Sözde Ermeni Soykırımı İddiaları Ve Gerçekler… 2
Yazarlar // 04 Mayıs 2015 Pazartesi 00:00

Turgay SÖZEN

Konu, öyle sözde aydınların dediği gibi değil.

Bunu, konunun o günkü tarafları olan İngiltere, Rusya, Fransa, Almanya, ABD vb devletler de biliyor.

Hatta Ermenistan bile biliyor.

Ermeni Devrimci Partisi’nin (EDP) (Taşnaksutyun) kurucularından ve Ermenistan'ın ilk Başbakanı Ovannes Kaçaznuni tarafından 1923 yılı Nisan ayında, Taşnaksutyun’un Bükreş'te yapılan Yurtdışı Konferansı'na sunulmuş rapor tüm gerçekleri açıkça ortaya koyuyor.

İşte Ermenistan'ın ilk Başbakanı’nın rapordaki itiraflarından bir bölüm:

“... Barışı sabote etmek için savaştık bile… Artık hepimiz Türkler’in düşmanı olan İtilaf Devletleri kampındaydık… Türkiye’den ‘denizden denize Ermenistan’ talep etmekteydik… İtilaf devletlerinin ordularını Türkiye’ye göndermeleri ve hâkimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika’ya resmî çağrılar yaptık… Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türkler’le savaştık. Öldük ve öldürdük. Artık, Türklere ne gibi bir güven telkin edebiliriz ki? … Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya’ya bağlandık… Tehcir doğruydu ve gerekliydi… Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz… Türklerin millî mücadelesi haklıydı… Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı… Türklere karşı ayaklandık ve savaştık… Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti… İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği büyük Ermenistan hayali vardı… Ama biz hiçbir zaman devlet olamadık… ‘Türkiye Ermenistan’ı’ diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik... İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vaat ettiği Ermenistan hayali vardı, gerçeği göremedik...”

 

Bu dahi tek başına Ermeni tezlerini çürütmeye yeter. Ancak, kimsenin belgeyle, kitapla falan işi yok. Onların işi, siyasi ve şark meselesi bağlamında 1000 yıldır sürdürdükleri faaliyetlerde yatıyor.

Asıl olan olayları birinci kaynaktan öğrenmektir. Gördüğünüz gibi, 1918’de İrevan Bölgesi’nin Ermenilere verilmesiyle kurulan Ermenistan Devleti’nin ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni’nin 1923 yılında Bükreş’te yapılan Taşnak Partisi toplantısında sunduğu rapor gerçekleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Kaçaznuni’nin Osmanlı döneminde yaşananları anlattığı kendi imzasını taşıyan rapor, geçtiğimiz yıllarda Rusça’dan Türkçe’ye tercüme edilerek kitap haline getirilmişti. Kitapta yer alan bilgiler, Türkler’in 'Ermeni Soykırımı' yaptığı iddialarını kesin bir dille yalanlıyor. Aksine, Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu’na karşı nasıl bir ihanet içinde olduklarını açıkça belgeliyor.

Bu Rapor 1923 yılında Bükreş'te Kaçaznuni tarafından Kongreye sunulduktan sonra, yine Kaçaznuni tarafından bastırılmış, ancak Ermenistan’da yasaklanmıştır Ayrıca farklı dillerde kitap haline getirildikten sonraki çevirileri de gizli eller tarafından Avrupa’daki birçok kütüphaneden toplanmış ve yok edilmiştir. Dünya Ermenileri arasında yaygın olarak tartışılan bu kitap, İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek tarafından Moskova’daki Lenin Kütüphanesi’nde Rusça olarak bulunmuş ve  Türkolog Arif Acaloğlu tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve 2005 yılında Kaynak Yayınları tarafından yayınlanmıştır. İsteyen ve meraklı olan arkadaşlarımız temin ederek okuyabilir.

Gelen fırtına belliyken, bir şey yapılmadı dedik ya; sadece bu kitabı İngilizce, Almanca, Fransızca gibi dünyanın ortak kullandığı dillere çevirterek, dünyaya yaygın olarak dağıtsaydık, çok büyük iş yapmış olurduk.

 

Şark meselesi dedik de, burada bir kitaptan söz etmek; Batının Müslüman Türk’e bakışını vereceğim iki örnekle ortaya koymak istiyorum. I. Dünya Savaşının tüm hızıyla devam ettiği 1917 yılında bir İngiliz yazar olan Edward F. Benson, ‘Hilal ve Demir Haç’ adlı bir kitap yazıyor ve bu kitap aynı yıl basılıyor. Kitap’ta yer alan,  “Bir Türk imparatorluğu olan Osmanlı Devleti hasta adam değildir ve hiçbir zaman hasta olmamıştır. Çünkü Türkler hasta değil hastalığın kendisidirler. Türklük kanserin kendisidir ve bu canavar tümör üzerine çöktüğü canlı dokuları yüzyıllardır yiyip bitirmektedir…” sözleriyle yazar; Batı’nın Türklüğe ve Osmanlı’ya bakış açısını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Yine, Tamer Bacınoğlu ve Andrea Bacınoğlu’nun yazdığı ‘Modern Alman Oryantalizmi- Alman Yayıncılığının Türkiye Tablosu’ adlı kitaptan yapacağım kısa bir alıntı bizim için batıdaki dezenformasyonu gözler önüne seriyor. Tamer Bacınoğlu, kitabında, “…Alman ırkçısı Ewald Banse’nin ‘Ermeni sorununu ortadan kaldırmak için, Ermenileri ortadan kaldırmak gerekir’  hezeyanının ‘sadece’ on dört yıl sonra, bir başka Alman ırkçısı tarafından Talat Paşa’ya izafe edilmesi ve yetmiş yedi yıl sonra bu kez de Udo Steinbach tarafından okuyucuya Talat Paşa’nın ağzından çıktığı kuşku götürmez bir söz olarak sunulabilmesidir...” sözlerine yer vermiştir. İşte bu tür dezenformasyonlar, iftiralar batıda yüzyıllardır yapılmaktadır. Sözde Ermeni Soykırımı da bunlardan biridir.

Amaç; “Türkleri Anadolu’dan, geldikleri topraklara sürmektir!”

Daha önce de söylediğim gibi, olayın Ermenilerin, Avrupalıların anlattığı gibi olmadığına dair, dünya arşivlerinde on binlerce belge var. Bunlar zaman içinde gün yüzüne çıkıyor.

Onun için Türkiye Cumhuriyeti'nin, "Tarihi tarihçilere bırakalım, tarihçilerden kurulu bir komisyona karşılıklı olarak arşivleri açalım’’ tezlerini duymazlıktan geliyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Osmanlı arşivleri araştırmacılara açıktır. Hatta Sayın Cumhurbaşkanı, Genel Kurmay Arşivlerinin bile açılabileceğini söylemiştir.

Umarım, olayı siyasi boyuttan çıkarırlar da tarihi gerçekler ortaya çıkar.

Devam edecek