İyi Yürekli Mi Olalım?
Yazarlar // 07 Ocak 2017 Cumartesi 00:13

İsmail BAŞARAN

Vaktiyle bir padişah, ellerindeki esirlerden birini, diğer esirleri kışkırtıyor, isyana teşvik ediyor, diye cezalandırmak istedi. Bu tür suçların cezası da idamdı. Esir bunu bildiği için, “Ölümden öte yol yoktur” felsefesiyle, kendi dilinde padişaha sövüp saydı, iyice içini döktü.

Padişah, esirin dilinden anlayan bir vezire, “Neler söylüyor bu adam?” diye sordu.  Vezir, temiz yaradılışlı, iyilik yanlısı biriydi.

Esirin küfürler savurduğunu değil de “Ben bir hata ettim bir padişah olarak sana yakışan ise affetmektir Allah da bağışlamayı ve bağışlayanları sever, diyor” dedi.

Vezirin bu sözleri üzerine padişah merhamete geldi ve esiri affetti.

Fakat esirin dilinden anlayan kötü yürekli bir başka vezir müdahale etti:

- “Padişahım, bu esir söylenenlerin tam tersine size en ağır küfürleri savurdu, ağzına geleni söyledi” dedi.

Padişah yerinde bir soyluluk gösterisinde bulundu.

Kötü yürekli vezire hitap ederek, “Önceki vezirimin söylediği yalan, senin söylediğin doğrudan daha çok hoşuma gitti. Senin gammazlığına itibar etmiyorum” dedi ve af kararını geri almadı…
Şimdi Türkiye’de bir başkanlık sistemi tartışılıp gidiyor.
Olmalı diyenler de var, olmamalı diyenler de.
Bakalım hangileri galip gelecek ve de Türkiye’nin bundan sonraki durumu ne hal alacak.
Sahi sizce ne olacak?
Geçmişimizde Osmanlı padişahlıkla yönetiliyordu. 
Geri mi döneceğiz ileri mi gideceğiz?

SAĞLIKTA ŞİDDET
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç sağlıktaki şiddet rakamına dikkat çekmiş.
Saraç, sağlık sektöründe şiddete uğrayanların riskinin diğer sektörlere göre 16 kat daha fazla olduğuna dikkat çekmiş.
Peki neden artıyor, araştırıldı mı?
Sağlık kurumlarına gidenlerin tamamı rahatsızlıklarından o kapıyı çalıyorlar.
Acaba gittiklerinde kendilerine hasta muamelesi yapılıp ona göre davranılıyor mu?
Eğer yapılıyorsa bu şiddetin artmaması gerekir.
Yok eğer gelene hasta muamelesi yapılmayıp zora koşuluyorlarsa, doktorla da kavga edilir, oradaki görevliyle de.
Önce hastalara nasıl muamele edilmesi gerektiğinde görevlilere seminer verilmesi gerekmez mi?

 

GÜNÜN FIKRASI

Türkiye’ye uzman olarak gelen Amerikalı, köylerden birine konuk olmuştu. Köylüler Amerikalıya ikram üstüne ikram yapmışlar, kuzular çevirmiş, tatlılar açmışlardı. Akşam oldu. Amerikalı yediklerinin de etkisiyle sıkıştı. Tuvalet sordu, “Yürü” dediler. Çıkardılar tarlalara.

Yürütmeğe başladılar Amerikalıyı. Amerikalı iyice sıkışmıştı, yürüdükçe:

— “Anladım, tarlaya edeceğim. Öyleyse bırakın da edeyim şuraya.”

— “Iııh olmaz. Burası Hacı Emmi’nin tarlası. Sen bizim konuğumuzsun. Bizim tarlaya edebilirsin ancak. Yürü babamın tarlasına.”

— “Ne olur şuracığa etsem. Bir adım daha gidemeyeceğim.”

— “Olmaz! Burası Ali Dayı’nın tarlası.”

— “Tükendim, mahvoldum. Yürüyemeyeceğim şuraya…”

— “Olmazz. Burası Dursun Çavuş’un tarlası. Yürü babamın tarlasına.”

Nihayet getirdiler kendi tarlalarına. Amerikalı rahatladı. Dönerken:

— “Siz çok iyi insanlarsınız” dedi. “Ancak sizde organizasyon yok. Tuvalet işini organize edememişsiniz. Dedim ya, sizde kavram olarak da uygulama olarak da organizasyon yok.”

Dayanamadı köylülerden biri:

— “Bana bak Coni” dedi. “O senin dediğin şey bizde olsaydı o zaman sen gelip benim babamın tarlasına değil, biz gelip senin babanın tarlasına ederdik, anladın mı gayri?”

 

GÜNÜN SÖZÜ

Zaman büyük bir öğretmendir; ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürür. Curt Goetz

 

DUVAR YAZISI

Seni düşündükçe gözlerim dolar, kulaklarım avro…