Sözde Ermeni Soykırımı İddiaları Ve Gerçekler… 5
Yazarlar // 08 Mayıs 2015 Cuma 00:00

Turgay SÖZEN

Bu arada, Ermenilerin nüfus bilgilerinden de söz etmek istiyorum. Osmanlı kaynaklarında Ermenilerin nüfusu, genel nüfusun yüzde 6,9’un tekabül ettiği tahmin edilmektedir. İmparatorluğun nüfusunun 18 milyon küsur civarında olduğu düşünüldüğünde, bu da yaklaşık 1 milyon 300 bin gibi bir rakamı ortaya koymaktadır. Bu dönemde Avrupa kaynaklarıysa Türkiye’deki Ermeni nüfusunun 1 milyon 300 bin ile 1 milyon 500 bin arasında olduğunu yazmaktadır. Bu konu, sözde Ermeni meselesiyle ilgili başucu kitabı niteliğindeki Kamuran Gürün'ün ‘Ermeni Dosyası’ kitabında ayrıntılarıyla yer almaktadır. Yani Avrupa ülkelerinin rakamları ile resmi kayıtlardaki rakamlar birbiri ile örtüşmektedir. Aynı rakamlar Ermeni ve patrikhane kaynakları tarafından 2 milyon, 2 milyon 300 bin olarak telaffuz edilmektedir ki bunun tamamen siyasi olduğu açıktır. Avrupa devletlerinin konsoloslukları ve elçilikleri dahi bunun öyle olduğunu ülkelerine rapor etmiştir.

Gördüğünüz gibi herkes kendi çıkarlarına göre rakamlar ortaya koymakta ve yayınlamaktadır. Ancak tarihi belgeleri ve gerçekleri değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

Daha önce bahsettiğim, İngilizlerin 1. Dünya Savaşı ile ilgili propaganda yaptıkları, İngiliz Mavi Kitaplarındaki propaganda tezlerini; Prof. Dr. Türkkaya ATAÖV ‘Mavi Kitaba Yanıt’ isimli kitabında tamamen çürütmektedir. Yine bu kitapta yer alan bir belge ise, İngilizlerin bugün neden suskun kaldıklarını açıkça ortaya koymaktadır. Kitapta yer alan ifade şöyledir: “ ‘Mavi Kitap’ bile sayfa 664’te Ek-F’de 1915-16’da yerleri değiştirilen Osmanlı Ermenilerinden 989.900’ünün yerlerine vardıklarını ayrıntılı biçimde rakamlarla belirttikten sonra İstanbul ve İzmir’de bırakılan 150.000 kadar Ermeni yurttaşla birlikte yaşayan Ermenilerin toplam 1.150.000 olduğunu yazıyor.” Bu yazı Mavi Kitap’taki belgenin dip notudur. Rakamlara takılmak istemiyorum. Kitap zaten propaganda amaçlıdır. Ancak yukarıdaki nüfus bilgileriyle birlikte değerlendirildiğin gerçek açık olarak ortaya çıkmaktadır. O dönemde Anadolu da ve bütün savaş bölgelerinde hastalıklar kol gezmekte, on binlerce asker hastalıklardan kırılmaktadır. Yer değiştirme esnasında Ermenilerin de hastalıklara ve münferit saldırılara maruz kaldığı da anlaşılmaktadır. Bu sayının çeşitli kaynaklara göre 200–300 bin arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Bunun da bugün iddia edildiği gibi 1 milyon 500 bin rakamı ile uzaktan yakından benzerliği yoktur.

Atalarımız tarihin hiçbir döneminde soykırım yapmamıştır. Türk Milleti’nin vicdanen ve hukuken utanç duyacağı hiçbir ayıbı yoktur. Bunun belgeleri Osmanlı, İngiltere, Rusya, Fransa, Alman, ABD, hatta Ermenistan dâhil bütün ülkelerin arşivlerinde mevcuttur.

Bunu da çeşitli kaynaklarda, dönemin Büyükelçilerinin ve konsoloslarının ülkelerine gönderdikleri şifre ve raporlardan anlıyoruz. Bu raporların veya şifrelerin varlığı birçok kaynakta doğrulanmaktadır. Hatta İngilizler soykırım yaptığını iddia ettikleri Türk aydınlarını, yöneticilerini ve askerlerini Malta'ya sürmüşler, yaptıkları incelemede buna dair bir belge bulamayınca, yargılama dahi yapmadan serbest bırakmışlardır. O dönemde bütün Osmanlı arşivleri İngilizlerin elindedir. Arşivlerin başında ise Ermeni bir yönetici bulunmaktadır.

Savaş döneminde Türk ordusunu arkadan vuran, Ruslarla işbirliği yapan, ülkede isyan ve kargaşa çıkararak, Müslüman Türk insanını çocuk, yaşlı, kadın demeden acımasızca ve hunharca katleden, hatta Sultan 2. Abdülhamid'in dahi canına kast edecek kadar azgınlaşan Ermeniler için yapacak bir şey kalmamıştır. Osmanlı, yani dedemiz, buna rağmen onları öldürmek yerine, savaş dışı bölgelere taşımayı tercih etmiştir. Hatta bunun için savaş zamanı olmasına rağmen dokuz ay daha beklemiş, çıkardığı kanun ve genelgelerle bütün can ve mallarını garanti altına almış, bir şekilde onlara saldıranlardan 1397 kişiyi idam da dâhil çeşitli cezalara çarptırmıştır. Bu rakamlar çeşitli kaynaklarda değişik verilmekle birlikte, Osmanlı Hükümeti, bu konuda taviz vermediğini ortaya koymaktadır. Bu arada, eski Bayburt Kaymakamı olan Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey, Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey gibi vatanseverler de sırf yabancı devletlere yaranmak isteyen Nemrut Mustafa gibi hainlerin yargısız infazları ile şehit edilmiştir. Hainler, bu infazları yapabilmek için gazete ilanıyla şahit aramıştır.

Gelelim bugün dahi büyük kıyametlerin koparıldığı 24 Nisan 1915’e… Ermeni saldırı ve katliamlarının yoğunluk kazanmasını değerlendiren Dâhiliye Nezareti (İçişleri Bakanlığı),

24 Nisan 1915’te Ermeni komite merkezlerinin kapatılması, evraklarına el konulması, komite elebaşlarının tutuklanması emrini verir. İstanbul’da 2 bin 345 komitacı tutuklanır. Ermeni saldırı ve ihanetlerin Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki Anadolu’nun batılı devletlerce işgalinde ve İstiklal Savaşı sırasında da devam ettiğini önemli kaynaklar yazmaktadır.

Bu konuda Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM) tarafından bastırılan toplam 86 sayfalık,

Prof. Dr. Abdurrahman Çaycı’nın yazdığı “Türk Ermeni İlişkilerinde Gerçekler” isimli kitaptan da bahsetmek istiyorum. Kitap’ta, Ermeni meselesi, çok net ifadelerle ve oldukça kısaltılarak anlatılmaktadır.

Bence, çok iyi bir ekip kurup, devletin bütün imkânlarını seferber ederek, çok iyi bir strateji ve programla, hepsinden önemlisi de bunu devlet politikası haline getirerek, bu belayı başımızdan savmamız gerekiyor. Görünüşe göre gidiş iyi değil!

Devam edecek…