HESAP SORULSUN ARTIK
Yazarlar // 29 Temmuz 2019 Pazartesi 10:06

İsmail BAŞARAN

Samsun Büyükşehir Belediyesi’nde Yusuf Ziya Yılmaz döneminin ardından Bir süre de Zihni Şahin dönemi yaşandı. Seçimler yapıldı ve yine AK Parti’li Mustafa Demir dönemi başladı.

Daha önceleri milletvekilliği ve Bakanlık görevlerinde de bulunan Mustafa Demir’in ilk olarak yapması gereken Belediye’nin gelir gider tablosunu ve borçlarını açıklamak olmalıydı, ancak olmadı. Çünkü Samsun Büyükşehir Belediyesi kendi partisi tarafından yönetiliyordu.

Adım gibi emin olduğun bir konu var: Eğer AK Parti dönemi sona ermiş ve Mustafa Demir bir başka partiden seçilip koltuğa otursaydı yapacağı ilk iş Belediye’nin gelir gider tablosunu ve borçlarını açıklamak olurdu.

Sonrasında da yapılan yatırımların gider tablolarını araştırır ihalelerin yandaşlara verilip verilmediğini belirledikten sonra halka duyururdu.

Ancak bunlar yapılmadı, çünkü yapılsa mutlaka gidenler eleştirilmiş olacak ve yandaşlara ihalelerin verilip verilmediği ortaya çıkacaktı. Sadece Büyükşehir’de değil elbet, ilçe belediyelerinde de durum aynı oldu.

Şimdi halkın merak ettiği el değiştiren İlkadım ve Atakum ilçelerinde böyle bir uygulamanın yapılıp yapılmayacağıdır. Borçlar kalem kalem açıklanacak mı, belediyelerin hangi özel de tüzel yerlere borçlu oldukları ortaya çıkacak mı, en önemlisi de yöneticiler bunun hesabı sorulacak mı?

Artık bu hesapları açıklayın da vatandaş hesabını sorsun, varsa bir durum yapanlar yargı önüne çıkarıldın, tabi ucu nereye dayanırsa da dayansın.

Bugün hesap sorulmamasının altında yatan, “günü gelince benden de hesap sorulur” korkusu mu acaba?

 

DAVUL VE ZURNA

“Köyün birinde bir davulcu varmış, işi gücü davul çalmak. Başka işten de pek anlamıyormuş. Bir gün evinin damı akmaya başlayınca davulcu kiremitleri düzeltmeye çıkmış.

Adam damda, davul yerde, davulcunun karısı da kapının önünde duruyormuş. Davulcu kiremitleri aktarırken ayağı kayıp güm diye düşmüş davulun üstüne. Davulcu iki kalçasını tutup ".ötümün kemikleri kırıldı" diye bağırmaya başlamış. Davulcunun karısı ise bu haline gülmekten kırılıyor, bir taraftan da konuşuyormuş:

Herif şükret ki davulcusun ve davulun üzerine düştün, ya zurnacı olsaydın da zurnanın üzerine düşseydin...”

Zurnacı olmak yerine davulcu olarak kalmak galiba en iyisi.

Çünkü davulcu olunca tokmak sizin elinizde istediğiniz gibi vuruyorsunuz, zurnacı olunca ise sesiniz kısıldığında ne  mi yapıyorsunuz:

Sesinizi bile çıkaramıyorsunuz. Sesiniz çıkmaması mı yoksa davul gibi ses vermeniz mi daha iyi yönetilmeniz için gereklidir?

 

GÜNÜN SÖZÜ

Benim güldürme yolum doğruyu söylemektir. Dünyadaki en gülünç şaka da budur. George Bernad Shaw