Sinop Nükleer Santrali
Yazarlar // 15 Nisan 2015 Çarşamba 00:00

İsmail BAŞARAN

Yıl 1984 veya 1985 idi.
Geçmiş zaman olduğundan tam hatırlamıyorum.
Milliyet Gazetesi’nde çalıştığım yıllar, Sinop Akliman’a doğru gidiyordum.
Birkaç prefabrik bina ve konteyner gördüm. Arazinin kapısında ise girişin yasak olduğuna dair bariyer vardı.
İzin isteyip yetkiliyle görüşmüştüm.
Hatırladığıma göre Elektrik Etüt İdaresi gibi bir kurumdu.(Yanılıyor olabilirim)
Yetkiliyle bu kurumun ne işe yaradığını ve bu bölgede neden bulunduğunu sormuştum.
Aldığım yanıt ilginçti.
“Sinop İnceburun bölgesinde Nükleer Santral kurulacak, o nedenle zemin etütleri yapılıyor” demişti.
Etütlerin nerede yapıldığını sorduğumda tarif etmişti. Bu kez “Görüntüleyebilir miyim” diye sorunca da “Sakınca olmadığını” dile getirmişti.
Benim için ilginç bir haberdi.
Zemin etütlerinin yapıldığı bölgeye gidip orada yapılan kazıları ve alınan örneklerden sonra kapatılan yerleri resimlemiştim.
İnceburun Türkiye’nin en kuzey noktasıydı.
Haber bir gün sonra Milliyet Gazetesi’nde oldukça büyük yer almıştı.
O günlerde de Türkiye’de elektrik kesintileri oluyor, insanlar gaz lambalarıyla idare etmek durumunda kalıyor, fabrikalar elektrik enerjisi olmadığından üretimlerini azaltıyorlar, dolayısıyla da ekonomi kötü sinyaller veriyordu.
Aradan geçen yılları düşünün.
O gün planlanan Sinop Nükleer Santralinin yapımına bu günlerde başlanacak.
İhalesi yapılan santrali Samsun’un yabancısı olmadığı bir firma yapacakmış.
Hani milletin “A..’sına” koyacağı tapelere düşen iş adamı var ya işte o.
Türkiye’nin Nükleer Enerji’ye her günkünden daha fazla ihtiyacı varmış.
Bu söylemler ne zaman arttı?
Hani geçenlerde kediler Türkiye’nin tamamına yakın yerde trafolara girdi ve ülke elektriksiz kaldı ya, işte o zaman.
Yani hepimizin “Evet Türkiye’ye Nükleer Santral ve Nükleer Enerji gerekli” diyeceğimiz günlerde arttı bu söylemler.
Kimin yapacağı benim için pek de önemli değil. Nasıl olsa bir yandaş yapacak bu işi.
Ama içeriden ama dışarıdan…
Önemli olan Samsun’un burnunun dibinde Nükleer Santral kurulmasına yeterli tepgi gösterilip gösterilmediğidir.
Sahi bu ilin çevrecileri var mıydı?
Varsa neredeler.
Santral tamamlandıktan sonra mı çıkacaklar ortaya “İstemezük” demeye…

ÇEVRECİLER UYUYOR MU?
Samsun Büyükşehir Belediyesi Tekkeköy yönüne doğru bir yol yapıyor.
Yapımı süren bu yolun ne olacağı, üzerinde hangi taşıtın gideceğini Samsun halkı henüz bilmiyor.
Sanırım bu pek de önemli değil.
Bir taşıt gitsin de…
Önemli olan o taşıtın yolunun yapımı için hazırlanan yolda kesilen ağaçların olup olmadığıdır.
Sahi ağaç kesildi mi, kesildiyse kaç ağaç kesildi bu iş için?
Yerlerine yeni ağaçlar dikildi mi?
Ben o yolun geçtiği bölgede ağaçların kesildiğini biliyorum.
Ben biliyorum da “Çevreci” diye geçinenler biliyor mu merak ettiğim konu bu.
Bilmiyorlarsa durum vahimdir.
Biliyor da seslerini çıkarmıyorlarsa durum daha da vahimdir.

SİMİT VE POĞAÇA
MHP Samsun milletvekili üçüncü sıra adayı Akın Üner ile Şehir Kulübü  önünde karşılaştım.
Okun elinde bir simit, benim elimde küçücük bir poğaça vardı.
Ayaküstü sohbetten sonra “Tanıtım çalışmalarına ne zaman ağırlık vereceğini” sordum.
Elimdeki küçük poğaçayı işaret edip “Vatandaş pasta, vekil adayı simit yiyor” diye takıldı.
Kısaca “Simit yiyen” birisinin tanıtım işlerine ağırlık veremeyeceğini” söylemek istedi herhalde.
Ben de “Benim yediğim elli kuruşluk bir poğaça senin yediğin ise bir liralık simit”! dedim ve ekledim:
“Bana fakir edebiyatı yapma…”
Şaka bir tarafa Akın Üner’in yaptığı politika şimdilik “Mübadiller” üzerine kurulmuş görünüyor.
En kısa zamanda bunu genele yaymalı, çünkü kendisi eğer seçilirse sadece Mübadillerin vekili olmayacak ta…

GÜNÜN SÖZÜ

Akıllı olmak bir şey değil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. Descartes