KARAASLAN VE SAMSUN
Yazarlar // 13 Eylül 2019 Cuma 12:58

İsmail BAŞARAN

Samsun AK Parti Milletvekili Çiğdem Karaaslan bazen uzun konuşmalar yapıyor, Ankara’da parti adına yaptıklarına karışmam da Samsun’da yaşayan birisi olarak burada yaptığı konuşmalara karışırım ve de gerekirse eleştiririm.
Karaaslan AK Parti Samsun 81. İl Danışma Meclisi'ne katıldı. Toplantıda sert ve uzun bir konuşma yapan Karaaslan, muhalefet partilerini ve gündem değiştirmeye çalışmakla iddia ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu eleştirdi. Sayın Karaaslan İstanbul’u İstanbul’da eleştirsin de Samsun’da neleri yapıp neleri yapamadıklarını anlatsın millete.
Neymiş bazı belediye başkanları Diyarbakır’a gitmiş de halay çekmiş. Sayın Karaaslan da bunu diline dolamış hizmetlerden bahsedeceğine bundan bahsediyor. Neden hizmet mi yapılamıyor?
Aklıma gelmişken Sayın Karaaslan’ın partisinin Genel Başkanı da bir zamanlar Diyarbakır’da teröristleri kırmızı halılarda karşılamıştı, bunu unuttu mu yoksa yaşı mı müsait değildi hatırlamaya. Siz Samsun’da Samsun’u ve yatırımlarını düşünün, partinizin yönettiği belediyelerin ne kadar borçları olduğunu yatırımların nerelere yapıldığını sorgulayın öncelikle. Daha iyi olur herhalde Samsun’a güzel hizmetler yapmış olur ve hatırlanırsınız siyasi hayatınızın sonunda.
Bir siyasetçinin asıl önem vermesi gereken halka yaptığı hizmetleri anlatmak değil yapmadıkları konusunda eleştirilere kulak vermek ve sorunların çözümü için uğraş vermek olmalıdır.

ZABITAYA İŞ DÜŞÜYOR
İlkadım Belediye Başkanı Necaattin Demirtaş koltuğu ısıttı ve işlere bıraktığı yerden yani beş yıl öncesinden başladı. İlk olarak da kent sakinlerinin yoğun olarak kullandığı caddeleri, sokak ve kaldırımları işgal eden seyyar satıcılara yönelik denetim ve kontrollerini sıkılaştırdı. Açıklama böyle de gerçek böyle mi, kısaca kaldırımlarda seyyarlar boy gösteriyor mu?
Kararları almak başka, uygulamak da yürek işidir. Sayın Demirtaş’ta bu yürek vardır da kadrosunda var mı acaba?
So0kaklar ve kaldırımlara bakılırsa pek de yürek yememişler gibi görünüyor, çünkü sokak aralarında ve köşe başlarında bazen de merdivenlerde eline poşetini süt şişesini alan gelmiş satıyor satacağını. Yani Belediye’nin gerçekleştirdiği denetimler yeterli olmamış görünüyor.
Mesele yaşamın gittikçe zorlaştığı bu günlerde vatandaşın kaçak göçek satış yapmasını engellemek değil, semt pazarlarının sayısını ve günlerini artırıp birinci elden ürünü tüketiciyle buluşturmak olmalıdır. Demirtaş da bunu sağlayabilmek için çalışma başlatır kanısındayım.
Zabıta ekipleriyle satıcılara korku salmak yerine denetimli bölgelerde tüketiciye sağlıklı ürünler sunabilmektir amaç. Kent sakinlerini sokaklarda ve kaldırımlarda zora sokacak bölgeler yerine semt pazarlarının yerlerini ve sayılarını artırmaktır önemli olan. Sayın Demirtaş da bunu yapabilir herhalde, eğer meclisinde sözünü geçirebilirse.
Unutulmamalıdır kentlerde cadde ve sokaklar yayalar için ayrılmıştır. Özellikle de sarı şeritli bölgelerde seyyar satıcılık yaptırmak ayıptan da ötedir.

GÜNÜN SÖZÜ
Aklın başına gelince, sakın pişman olacağın bir iş yapma.  Mevlana