Pusulalara Dikkat
Yazarlar // 21 Haziran 2018 Perşembe 07:27

İsmail BAŞARAN

Konuşmalarda, yapılacakların anlatılmasında sona gelindi. Adaylar seçildiklerinde yapacaklarını seçmene anlattı. Konuşmalarda suçlamaların dozu arttıysa da ben bunu geride bıraktım.

Pazar günü seçim var, seçmen sandığa gidecek. Hep söylenen ne? Aman ha, sandığa sahip çıkalım, demokrasiye sahip çıkalım. Bu hep söylenir ve cümleye tek taraflı bakılır. Sandığa sahip çıkmak seçmenin oy kullanması anlamı mı taşıyor sadece.

Buradan sandığa gidecek seçmene bir uyarıda bulunuyorum:

Size sandığa atmanız için verilen oy pusulasına dikkatli bakım. Sadece önüne değil, arkasına da bakım. Eğer arkasında herhangi bir karalama ve mühür varsa orada tutanak tutturun ve arkasında bir siyasi parti mührü olmayan seçmen pusulası isteyim.

Yoksa vereceğiniz oy geçersiz sayılır. Yani sandığa bir de böyle sahip çıkılır, kumpasa gelinmemiş olunur.

Ben kendi adıma bunu yapacağım. Sandık kurulunun gözünün önünde pusulanın arkasında mühür olup olmadığına dikkat edeceğim.

Seçmen hangi partiye hangi bloğa oy verirse versin kendi hür iradesini kullansın, demokrasi budur. Seçmen Türkiye’nin tek adamla mı yoksa demokrasi ile mi yönetilmesi konusunda kararını verecektir.

Unutulmamalıdır ki kendi düşen ağlamaz, ağlasa da bir işe yaramaz.

TARİH YAZMAK

AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı miting öncesi vatandaşlara hitap etti. Karaaslan, “Milletimizin bir asır önce yazdığı büyük tarihin, kutlu başlangıçların şehri Samsun; 16 yıldır aziz vatanımızın her bir köşesine hizmet götüren, milletimizin sevgilisi, milletimize âşık, 81 milyonun birliğinden beraberliğinden yana duran, hiçbir beşeri gücün önünde eğilmeyen, doğru bildiği yoldan asla geri adım atmayan liderimiz, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile yeni bir tarih yazmaya hazır” dedi.

Tarihin, ülke kalkınmasıyla ülke insanının kalkınmasıyla üretimin artırılmasıyla, üretimi artıracak yatırımların yapılmasıyla gerçekleşebileceğini bilenlerdenim, bu konuda hiç de tevazu göstermem.

Bir ülkenin tarih yazabilmesi için dışa bağımlılıktan kurtulması gerektiğini, ineği, soğanı, pirinci, üretmesinden geçtiğini de öğrenmişlerden birisiyim.

Tarih savaşlarla, ülkeyi dışa bağımlılıktan kurtarmakla yazılır. Ülkeyi inek ve yem ithal eder duruma getirmekle yazılmaz.

Merak ediyorum, Sayın Karaaslan’ın partisi muhalefette olsaydı aynı şekilde konuşacak mıydı?

Uygulanan ekonomik politikalara yine de beğenecek miydi?