığını sorarız...

Tarih Öğretmeni aldığı yanıt ile oracığa yığılıp kalmış ve Müdürden bir hafta izin almış...

Bir hafta sonra Bakanlıktan bir yazı:

Bu yıl ödenek olmadığı için Kadeş Savaşı yapılamayacaktır. Bilginize...

Türkiye’de seçimler aynen bu hikâyeye benziyor.

Parti liderleri seçmene gidiyor ve anlatıyorlar da anlatıyorlar.

Oysa liderler değil adaylar anlatmalı yapacaklarını.

Ancak biz seçmenler işin orasına pek takılmıyoruz.

Yerel yönetim seçimlerinde bile adaydan proje falan beklemiyoruz “Bizim lider ne dedi” diye sorguluyoruz.

Sonra da bazıları seçim sonuçlarına bakıp bakıp “Bizim parti neden kaybetti” diye soruyor, bazıları da “Bizim parti nasıl kazandı” diye sormayı bile akıl etmiyor.

Ardından da garip bir toplum ortaya çıkıveriyor…

Not: Hiç olmazsa Kadeş Savaşının Mısırlılar ile Hititler arasında yapıldığını hatırlatalım.

Sonra da ders olacak bir sonucu ortaya koyalım:

Kadeş Savaşı sonrası dünyada ilk yazılı metinle bir barış antlaşması yapılmıştır.

Daha sonraki yıllarda Mısırlı tarihçiler bu savaşı Mısır’ın zaferi olarak yazmışlardır.

Hititlilere gelince…

Ne yazık ki artık Hitit diye bir ülke olmadığından “Bu savaşı aslında Hititler kazanmıştır” diyecek bir tarihçileri de yoktur…

Basının üzerine apar topar gidenlere de ince bir uyarı:

Tarihi, siyasetçiler ve ordular yaparlar ancak onu gazeteciler, yazarlar ve tarihçiler yazarlar…
Sahi Kadeş Savaşını kim yapmıştı?

BASKICI REJİM HATIRLATMASI

Hatırlanacağı gibi Recep Tayip Erdoğan’ın, başbakan olmadan, bir söylemi yüzünden mahkum olması ortalığı karıştırmıştı.

İp orada kopmuş, “Baskıcı” olarak adlandırılan dönemin hükümetine millet ateş püskürmeye başlamıştı. Bu tepki AKP’nin kurulmasına, ardından yapılan seçimlerde bu partinin büyük çoğunlukla iş başına getirilmesine yol açmıştı.

Yani kısacası başarı AKP’de veya kadrolarında değil milletin tepkisindeydi.

Bütün bunlar gerçekleşmeden, bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, dün hakkında verilen mahkumiyeti çekmek üzere cezaevine girmeden, bir de imza kampanyası yapılmıştı. Bu kampanyada tam 15 bin imza toplanmıştı. İmzalar Recep Tayip Erdoğan’ın cezaevine girmesini engelleyememişti.

Bu olayı hatırlatmanın ne anlamı var değil mi?
Anayasa’da değişiklik halk oylamasına sunuluyor.
Eğer “EVET” çıkarsa bu oylamanın sonunda bütün yetkiler bir tek adamın eline verilmiş olacak.
Bunun sonunda otoriter bir durum çıkar mı acaba ortaya?
Bu başkan astığım astık kestiğim kestik der mi?
Yasal olarak tabi…
Tek başına çıkaracağı kanun hükmünde kararnamelerle yönetebilecek ya Türkiye’yi.
Osmanlı tarihini okuyun, tabi okuma yazmanız var ve okuduğunuzdan bir şeyler anlıyorsanız.
O zaman bile padişah olmasına rağmen vezirler vardı, Veziri Azam vardı. Devlet yönetiliyordu.
Bu referandumdan Anayasa değişikliği EVET oyu ile geçerse ne Veziri Azam ne Vezirler ortada kalacak.
Bir kişi istediğini yaptıracak bu ülkeye.
Bugünün vatandaşları da haklarını isteyebilecekler mi yoksa verilenle mi idare etmeye kalkacaklar?

GÜNÜN FIKRASI

Amerika'da yasayan bir çocuğun 100 dolara ihtiyacı olur.

Bu 100 dolara sahip olabilmek için günlerce, gecelerce dua eder.

Sonunda paraya ulaşamayınca Tanrı'ya mektup yazmaya karar verir. Amerikan Posta İdaresi, üstünde yazılı adres olarak sadece "Tanrı, ABD" olan mektubu Amerika başkanına vermeye karar verir.

Başkan mektubu alınca çok hoşlanır, çok duygulanır fakat 100 dolar yerine 5 dolar koyar. 5 doların küçük bir çocuk için yeterli olacağını düşünür.

Çocuk gerçekten de 5 dolara sahip olmakla tatmin olur ve Tanrı'ya teşekkür mektubu yazmaya koyulur:

"Sevgili Tanrım, parayı yolladığın için teşekkürler. Ama mektubu Beyaz Saray üzerinden yollamışsın ve tabii her zamanki gibi orada yine de 95 dolarını kesip silah almış olmalılar. Bana 5 dolar ulaştı. Yine de teşekkürler."

 

GÜNÜN SÖZÜ

Benim güldürme yolum doğruyu söylemektir. Dünyadaki en gülünç şaka da budur. George Bernad Shaw