Pisliğin Üstü Örtüldü Ya!
Yazarlar // 05 Ağustos 2017 Cumartesi 10:10

İsmail BAŞARAN

Konunun bu sütunlarda ele alınmasından sonra CHP Samsun İl Başkanı Tufan Akçağöz de gündemine alıp sordu:

Ne olacak Yakakent’in hali?

Yakakent’te insanların pis sularda denize girmesi ve atıkların nasıl olduysa kanallarının açılıp denize dökülmesinin ardından oldu bunlar.

Olanlar ne?
Bu konu öncelikle burada oltaya takıldı.

Sonrasında duruma VHP el attı. İlçe Başkanı Selami Yaman ile il Başkanı Tufan Akçağöz de gündeme getirdi.

İlgililer bu yayınlar üzerine hemen harekete geçti. Önceki gün araçlar deniz kenarına indirildi, akan suların üzerlerine taşlar döküldü.

Sözüm ona çözüm üretildi.

Geçin bunları.

Çözüm üretmediniz, pisliğin üzerini örttünüz.

O pislik, o taşların altından yine denize akmayacak mı?
“Su akar yolunu bulur” derler.

Oysa pislik üstü ne kadar örtülse de pisliktir.

Sorunu çözmek, pisliğin üzerini örtüp insanların gözlerini boyamak, insanların beyinleriyle dalga geçmekle olmaz.

Sorunu çözmek o kanalların denize değil de yapılacak bir deşarj yerine atılıp orada arıtılmasıyla çözülür.

Bakalım ilgililer insan sağlığına ne kadar önem verecekler?

Bekleyip göreceğiz.

 

KURULUŞ YILDÖNÜMÜ SADE TÖRENLE

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı şapkasıyla teşkilatlarına bir emir vermiş.

Partinin kuruluş yıldönümü sade bir törenle kutlanacak demiş.

Şu sıralarda yapılması gereken de bu.

Ancak önümüzde 30 Ağustos var.

Yani Zafer Bayramı.

Yıllardır bu bayram şenliklerle kutlanır.

AK Parti’nin kuruluş yıldönümünün sade törenle yapıldığı Türkiye’de yarın Zafer Bayramı’nın önce sade bir törenle kutlanması da istenecek mi acaba.

Ve de ardından Zafer Bayramı 30 Ağustos değil de 15 Temmuz olarak mı geçecek kitaplara?

Türkiye’de iyi işler de oluyor tamam.

Ancak Tarih de değiştirilmese hiç olmazsa.

Çünkü Tarih değişirse, insanların geçmişleriyle ilişkileri kesilirse, gelecekleri de pek dikkate alınmaz.

Acaba istenen ileride neler olacağını kimsenin düşünmemesi mi?

GÜNÜN FIKRASI

Temel ve Dursun kahvenin önünde oturuyorlarmış. Bir turist gelmiş ve Temel’e

İngilizce yolu sormuş. Temel’de ses yok. Turist bu defa Almanca sormuş.

Temel’de yine ses yok. Turist bu defa Fransızca konuşmuş. Yine ses yok.

İspanyolca, yine ses yok. Turist kızmış, bağırıp çağırdıktan sonra çekip gitmiş.

Bunun üzerine Dursun Temel’e:

Bir lisan öğrenmemizin zamanı geldi galiba...demiş.

Temel ise Dursun’a dönerek konuşmuş:

Boş ver, ne gerek var? Adam dünya kadar lisan biliyor ama bir derdini

anlatabildi mi?..

GÜNÜN SÖZÜ

Büyük fedakarlıklara dayanabilmek için, büyük avuntular bulabilmelidir.

Bertrand Russell