Günden Güne Azalıyoruz
Yazarlar // 14 Ocak 2016 Perşembe 00:00

İsmail BAŞARAN

Gazetecilik mesleğini Trabzon’da sürdürdüğüm yıllarda ki o yıllar 1968 ile 1977 arasındadır, adını duyar ve kendisini şahsen tanırdım, Ferruh Çetin’in.
Çünkü o dönemlerde çalıştığı günaydın gazetesinin muhabirlerindendi ve geldiği Trabzon’dan da ürettiği haberler vardı.
Ferruh Çetin’in mesleğini sürdürdüğü Samsun’da geldim sonraları.
Arkadaşlığımız burada dostluğa dönüştü.
Gerçekten sallardı haberleriyle bölgeyi ve de o günün yöneticilerini.
Sosyal konuları işlerdi haberlerinde.
Samsun’un siyasetinde vardı, sporunda vardı.
Sosyal hayatında vardı.
Uzun süredir rahatsızdı.
Bir ayı aşkın süre oldu Hedef Halk’ın merkezinin bulunduğu binanın hemen karşısındaki otoparkta bir aracın içinde berber tarafından tıraş ediliyordu.
Sarılmış, kucaklaşmış ve eskiden olduğu gibi şakalaşmış birbirimizle dalga geçmiştik.
En son o zaman görmüştüm kendisini.
Dün gazeteci dostlarımızla, gazeteci olmayan dostlarımızla bizi Büyük Cami’nin avlusunda buluşturdu.
Caminin avlusundaki bir ağacın altında yağmur suyu değmemiş bir bankta oturmuştum.
Şemsiyeyi baston gibi yapıp bacaklarımın arasına almış iki elimi de üzerinde kavuşturmuştum.
Birden yıllar öncesine gittim.
Çocukluğuma kadar uzandım.
Cami avlusunda aynı şekilde oturanları düşündüm.
Hiçbirisi yoklardı şimdi.
Aradan yıllar geçmiş, ben oturuyordum şimdi cami avlusunda.
Benim gibi arkadaşlarım da oradaydı.
Hep cami avlusunda buluşur olduk son zamanlarda.
Ne oluyor bize?
Bizden sonraki kuşağın temsilcilerinin büyük bölümü oradaydı.
Üzülerek söylüyorum genç gazeteci arkadaşlarımızdan çoğunu göremedim orada.
Gün gelir, bugün benim düşündüklerimi onlar da düşünürler…
Caminin avlusunda Ferruh Çetin’in eşini ve çocuklarını gördüm.
Üzgündüler.
İnsan gerçekten üzülüyor be!

YAĞMUR SUYU VE SAMSUN’UN CADDELERİ
Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur misali yine Samsun’un Caddeleri ve yağmur suyundan bahsedeceğim.

Dün Samsun yağmurluydu, şükür ki sel yoktu.
İsmail ıslatan cinsinden yağmur yağıyordu ve caddeler su ile dolmuştu.
Yağmur yağarken insanlar şemsiyelerini açar ve yağmurun üzerlerine yağmasını engellemek isterler.
Samsun’da bu iş tam ters oluyor.
Önlemi olan yukarıdan değil de aşağıdan gelen yağmuru engelleyebilmek.
İnsanda ne ayak ne de ayakkabı kalıyor.
Utanmasam yargıya gideceğim ayakkabılarımın içini yağmur suyuyla doldurdular diye…
Samsun’u yönetenler yağmurda çamurda cadde ve sokaklarda gezmiyorlar mı ayakkabıları su içinde kalmıyor mu?

GÜNÜN SÖZÜ
Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.Benjamin Franklin