Sabah ve Çay Ocakları
Yazarlar // 1 Nisan 2022 Cuma 00:50

İsmail BAŞARAN

Seçim yaklaştıkça milletvekillerinin arazi çalışmaları arttı. Bu da seçimin daha çok konuşulmasına yol açtı. Seçim konuşulur olunca da siyasi partilerde önümüzdeki seçimlerde listelerde yer bulmak isteyenler de birer birer boy gösterir oldu.

Siyaset hareketlenince sabahçı kahvelerinin de ilk konusu oluverdi. Peki, neler konuşuluyor sabahçı kahvelerinde? Gördüğüm ve duyduğum kadarıyla vatandaşın büyük bölümü artık “Kime oy verelim” tartışması yapıyor. Peki, bu ne anlama geliyor?

AKP’nin tek başına iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimleri öncesini hatırlıyor musunuz? Diğer siyasi partilere kızanlar “AKP’yi tek geçiyoruz” diyorlardı. Ve sonuçta AKP tek başına iktidar oldu. Aradan geçen süre içinde seçmen şimdi “AKP’yi tek geçiyoruz” demiyor. Artık “Kime oy verelim” diye düşünüyor.

Bu da seçmen kendi kafasında “AKP’ye alternatif mi aranıyor” sorusunun sorulmasına yol açıyor. Bu soru bile AKP’nin geçen süreyi “iyi kullanmadığı” anlamı taşıyor. Bakalım AKP ‘Alternatifi yok’ tan ‘Kime oy verelime’ gelinmesi durumunu nasıl değiştirecek?

Buraya neden gelindiğini anlayıp izole edebilirler mi? Buna süre yeter mi? Yoksa Cumhurbaşkanlığı seçimi de zora girecek mi? Vatandaş henüz kararını tam vermeden Türkiye’de bir baskın seçim olabilir mi, buna bu ekonomik ortamda “evet” yanıtını veremiyorum. Yani erken bir tarihte, vatandaş henüz kararını vermeden bir seçime mi gidilir?  İktidardaki siyasi partiler bunun sinyallerini verir durumdalar da sabahçı kahvelerinin açılması sanırım hiç de iyi olmadı iktidar için. Çünkü Türkiye’de yıllardır siyasetin kalbi hep sabahçı kahvelerinde atar ve orada şekillenir. Ancak pandemi gevşetilince namazdan çıkanların uğrak yeri olan bu kahvelerde bile siyaset konuşulur durumda. Dini bütün olanların cami sonrası doldurduğu bu çay ocaklarında bile hayat pahalılığından bahsediliyorsa iktidarın işi kötü gibi görünüyor. Sandığı bekleyip göreceğiz.

 

1 NİSAN HİLE GÜNÜ

15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle,  kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.

En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur'an bir elinde İncil 'Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım' der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.

Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz' dediklerinde Haçlı ordusu komutanı 'Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur' diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada şehit edilirler.

İşte o gün bugündür 1 Nisan Hristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak kutlanmaktadır. Maalesef halkımız arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce Müslümanın katliam günü olan 1 Nisan'lar, bir şaka günü olarak kutlanmaktadır. Siz de kutlayacak mısınız bugünü, son zamanlarda şaka günü olarak kutlanıyor ya, şakaya gelmeyin sakın.

GÜNÜN SÖZÜ
Sevgi birliğe, bencillik yalnızlığa götürür. (Friedrich Schiller)