Sağlıkta Dakika Bir Gol Bir
Yazarlar // 26 Temmuz 2017 Çarşamba 01:15

İsmail BAŞARAN

Ahmet Demircan Sağlık Bakanı oldu.

Samsun Milletvekili’nin bakan olduğu anlarda Samsun’da sağlığın zirvesi karıştı, bu karışıklık da gazetelerde yer aldı.

Sözleşmesiz başhekim koltuğa oturup işlem yaptı sonra da tepki çekince o koltuktan kalktı.

Bunlar olmaması gereken ancak olan işler.

Merak ettiğim, bu işin oluş şekli bir tarafa, bundan sonra olacaklar.

Acaba Sağlık Bakanı Ahmet Demircan’ın bu konuda ne gibi bir tavır göstereceği?

Samsun halkı da bu konuda bir sonuç bekliyordur sanırım.

Bakalım Sağlıkta “dakika bir gol bir” olarak mı kalacak?

Bu gol iptal edilecek ve golü atan oyun dışI bırakılacak mı?


CEMAL AĞA VE BİR ANISI

Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel yaptığı bir ziyaretten sonra CHP Genel Merkez binasından çıkıyordu.

Cumhurbaşkanını görmek için parti binasının karşısındaki duvarda bekleyen köylü vatandaşlar, Gürsel'i görünce birden alkışlamaya başladılar.

Bu arada köylülerden biri, heyecanına yenilerek başladı yüksek sesle bağırmaya:

"Yaşşşaaa aslanların aslanı, paşaların paşası, babaların babası, Büyük Reisicumhurumuz, Sayın Gürsel Paşamız, Generalimiz, Kumandanımız, babamız bin yaşşaaaa... Bravoooooooo!"

Gürsel, gözlerini hafifçe kısarak sesin geldiği tarafa baktı. Sonra da yanındaki gazeteciye dönerek fısıldadı:

"Amma da palavra sıkıyor, değil mi?"

Rahmetli Gürsel’in bu anısı şimdi de tekrarlanmıyor mu?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her gittiği yerde benzeri sözlerle karşılanmıyor mu?
Neden kimde “Aldığımız ücretler yetmiyor”,  “Asgari Ücret yetersiz, geçinemiyoruz”,  “Hayat pahallılığı almış başını gidiyor buna bir çare” diye seslerini yükseltemiyor?
Neden herkes Yaşa, Varıl diye bağırıyor?
Biz böyleyiz işte.

Başımıza gelene ağam, paşam deriz.

Gidince de unutuverir, tarihin tozlu sayfalarına gömeriz.

 

BUGÜN EDEBİYAT YAPALIM

Yazmak çizmek gibi eğil ha.

Sakın yanlış ahlamayın.

Yazılanları ve çizilenleri hatırlamak için.

Bir zamanlar Türkiye ne kadar özgürmüş meğer, biz farkına bile varmamışız ve geçmişimizi koruyamamışız.

Neyzen Tevfik (1879 -1953), aslında yaşamış ney üstadıdır.

Ama şiire de merak salmıştır.

Dili de oldukça sivri ve keskin olduğundan, hicivleri nedeniyle devletin baskısından dolayı Mısır'a kaçmış.

Aşağıdaki dizeler ona aittir:


"Her kime sordumsa seni etmedi doğru tarif

Kimi hırsız, kimi soysuz, kimi deyyus dediler

İnanmadım sordum da Meclis-i Mebusana

Bizdeki kayıtlara göre gene mebus dediler."

Bir gün; Kamil Paşa, yapılan bir şikayet üzerine, Şair Eşref’i vilayet makamına davet etmişti. Davete icabet eden Eşref, vilayete geldiği zaman, kendisine valinin encümende olduğunu ve biraz beklemesi icap ettiğini söylediler.

Valiyi bekleyen şair, bir ara konuşulanları dinlemeye çalıştı. O esnada; valinin, münakaşa edilen bir mesele hakkında "O kadar incelemeyin, millet eşektir, anlamaz" dediğini duydu. Bu sözlerden fena halde üzülen şair, cebinden çıkardığı bir kağıda şu kıtayı yazdı ve oradaki odacıca, valiye verilmek üzere bıraktı, sonra da çıkıp gitti...


“Ehli mezhepten biri millete eşek dese

Reddolunmaz sözü ama eşşoğlu can sıkar

Millete eşek diyen eşek herif bilmez mi ki

Sadrazamlar da, valiler de milletten çıkar."


Şimdi böyle hicivler yapılamıyor.

Neden?

Bilmiyorum. Acaba şimdi Türkiye gelişti de millete eşek diyenler mi kalmadı, yoksa hırsızlık, yolsuzluk mu ortadan kalktı.

Sahi Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi’nde Yolsuzlukları araştırma komisyonları vardı bir zamanlar.

Ne iş yaptı bu komisyonlar ve şimdi ne iş yapıyorlar?


GÜNÜN SÖZÜ

Arkeolojide bilinmeyeni açığa çıkarırsın. Diplomaside ise bilineni gizlersin. Thomas Pickering