Hani Olaylar Düşecekti!
Yazarlar // 30 Mayıs 2017 Salı 07:12

İsmail BAŞARAN

Referandum öncesi “EVET” savunucuları ve söylemlerinde “sandıktan evet çıksın Türkiye’de olaylar bitsin” diyordu.
Öyle ya referandum öncesi bir yerlerde vatandaşlarımız topluca can veriyordu. 
İki günde sınırlarımızdan girdi teröristler ve bombalarını patlatıp can aldılar.
Yakalananlar var mı?
Şu olayların olduğu bölgelere milletvekillerinin çocukları asker olarak neden gönderilmiyor acaba?
Gidiyorsa da kaçı ne olarak gidiyor?
Olur mu böyle iş.
Vatanı bekleyecek olan milletin, garibanın çocukları, kaymağı yiyecek olanlar ise başkaları.

Türkiye için kim kötü niyetler besliyor ve nemalanıyorsa kursaklarında kalsın.

DELİKANLILARIN ANNELERİ

Bir mahallede beş delikanlı ve bir de fettan bir kız varmış. Kız boylu poslu. Kız hem alımlı, hem de çalımlı. Beş delikanlı ile de aynı anda oynuyor. Birine göz süzerken öbürüne söz veriyor. Biriyle gelecekteki birlikteliklerini kutlamak için horon teperken diğeriyle de valsa hazırlanıyor.

Delikanlılar toy, delikanlılar saf. Hepsi hayal âleminde; hepsi mahallenin alımlı kızıyla dünya evine girmenin heyecanı ile mest. Kızın diğerleriyle de kırıştırdığı yolundaki laflara hepsinin kulağı tıkalı. Aşığın gözü kör kulağı sağır olurmuş, derler ya, tam o misal.

Asıl sıkıntıyı bu delikanlıların anneleri çekermiş. Görmüş geçirmiş beş kadının beşi de bu kızdan kimseye hayır gelmeyeceğini de, çok daha ileri marifetlerini de bilir de seslerini çıkaramazlarmış. Nasıl çıkartsınlar ki? Ya o fettan kız kendi gelini olursa, ya cümle marifetlerini ortaya döktüğü o kız oğlunun aklını çeler de nikâh kıydırmayı becerirse, el içine nasıl çıkarlar, el yüzüne nasıl bakabilirlerdi ki?

Hikâye bu ya, o beş oğlan anası o fettan kızın bir başkasının gelini olmasını diler ve ağızlarını açmak için nikâhın kıyılmasını beklermiş. Hele biri bir nikâh kıysın, hele kız başkasının nikâhı altına girsin, bakın o zaman biz ağzımızı nasıl açar, içimizi nasıl dökeriz derlermiş.
Şimdi diyeceksiniz ki, bu fettan kız kim?
Delikanlılar ise kimler?
Bunu zamsan gösterecek diyeceğim de…

Pek de zaman kalmadı galiba, önümüzdeki günlerde göreceğiz bu gidişle.
Çünkü şimdilik anneler içlerini dökmediler daha.
Hele bir hayat şartları altında biraz daha ezilsinler, hele belleri biraz daha acısın bakalım o zaman ne yapacaklar.
Yandım Allah diye bağırırsa o anneler, o zaman gaipten bir ses gelip “Ben size akıl fikir verdim, siz kullanamadınız ve başkasına verdiyseniz bana ne” deyiverirse.
Kimse unutmasın; Herkes kötülüğü başkasına değil, kendisine yapar.

MHP YEREL SEÇİMLERDE NE YAPACAK?
Referandumda, koşulsuz AK Parti’yi destekleyen MHP acaba önümüzdeki yerel seçimlerde ve eğer yapılırsa milletvekili seçimlerinde ne yapacak?
Gerçekten merak ediyorum.
Seçimlere kendi başına mı girecek, yoksa yine AK Parti’ye payanda mı olacak?
MHP o zamana kadar genel kurulunu yapmaz ve partide kan değişikliğine gitmezse seyredeceğimiz yine bugünkü manzaradır.
Yani MHP bugünkü  yöneticileriyle yine AK Parti’ye payanda olursa eğer harakiri yapmış sayılır.
Yani kılıcı kendi böğrüne saplamış olur.
Oysa Türkiye’nin MHP’ye de MHP’lilere de ihtiyacı vardır.
Türkiye tek partili dönemleri çok yaşadı.
Ne açlıklar ne fakirlikler gördü, o yıllarda.
Ülke çıkar yolu çok partili iktidarlarda gördü.
Şimdi ise tek partili bir iktidar var.
Bu millet bu günleri daha önce de gördü, sonuçlarını da.
Hep millet üzüldü.

GÜNÜN FIKRASI

Karadenizli vapur acentesine gitti:

'Biz vapuru kaçirduk, başka vapur bulur mısunuz?' dedi.

'Kaç kişisiniz?'

'Yediyuz.'

Acente yetkilisi bu kadar müşteriyi kaçırmamak için hemen yeni bir vapur istedi. Vapur geldiğinde Karadenizli ve arkadaşları rıhtımda toplanmışlardı. Ama nedense fazla kalabalık değillerdi.

Görevli sordu: 'Hani yedi yüz kişiydiniz?'.

'Doğridur, işte pir, içi, uç, dort,peş, altı, yedi. Toplam yedıyuz daa..' dedi Karadenizli.

Kafası attı acenta yetkilisinin. Karadenizliyi bir güzel dövdü ve: 'Eğer, bir daha (i) yerine (u) dersen, canına okurum...' dedi.

Aynı Karadenizli birkaç gün sonra bir bakkala gitti. 'Bana bir mim verin...' dedi.

Bakkal anlayamadı, birkaç kez tekrar ettirdi, sonra eliyle göstermesini istedi.

Karadenizlinin işaretine bakınca: 'Yooo, o mim değil mumdur.' dedi.

'Olsun, mim demek, dayak yemekten iyidir.' dedi Karadenizli.

GÜNÜN SÖZÜ

Tertemiz olmaya çalışın, çünkü dünyaya bakacak pencere kendinizsiniz.

George Bernard Shaw