Gazetecinin Tartaklanması ve...
Yazarlar // 2 Temmuz 2021 Cuma 08:41

İsmail BAŞARAN

 

Samsun’da birçok dernek var. Sivil toplum kuruluşu da var. Bu dernekler içinde Gazeteciler cemiyetleri de var. İnternet gazetecileri dernekleri de var. Kısaca varoğlu var. Çünkü artık dernek üstüne dernek kuruluyor Samsun’da, Bazı insanlar sosyal bir statü kazanmak için kuruyorlar dernekleri. Yani birileri bir baş olmak için amaç olarak kullanıyor gazeteciliği.

Son günlerde gazetecilere yoğun bir saldırı almış başını gidiyor. Nedeni basit çünkü halk üzerinde baskı kurmak isteyen yönetenler gerçeklerin yazılmasından tedirgin oluyor. Oysa gazeteciler Türk topraklarına bu toprakları kurtarmak ve düşmana teslim etmemek için Cumhuriyet öncesinde, Cumhuriyeti’in kuruluş yıllarında vardı, şimdi de var. Cumhuriyetin korunmasında ve yaşamasında da olacaklar.

Bu topraklarda bir Osman Nevres yaşadı. Gerçek adıyla Hasan Tahsin’di kendisi. Osman Nevres 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkan Yunan Efzun alayının bayraktarlığını yapan askeri vurarak Kurtuluş Savaşımızın ilk kurşununu atan kişiydi. Yani gazetecilerin nasıl halkın ve vatandaşın ülkenin yanında olduğunu gösteren ilk kişiydi O bir gazeteciydi. Direnişi başlatan kurşunları sıktığında kısa bir süre sonra şehit düşeceğini de çok iyi biliyordu. Ama bir şeyler yapması gerektiğini düşünmüştür. O kurşunların önemini yedi düvel biliyor…Aradan yıllar geçti, gazetecilere saldırılan günden güne artıyor Türkiye’de.

Bu olayı durup dururken hatırlamadım elbet. Son günlerde bir gazeteci arkadaş elleri arkadan kelepçelenip gözaltına alındı, daha suçluluğu bile kanıtlanmamıştı. Peki, bu olay karşısında, yani suçluluğu ispat edilmemiş bir gazetecinin ellerine kelepçe vurulması karşısında, Samsun'daki biz gazeteciler olayı protesto etmek için, dernek olarak ya da ferden ne yaptı? Türkiye'nin çeşitli noktalarında eylem yaptı gazeteciler, konuyu gündemde tutmak için ve protesto etmek içim. Amaçlarına ulaştılar mı, hiç olmazsa seslerini yükselttiler ve var olduklarını halka duyurdular.

Ben dahil, Samsun'daki gazeteciler ne yaptık bu olay karşısında, hiç bir şey. Sesimizi bile çıkarmadık. Oysa bugün arkadaşımıza olanın yarın bizim başımıza gelmeyeceğinin garantisi var mı?

Gazetecilik neden bu hallere düştü sorusunun yanıtını almakla başlayalım önce. Eline bir fotoğraf makinesi alan, sosyal medyada açtıkları bir hesapla bir şeyler yazıp fotoğraflar paylaşmasıyla gazeteci olunmuyor. Bu işin yasası var, gazetecinin kim olduğu yasalarla belirlenmiştir. Matbaada bastırdıkları bazı kimliklerin üzerine Basın yazdırmakla gazeteci olunmuyor. Üyesi olduğum bazı gazeteci derneklerinin de Samun’da eylemsiz kalması ve sesini duyurmaktan kaçınması çok üzdü beni.Herhangi bir işlevi ve herhangi bir eylemi yoksa dernekte kalmanın ne gibi bir sonucu olabilir ki?

Samsun’daki arkadaşlar ve dernekleri yönetenler, bugün yapılanların yarın kendi başlarına gelmeyeceğini kendilerine de ters kelepçe takılmayacağını garanti edebiliyorlar mı? Samsun’daki arkadaşlar, bugün ters kelepçe takılanların başına gelenler yarın sizin de başınıza gelebilir bugu sakın unutmayın. Ve de hep gerçeklerden yana olun, size gerçek gibi gösterilenlerin yanında değil. Bu mesleğe 1970 yılında başlayan çeşitli ihtilaller yaşamış birisi olarak sadece bazı önerilerim bunlar. Size söylenenleri değil gördüğünüz ve yaşadığınız gerçekleri yazmaktan geri kalmayın. Aksi halde arkadaşınızın başına gelenler yarın sizin de başınıza gelebilir.

GÜNÜN SÖZÜ

Çok Dinlememiz ve Az Konuşmamız İçin , İki Kulağımız ve Bir Dilimiz Vardır. (DİOGENES)