Nüfus Sorunu, Akp Ve Bilimsel Gerçekler
Yazarlar // 20 Ocak 2014 Pazartesi 00:00

Hasan GÜNEŞ

Bir ülke için, bir doğal, kültürel ve sosyal çevrede mümkün olan en iyi ekonomik üretimi sağlayan, insan sayısına sahip olmak önem taşımaktadır. Ekonomik bakımdan en uygun optimum nüfus (Bir bölge ya da ülkede nüfus yoğunluğunun, doğal kaynaklar ve çalışma olanaklarından en verimli ve uygun biçimde yararlanmaya elverişli bir düzeyde bulunması), belli bir gelişme düzeyinde, ülkenin belli kaynaklar ve teknolojisi ile nüfus başına üretimini en çok artıran nüfus miktarıdır. Başka bir deyişle, bütün koşullar aynı kalmak koşuluyla, nüfus miktarındaki  bir artış ya da azalışın topluma herhangi bir yarar sağlamadığı  durumdaki nüfus miktarıdır. En uygun nüfus, her ülkenin sosyo- ekonomik yapısına göre değişebilen göreceli bir kavramdır. Örneğin, 76 milyonla aşırı nüfuslu bir ülke sayılırken, yüz milyona sahip Japonya uygun nüfusa sahip bir ülke olarak değerlendirilmektedir.

AKP liderleri, her seferinde aileleri en az üç çocuk, hatta bazen daha fazla çocuk getirmeleri için  aileleri uyarmaktadır. Kuşkusuz bunun bilimsel gerçeklerle ilgisi bulunmaktadır.

Başta besin miktarı için ayrılan gider, ülkemizin ihtiyacını karşılamakta mıdır?2013 Ağustos verilerine göre; besin için giderler 1.032.05dir. Türkiye’de asgari ücret oranı ve işsiz sayısı düşünüldüğünde azımsanmayacak orandadır. İşsizlik oranı Türkiye genelinde işsiz sayısı 2013 yılı Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 299 bin kişi artarak 2 milyon 525 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise 0,8 puanlık artış ile yüzde 8.8 seviyesinde gerçekleşti. İşsiz sayısı giderek artmaktadır.

Ekonomik ve sosyal yönden geri kalmış illerimizde gerek yataklı tedavi kurumu sayısı gerekse bunlara ait yatak sayısı minimum düzeydedir(Aralık 2005). On bin kişiye düşen yatak sayısında Türkiye ortalaması 23.9 iken, bu sayı gelişmiş illerimizde ise ülke ortalamasının bir hayli gerisindedir.

Hekim başına düşen nüfus sayısında ülke ortalaması 702 olup,  bu sayı gelişmiş ülke ortalamasının epey   altındadır. Görüldüğü gibi, sağlık alnında da olumsuzluklarımız bulunmaktadır.

Ekonominin en önemli göstergelerinden biri milli gelirdir. Türkiye’de hanelerin sadece %21.5’i 1.900 TL yani OECD’nin Türkiye için tespit ettiği ortalama hane geliri ve üzerinde aylık kazanca sahip. Hanelerin m%78.5’i ise 1.900 TL ve altında gelirle geçinmeye çalışıyor. Yani Türkiye’de ortalama hane gelirinin üzerinde gelir sağlayanlar toplam nüfusun  sadece %21.5’dir. Bu kesim tüm gelirlerin neredeyse % 50’sini elde ediyor. Nüfusun % 78.%’i ise  aylık 1.900 TL’nin altında bir gelirle hayatını idame ettirmeye çalışıyor.

Türkiye’nin su bütçesi incelendiği daha ilginç sonuçları görmekteyiz. Türkiyenin ortalama yıllık yağış oranı 643 mm’dir. Bu rakam yılda ortalama 501 milyar metre küpe karşılık gelmektedir.Bu miktarın 158 milyar metre küpü yüzey suyu  olarak akarsulara ve göllere katılmaktadır. Ekonomik ve teknik koşullar göz önünde alındığında ise kullanılabilir  su miktarı yıllık 112 milyar küptür. Türkiyede su kaynakları en yoğun olarak sulama amaçlı olarak kullanılmaktadır. DSİ verilerine göre Türkiye’de suyun %11’ sanayi, yüzde 15’i evsel ve %74’ü ise tarımsal amaçlı kullanılmaktadır 2008 yılı rakamları itibarı ile sulama için yılda 34 milyar metre küp, içme kullanımı için 7 milyar metre küp ve sanayi için 5 milyar metre küp kullanılmıştır. Toplumda 46 milyar metre küp su tüketimi Türkiye’nin toplam su potansiyelinin %41.1’ine karşılık gelmektedir.   Sözün kısası bu alanda da yeterli değiliz.

AKP liderlerini aslında bu bilimsel gerçekler ilgilendirmemektedir. Onları ilgilendiren yandaş bireylerin niceliğidir.