Gençlik Bayramı Kutlanacak Da...
Yazarlar // 18 Mayıs 2017 Perşembe 00:00

İsmail BAŞARAN

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu için Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk bir savaş başlatmak üzere Samsun’a ayak basmıştı.

Bu savaşın adı da Ulusal Kurtuluş Savaşı idi.

Bu Savaşı kazanan sadece Mustafa Kemal değildi, Türk Milletinin asil anneleri, babaları evlatlarıydı.

Bizler ise aradan yıllar geçtikten sonra daha nasıl kutlanacağını düşünüyoruz.
Kurtuluşu, yani padişahlık döneminde8n Cumhuriyet’e dönüşü hazmedemiyoruz.

Nedenini bir türlü anlamıyorum.

Ancak anladığım tek şey bu bayramın neden Gençlik adını aldığıdır.

Aynı Atatürk 20 Ekim 1927 günü “Gençliğe Hitabesinde neler diyordu?

Galiba hatırlamakta fayda var.

“Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.

Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Son günlerde, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde “Türk Kanı” için bile ileri geri sözler söylenir duruma geldi.

Hatta Mustafa Kemal Atatürk için bile söyleniyor bu sözler.
Söyleyenler neredeler?
Neden yakalanmıyor bazıları?
Ne zaman yargı önüne çıkarılacaklar?
15 Temmuz gecesi gençleri sokaklara çağıranlar neredeler?

Sadece yakalamak ve yakalamamak mı önemli olan?
Yargılamak da önemli değil mi?
Gazetelerde yazı yazanlar propaganda yapıyor diye yaka paça alınıp içeri atılıyorlar. Aradan aylar geçiyor mahkemeye bile çıkarılmıyorlar.

GÜNÜN FIKRASI

Politikacının biri köylerde seçim propagandasına çıkmıştı. Daha önce köy yaşamını hiç görmediğinden her şeyi merakla inceliyordu.

Bir ara dolabı çeviren eşeği izledi ve köylüye:

"Hayvanın gözlerini bağladığını anladım da, boynuna niçin çıngırak astın" dedi. "Onu hiç anlamadım."

"Efendim, eşek dönerken, durursa, çıngırağın sesi kesilir, ben de durduğunu anlarım. Koşup hayvanı tekrar yürütürüm."

"İyi ama, eşek yerinde durur da, yürüyormuş gibi yapıp, başını sallarsa, ne yaparsın o zaman?"

"Aman efendim böyle sizin gibi düşünecek akıllık eşşek neredee?

 

GÜNÜN SÖZÜ

Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.  N. F. Kısakürek