İnsan Ne Oldum Dememeli
Yazarlar // 15 Mart 2017 Çarşamba 21:20

İsmail BAŞARAN

Temel, zamparalık yapmak için İstanbul’da otomobiliyle dolaşıyormuş. Laf attığı bir bayanın yanında durup pazarlığa başlayacak. Bu sırada bayan “ama ben lezbiyenim” demiş. Temel sormuş:

—Lezbiyen nedur ki?

Bayan cevap vermiş:

Ben kadın severim.

Temel’in gözlerinin içi gülmüş birden de konuşmuş:

Uyyyy, en büyük lezbiyen penum da…

 

Bu fıkra neden aklıma geldi?

Benzine, motorine, gaza, tuza, kısacası yaşamaya zam gelmekte Türkiye’de, hem de her gün.
İkide bir zam yapılacak, sözüm ona açıklar dengelenecek sonra da birileri çıkıp 'ekonomi düzgün gidiyor' diye ahkâm kesecek.

Vatandaş zamlardan bunalmış kimsenin haberi yok.
Türkiye bir referanduma gidiyor, bakıyorum da artık haberlerde hep bu tekrarlanıyor.
İktidar kanadı da muhalefet kanadı da zamlarla ilgili konuşmuyor, çarşı pazardaki yangından bahsetmiyorlar.
Bir ağız dalaşıdır gidiyor.
Eğer, bu devlet zam yapılarak yönetiliyorsa Vallahi de Billahi de benden iyi yönetecek olanı kimse bulamaz.

Her gün zam yaparım, her gün.

Ne de güzel yönetirim ülkeyi…

Bu konuda tevazu göstermeyeceğim, gerçekten iyi zam yaparım.
İktidarda kalırsam hele bir de meclis üstünlüğünü elime geçirirsem bakarsınız Anayasa’yı tekrar değiştirir ve kendime göre uyarlarım.
Maalesef Yüce Mevla bana kız çocuğu vermemiş, o nedenle damadın olmayacak.
Ben de gelinlerimi bakan yaparım, hem de yatırımlarla ilgili, para harcamalarıyla ilgili bakanlar yaparım.
Neden olmasın değil mi?
İnsan ne oldum dememeli, ne olacağını düşünmeli.

TÜRKİYE AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN UĞRAŞ VERECEK Mİ?
Yapılacak referandumda Evet oyları daha fazla olursa Türkiye Avrupa Birliği çalışmalarını sürdürecek mi acaba?
Eğer sürdürecekse içinde bulunduğumuz günlerde Hollanda ve Almanya’da yapılanlar unutulacak veya unutturulmaya mı çalıştırılacak?
Bugün söylenenler verilen demeçler unutulacak mı?
Bu söylenenler bir yerlere not ediliyordur herhalde, sonra insanın karşısına çıkıverir.
Başkanlık sistemi gelirse, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan’dan gelen talimatların dışında kanun çıkarabilecek mi?
Bu soruya hayır cevabı veriliyorsa o zaman Meclis’e ne gerek var ki.
Osmanlı Devleti Padişahlıkla yönetiliyordu.
Padişah istediğini işin başına getiriyordu.
İstediğini paşa yapıyor istemediğini yapmıyordu.
Ordunun komutanıydı.

Asker savaşa giderken ordunun başında duruyordu.
Çocukları ve damatları da yanında bulunuyordu.
18 Yaşında milletvekili olanlar askerden de muaf olacaklarına göre orduyla savaşa gitmeyeceklerdir sanırım.
Orduların başkomutanı Başkan da sarayında oturacaktır.
Avrupa Birliği’nden başladık nerelere geldik.
Sahi Başkanlık sistemi gelirse Avrupa Birliği ile aramızdaki buzlar çözülecek mi?
Bakanlarımız Hollanda ve Almanya’da karşılaştıkları davranışlara yeniden muhatap olacaklar mı?
Yoksa o zaman sular durulacak mı?
Merak ediyorum, bugün Avrupa Birliği’ni teröristlerle kucak kucağa gibi gösterenler yarın oralara gidecekler mi?
Bugün Avrupa Birliği Bakanı olan Ömer Çelik o zaman ne bakanı olacak acaba?


GÜNÜN FIKRASI

Fadime ile Temel oturmuş sohbet ediyorlarmış. Fadime sormuş;

- Pen ölürsem napacasun?

- Telirirum...

- Teçrar evlenir misun?

- Teliriruz deduysak o katar ta teyul...

 

GÜNÜN SÖZÜ

Siyasette, doğru her zaman biraz geç söylenir. Yahya Kemal Beyatlı