Kim Nasıl Öldü?
Yazarlar // 13 Nisan 2022 Çarşamba 08:38

İsmail BAŞARAN

Son yıllarda Türkiye’de bir garip ölüm olayları oldu ve bu olaylar durmuyor da. Canlarını kim aldı bu insanların, Azrail mi yoksa dış güçlerin parmağı var mı bu olaylarda? Hani Türkiye’de zamları hep son günlerde dış güçler yapıyor ya, işte o nedenle geldi aklıma biraz araştırma yapmak.

Adnan Kahveci - Eski Maliye Bakanı. Dedi ki: "Bizim bağımsız olmamız için Amerika ve IMF'den kurtulmamız lazım." 2 gün sonra trafik kazasında öldü.

Bedri İnce Tahtacı - Saadet Partisi Gaziantep milletvekili. Dedi ki: "Amerika en büyük engeldir bu ülkeye; istediğini Başbakan yapar, istediğini Cumhurbaşkanı yapar." 5 gün sonra Antep'e giderken trafik kazasında öldü.

Turgut Özal - Cumhurbaşkanı. Dedi ki: "Musul ve Kerkük bizimdir, alacağız." 10 gün sonra öldü.

Eşref Bitlis - Jandarma Komutanı. Dedi ki: "Amerika'nın İncirlik'ten kalkan uçakları PKK'ya yardımda bulunuyor." 4 gün sonra -60 dereceye kadar dayanıklı olan uçak ile Siirt'e giderken uçağı düştü ve öldü. Kaza nedeni uçak motorlarının buzlanması! Oysa Siirt'te o sırada hava -11 derece idi...

TBMM - 1 Mart tezkeresine ret oyu verdi. 3 gün sonra İstanbul'un göbeğinde bombalar patladı. Kaç kişi öldü!

Recep Yazıcıoğlu - Denizli Valisi. Denizli'de kanun çıkarttı: "Artık bundan sonra cafe ve benzeri yerler İngilizce isim kullanmayacak, yani cafe değil kahve yazılacak." 1 hafta sonra Ankara'ya giderken trafik kazasında öldü.

Hatırladınız mı bütün bunları? Bunu yazarken korkmadım desem yalan olur ancak korkunun da ecele faydası yoktur. Merak ettim, Azrail denilen melek neden hep ABD aleyhine konuşanların canını alıyor? O da Amerika’ya mı çalışıyor? Şimdi sırada kim var acaba?

 

AÇLIK SINIRI

Türkiye’de ekonominin dışında olanlar yokmuş gibi konu dönüp dolaşıp hayat pahalığına getiriliyor. İktidar ise iğneden ipliğe zam gelen Ülkemde dış güçler diyerek işin içinden çıkmaya çalışıyor. Muhalefet milletvekilleri Türkiye’yi ilçe ilçe gezerlerken İktidar milletvekilleri ortada görünmüyor. Belki onlar da hayatın pahalı olduğunu biliyorlar ancak seslerini çıkaramıyorlar.

Vatandaş bu pahalılığı iliklerine kadar hissediyor, pazara gidip çıkmak ürünleri alabilmek için sıra bekliyor bunu iktidar maalesef görmüyor. Bir de utanmadan manda yoğurdu ve hurma yediklerini söylüyorlar.

Oysa hurma yerine Türkiye’de üretilen ceviz veya fındık yemeyi vatandaşa anlatsalar da Türk fındığı değerinin altında satılmasa olmaz mı? Olur, elbet de bunu kim yapacak? Türkiye’de üretimi engelleyenler, ithalata yönelenler ve ithalattan kazananlar mı fındığı ve cevize yönlendirecekler üreticiyi? Maaşlar bırakın iyi geçinmeyi açlık sınırının bile altında kalıverdi, sözüm ona zam yapılmıştı.

YIKIYOR VE YAPIYOR

Samsun Büyükşehir Belediyesi yıkıp yapmayı kendisine görev olarak bilmiş. Mustafa Demir göreve geldiği günden beri yıkıyor ve yerine başka bir şeyler yapıyor. İlçelere kalkan minibüsler için olan garajdan vazgeçip yıktığı yerlere yenisini yapıyor.

Sayın Demir, acaba bu bir hastalık mı, eğer hastalık ise tedavi olmanız gerekiyor. Hastalık değilse neden bu ilin paralarını yıkmak ve yenisini yapmak için harcıyorsunuz? AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan su fiyatlarının indirilmesi için partili belediye başkanlarına adeta talimat verirken Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir ve Meclis üyeleri neden su fiyatlarını artırıyorlar ve indirime gitmiyorlar?

Bu ve benzeri zamlar önümüzdeki seçimlerde AK Parti’ne olumsuz yansıyacaktır. Bu gidişle önümüzdeki seçimler pek de kolay olmayacak sanırım.

GÜNÜN SÖZÜ

"Hiçbir haine güven olmaz" (Cicero)