Masum Yalanlar
Yazarlar // 03 Ocak 2019 Perşembe 12:19

İsmail BAŞARAN

Vaktiyle bir padişah, ellerindeki esirlerden birini, diğer esirleri kışkırtıyor, isyana teşvik ediyor, diye cezalandırmak istedi. Bu tür suçların cezası da idamdı. Esir bunu bildiği için, “Ölümden öte yol yoktur” felsefesiyle, kendi dilinde padişaha sövüp saydı, iyice içini döktü.

Padişah, esirin dilinden anlayan bir vezire, “Neler söylüyor bu adam?” diye sordu.  Vezir, temiz yaradılışlı, iyilik yanlısı biriydi.

Esirin küfürler savurduğunu değil de “Ben bir hata ettim bir padişah olarak sana yakışan ise affetmektir Allah da bağışlamayı ve bağışlayanları sever, diyor” dedi. Vezirin bu sözleri üzerine padişah merhamete geldi ve esiri affetti.

Fakat esirin dilinden anlayan kötü yürekli bir başka vezir müdahale etti:

“Padişahım, bu esir söylenenlerin tam tersine size en ağır küfürleri savurdu, ağzına geleni söyledi” dedi. Padişah yerinde bir soyluluk gösterisinde bulundu.

Kötü yürekli vezire hitap ederek, “Önceki vezirimin söylediği yalan, senin söylediğin doğrudan daha çok hoşuma gitti. Senin gammazlığına itibar etmiyorum” dedi ve af kararını geri almadı. Demek ki bazen masum yalanlar söylemek gerekiyor.

Ancak masum olmayan yalanlar da söyleniyor ülkemizde. Örnek mi; Bazı siyasetçiler tutamayacakları sözleri veriyorlar.

Ülkemizde seçiklerde kanunlar bile son dakikada değiştiriliyor. Yüksek Seçim Kurulu sandıklar kapanırken son dakikada mühürsüz oyları geçerli sayıyor. Yani daha önce aldığı karardan vazgeçip vatandaşa yalan söylediğini yeni kararıyla ifşa ediyor.

Ancak bu masum olmayan bir durum oluyor.

Ah siyaset, vah siyaset, sen ne kadar dürüst yapılıyorsun Türkiye’de. Masum olmayan yalanları da bekleyelim. Bakalım 2019 neler getirecek, bekleyip göreceğiz.

 

FİLE GEÇERLİ Mİ?

Yeni yasa yürürlüğe girdi ve paralı poşet dönemi başladı. Marketlere gidenler 25 kuruşluk kazığı yemeye başladı. Kazığı yemek istemeyenler ise çözümü kendileri yarattı.

Yıllar öncesine gidiverdim; Rahmetli annem file örerdi, bu filelerle pazara giderdik. Aldığımız meyve ve sebzeyi bu filelere koyardık.

Fileden önce ise zembil vardı, hazırdan yapılırdı. O zembille de pazara giden birisiyim ben. Poşet parası vermezdik. Zembilimizin üzerinde ürün aldığımız yerin reklamı ya yapılmazdı. Hem çevre kirlenmez, hem geri dönüşüm derdi olmazdı.

Hey gidi günler, hey…

Ne güzel günlerdi.

Siyasetçiler cek cak ile biten cümleler kurmaz verdikleri sözleri yerine getirirlerdi. Kimse kimseye hakaret etmezdi. Maalesef Türkiye’de sadece çevre kirlenmedi, zaman içinde siyaset de söylemlerde kirletildi.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Herkesin üç kimliği var: Gösterdiği kimliği, gerçek kimliği ve sahip olduğunu sandığı kimliği. Alphonse Karr