Koltuklar Pisli mi?
Yazarlar // 02 Mart 2019 Cumartesi 07:43

İsmail BAŞARAN

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasından sonra Belediyeler tanzim satış çadırları açmaya başladı. Bu Çadırlar Samsun’un çeşitli noktalarında mantar gibi bitmeyi sürdürüyor. Peki, bu çadırlar neden çoğalıyor, Sayın Cumhurbaşkanı neden stokçuları takmış kafasına da adeta tehdit ediyor?
Vatandaş kuru soğana muhtaç olmuş da ondan. Vatandaşı kuru soğana kim muhtaç etmiş? Türkiye’nin ekonomisini iyi yönetemeyenler, Türkiye’nin tarım politikalarını iyi yönetemeyenler, Türkiye’de yerli tohum üretilmesini yasaklayan uzun süredir iktidarda bulunan siyasi parti.
Sonunda vatandaş gariban durumuna düşürüldü ve zeytini bile gramla alır hale geldi. Bir yanında Çarşamba Ovası, bir yanında Bafra ovası bulunan Samsun’da bile üretim azalırken soruna çare arayıp çözmeyenler bu duruma getirdi milleti. Vatandaş maalesef yanlış politikalar nedeniyle gariban duruma düşürüldü.
İşte bu garibanlardan birisi bakkala gitmiş yarım ekmek ve yüz gram zeytin alıp kayıntı yapacak. Ancak ensesi kalın biri alışverişte. Adam bakkaldan istiyor ha bre:
Şuradan üç kilo zeytin, üç kilo peynir, üç kilo pastırma, üç kilo bal… Adam sıraladıkça garibanın ağzının suyu akıyor. Gariban dayanamayıp soruyor:
Bey amca bu kadar yiyeceği kime alıyorsun?
Bey amca cevap veriyor: Damadıma.
Gariban sormayı sürdürüyor: Bey amca damadın büyük adam galiba ne iş yapıyor?
Bey amca cevaplıyor: Kızımı öpüyor.
Gariban şaşkın şaşkın bey amcanın yüzüne bakıp ağır ağır konuşuyor:
Bey amca sen bana şuradan 250 gram zeytin al ben senin sülaleni öperim be…
Türkiye’de vatandaşın garibanın duruma düşürülmesi yetmiyormuş gibi, bir de tek zeytininin yarısına göz dikildi herhalde.
Pek saygıdeğer bazı bakanlar çıkıp televizyonlarda bağırıyorlar, Türkiye’nin ihracatının arttığından, üretimin arttığından, vatandaşa domates, biber, patlıcanı ucuz satmak için tanzim satışları için çadırlar ve pazarlar kurduklarından dem vuruyorlar.
Ancak ne hikmetse Türkiye’deki olumsuzluklardan hiç bahsetmedikleri gibi dış güçlerin Türkiye üzerine oyunlar oynadıklarını anlatıyorlar.
Fakındaysanız hep vatandaş suçlanıyor da yönetemeyenler kendilerinde suç bulmuyorlar çünkü korktukları için aramıyorlar.
Eğer bir insan bağırarak konuşuyorsa, karşısındakinden, elindeki imkânların alacağından korkuyorlar demektir.
Türk siyasetinde kim bağırıp çağırarak, karşısındakileri aşağılayarak, Türkiye’yi olmuş karpuz gibi kim parçalamak istiyorsa rakiplerinden ve kaybetmekten ardından da hesap vermekten kimler korkuyorsa Türkiye’nin bu hale getirilmesinde suçları vardır. Türkiye’nin günden güne fakirleşmesinden, koltukları kaybetmekten kimler korkuyorsa suçlu onlardır.
Bir söz vardır; kim oturduğu koltuktan kalkmak istemiyorsa koltuk pislenmiştir.

GÜNÜN SÖZÜ
Cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz, dehanın sınırları var cehaletinse hiçbir sınırı yoktur. (Whoopi Goldberg)