İletişim Ve Söyleneni Anlayabilmek
Yazarlar // 17 Eylül 2015 Perşembe 00:00

İsmail BAŞARAN

Başbakan Temel, dış destek aramak için İngiltere'yi ziyarete gitmiş. Ziyareti sırasında Kraliçe tarafından çay içmeye davet edilen Temel, Kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu sormuş.

Kraliçe de "Çevremi akıllı insanlarla doldurmak" cevabını vermiş. Temel bunun üzerine Kraliçeye çevresindeki insanların akıllı olup olmadıklarını nasıl ayırt ettiğini sormuş. Kraliçe, "onlara doğru soruları sorarak ayırt ediyorum" diye yanıtlamış ve "izin verin göstereyim" demiş.

Kraliçe hemen Tony Blair'i aramış ve "Sayın Başbakan, lütfen bu soruya cevap verin:

Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu? " diye sormuş.

Tony Blair: "Bu benim majesteleri" diye yanıtlamış.

Kraliçe: "Doğru. Teşekkürler, iyi çalışmalar Blair" demiş ve Temel’e dönerek:

"Gördünüz mü Sayın Başbakan?"

"Evet, majesteleri, çok teşekkür ederim, bu metodunuzu kesinlikle kullanacağım" diyerek oradan ayrılmış.

Yurda dönüşünde hemen Yardımcısını yanına çağıran Başbakan Temel, "Sana soracağım bir soruyu cevaplamanı istiyorum" demiş.

Yardımcısı: "Tabii efendim, nedir?"

Başbakan Temel: "Annenin bir çocuğu var, babanın bir çocuğu var, ve bu çocuk senin ne kız ne de erkek kardeşin. Kimdir bu?"

Başbakan Yardımcısı sağa bakmış sola bakmış düşünmüş taşınmış ve en sonunda:

"Efendim bunu biraz düşünüp sonra size cevap versem?"

Başbakan Temel kabul etmiş ve yardımcısı oradan ayrılmış, vakit kaybetmeden Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağırmış, saatlerce bu soru üzerinde düşünmüşler, ama kimse bir cevap bulamamış. En sonunda Başbakan Yardımcısı Kemal Derviş'i aramış ve durumu açıkladıktan sonra:

"Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?"

Derviş: "Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim!" diye yanıtlamış.

Cevabı alan Başbakan Yardımcısı hemen Başbakan Temel’i arayarak "Cevabı buldum efendim, kim olduğunu biliyorum, Sayın Kemal Derviş" demiş.

Başbakan Temel büyük bir hayal kırıklığıyla cevap vermiş:

"Yanlış cevap, Doğru cevap Tony Blair idi."
İyi ki bizim Ülkemizin Başbakanları Temel ve Yardımcısı gibi değiller.
Yoksa hep kraliçe ve Blair arayıp duracağız.
Bir de Kemal Derviş’i tabi…

YOK, BÖYLE BİR REKLAM
Samsun’da Dün bir fuar açıldı.
Fuarın açılışı öncesinde stantları geziyordum.
İsterseniz girişten başlayayım.
Fuar alanının üç kapısı açıktı.
İçeri girecek olanlar, protokol ve vatandaşlar olarak ikiye ayrılmıştı.
Protokol’ün giriş yapacağı kapının önüne ve fuar alanının içine kırmızı halı serilmişti.
Vatandaşın giriş yapacağı kapıda ise böyle bir halı yoktu.
Protokol neden kırmızı halıdan girer bir türlü anlayamam.
Artist mi bunlar???
Bu kırmızı halıyla mı kendilerinin “Büyük adam” oldukları anlaşılacak?
Fuar alanına girer girmez beni karşılayan ilk stant Samsun Büyükşehir Belediyesi’ne ait olanıydı.
Merak edip inceledim.
İlk gözüme çarpan bir otelin broşürüydü.
Oradaki görevlilere sordum:
Büyükşehir olarak bu otelin reklamını mı yapıyorsunuz?
“Hayır” diye cevap verdiler.
“Bunları buraya kim koydurdu” diye sordum bu kez.
Bu soruma cevap vermediler.
Fuar alanında gezdikten sonra çıkışta yine geldim Büyükşehir Belediyesi standına.
O otelin broşürleri yoktu orada.
“Ne oldu broşürler” diye sordum bu kez.
Aldığım cevap ilginçti:
“Siz sorunca biz de ilgililere sorduk hemen kaldırmamızı istediler, biz de kaldırdık,. Yanlışlıkla konulmuş oraya…”
Geçenlerde bu sütunlarda dile getirmiştim ve sormuştum:
Acaba Yılmaz’ın afişlerinde neden iki otelin reklamları var?
Acaba onlar da mı yanlışlıkla konulmuştu oraya.
Yanlış anlaşılmasın sakın.
Fuar, turizm değil, tarım farıydı da…

GÜNÜN SÖZÜ

Özgür bir ülkede yaygara çok ıstırap az, baskı altındaki bir ülkede ise yakınma az, keder çoktur. Carnot