Meslektaşlarıma Uyarım…
Yazarlar // 09 Ocak 2019 Çarşamba 23:22

İsmail BAŞARAN

Senin üstüne vazife diyenleriniz olacak ancak politikadan ve ekonomiden asayişten bahsetmeyeceğim. Çünkü o kalemlerin vatandaşa doğru yansıtılıp yansıtılmadığı sorusuna tam cevap verebilmiş değilim.

Yarın 10 Ocak, yani çalışan gazeteciler günü. Mesleğe başladığın 1 Ocak 1970 günü elime verilen bir evrakla Sosyal Sigortalar Kurumu’na gönderilmişti. İşe girişim o gün başlatılmıştı. Ve resmen gazeteciydim. Çünkü vana verilen haklar vardı. Gazetecilerin elde etmek için uğraştığı hakları elde tutabilmek için şimdi çalışan arkadaşların yeterince uğraş vermedikleri kanısındayım.

Genç arkadaşlara haklarının alınana kadar geçmişte neler çektiğimi hatırlatmak istedim.

1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesi üzerine, 9 gazete sahibi, yasayı protesto etmek için 3 gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldılar, patron mantığı işte.

Bu gelişme karşısında, gazeteciler 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla Sendika binası önünde toplanarak Vilayete kadar bir yürüyüş yaptılar. Gazeteciler, patronların boykot kararı karşısında ise Sendika'nın öncülüğünde, BASIN adıyla kendi gazetelerini 11–12–13 Ocak 1961 tarihlerinde yayımladılar.

O tarihten sonra 10 Ocak, "Çalışan Gazeteciler Bayramı" olarak kutlandı. 1971 yılındaki 12 Mart müdahalesinden sonra ise çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak, "Bayram" olmaktan çıkarıldı ve "Çalışan Gazeteciler Günü" olarak anılmaya başladı.

Evet, arkadaşlar, çalışan gazeteciler, yarın sizin gününüz.

Demokratik kazanımların teker teker kaybedilmekte olduğu bugün ben sizlerin gününüzü kutlamıyorum.

Uyarıyorum: Eğer haklarınıza sahip çıkmazsanız, yarın çalışacak gazete de bulamayacaksınız. Çünkü okurların büyük bölümünün haberlerin maniple edildiği konusunda düşünceleri var, haksız da değiller galiba. Çünkü Türkiye artık Saray kanunlarıyla yönetiliyor. İktidarın aleyhine yazı yazacak olanlar bile buna yanaşamıyorlar.

Vatandaş bunun elbette farkında, okurlar seslerini çıkaramazsa da eylemleriyle tavırlarını koyuyorlar. Gazete okurları günden güne azalıyor. Sadece kağıt fiyatlarındaki artışlar değil okurları gazete almamaya iten neden. Hayatın içinde yaşayanlar gör büyük bölümünce dükleri gerçeklerin medyanın büyük bölümünde yer almadığına tanık oluyorlar.

18 yıldır Türkiyeyi yöneten iktidarın seçim gelirken halen “yapacağız” kelimesini söylediklerine tanık oluyoruz. Ancak acaba korkudan mı, gazete kapatılır mı, içeri atılır mıyım korkusu belki baskı kuruyor üzerimizde.

Durumumuza gelince; kötünün de iyi tarafına bakmaktır. Meslektaşlarımıza uyarıma gelince; Biz korkar gerçekleri yazmazsak işte o zaman padişahlık geri gelir, Türkiye, misafirler geliyor adı altında uyutulur, iş adamları malları paralarıyla yabancı ülkelere kaçar gider. Fabrikalar satılır, üretim ortadan kalkar tüketim toplumu oluruz, yabancıya muhtaç oluruz.

Arkadaşlar söylenenleri değil gerçekleri yazalım ki Gazeteciler Günümüzü kutlamaya yüzümüz osun..

GÜNÜN SÖZÜ

Hayat bir sürprizler serisidir. Öyle olmasaydı ne yaşanmaya, ne de korunmaya değerdi. EMERSON