Karadeniz'i Bekleyen Tehlike
Yazarlar // 20 Şubat 2026 Cuma 15:19

Ragıp GÖKER

Edip Akbayram’ın sesinden “Karadeniz, Karadeniz fırtınalar içindeyiz…” diye başlayan o şarkıyı devrimci gençler, “Çırpınırdı Karadeniz, bakıp Türk’ün bayrağına” türküsünü ise ülkücü gençler dinler ve söylerdi.

Farklı kulvarlara savrulsalar da ortak ülküleri vatan sevgisiydi.

O gençler birbirlerine kurşun sıksalar da bu memleketi dağlarıyla, ovalarıyla, denizleriyle aynı aşkla sevdiler.

Nazım’ın dizelerindeki gibi: “Dört nala gelip uzak Asya’dan, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan… bu memleket bizim.” diye inanmışlardı

Nasıl sevilmez ki?
Taşı, toprağı, havası, suyu…
Ve elbette Mavi Vatan olarak bildiğimiz Karadeniz’i.
Malazgirt’ten Sakarya’ya, Büyük Taarruza kadar şehit kanıyla sulanan bu topraklar bize emanet.

Şimdi o emanet kirletilmeye çalışılıyor.
Birileri altın diye toprağımızı, baca gazı diye havamızı, endüstriyel atık diye suyumuzu kirletmek istiyor.
Karadeniz kıyılarındaki kuytulara eskiden silah boşaltılırdı; şimdi boru döşenecek, zehir denizin 260 metre dibine basılacak. Yılda 2 milyon ton fosfogips/kalsiyum sülfat…

Görünmez bir tehdit.

Ama balığa geçer, sofraya gelir, insana ulaşır.

Denizimizin kirletilme ihtimali bile ürpertiyor insanı.

Tekkeköy’de 18 Şubat’taki ÇED toplantısı da böyle bir ihtimal nedeniyle yapıldı zaten. Salon doluydu:
Halk vardı, çevreciler vardı, sivil toplum vardı, muhalefet vardı.
İtirazlar hep bir ağızdan yükseldi.
“Karadeniz çöplük değildir!” sesleri yankılandı.

Ama olması gerekenler yoktu.

Samsun Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Daire Başkanlığı yoktu mesela.

Tekkeköy’ün Çırakman köyünde doğup, büyümüş Cevat Öncü toplantıda söz aldığında soruyordu ‘’Şehrin çevresini korumakla görevli kurum, riskli bir projenin görüşüldüğü toplantıda neden yok?.’’

İhmal mi sizce.

Böyle bir konuda ihmal olamaz, bu tavır olsa olsa bir tercihtir.

Halkın büyük bölümünün yatırıma karşı çıktığı anlaşılıyor. Bu durumda şu soru önem kazanıyor haliyle:
Belediye halkın yanında mı, o yatırımın yanında mı?

Bu memlekette vatan sevgisi nutukla ölçülmez.

Denizi koruyorsan vatanseversindir. Suyu savunuyorsan vatanseversindir. Çocuğun içeceği suyu kirlettirmiyorsan vatanseversindir.

Söz konusu vatansa gerisi teferruat ya hani.
Vatanın taşı, toprağı, havası, suyu kirletilme ihtimaliyle karşı karşıya şimdi.

SBB, o toplantıya katılmayarak ‘’Biz taraf değiliz mi?’’ diyecek anlayamadım. Ama doğanın kirlenmesi ihtimal dahilinde bile olsa böyle bir konuda tarafsızlıktan söz edilemez.

SBB tarafını seçmelidir.

Yani SBB doğanın yanında mıdır yoka karşısında mıdır!

Susmak bu konuda görüş belirtmemekle açıklanamaz.

Susmak, onaylamaktır aslında.

Ve unutulmasın:
Bu şehir her şeyi affeder belki ama suyuna ihanet edeni affetmez.