Gazeteci olmak yürek işidir
Yazarlar // 27 Temmuz 2012 Cuma 07:45

İsmail BAŞARAN

Samsunlular hatırlayacaklardır, bir süre önce Basın İlan Kurumu Samsun İl Müdürlüğü’nde bazı gazete sahipleri bir araya gelmişler ve de “3. sayfa haberleri olarak bilinen” asayiş haberlerini “Samsun’un imajı bozuluyor” diyerek adı geçen sayfada kullanmama kararı almışlardı.

İşin içinde Basın İlan Kurumu olunda bu satırların yazarı da “Bunun adı yayın organlarına müdahaledir ve sansür adı taşır” demişti.

Sonrasında Samsun’da yayın yapan Hedef Halk Gazetesi çalışanları Genel Yayın Yönetmeni Yener Cabbar önderliğinde bir dik duruş sergilemiş, bunun sonucu gazete bir gün okurlarıyla buluşamamıştı.

Gazetelerin 3. sayfasında bu haberlerin kullanılmamasının ne amacı vardı?

Sözüm ona haberler içerdeki sayfalarda kullanılacak, böylece okurlar bu haberleri görmeyecek, örnekler ortadan kalkınca da olaylar azalacaktı.

Amaç gerçekten bu muydu yoksa Samsun basınını tasarımlamak mıydı?

24 Temmuz Türk Basınından sansürün kaldırılışının bilmem kalçıncı yılının kutlama mesajını yayınlayan Samsun Gazeteciler Cemiyeti başkanlığı de sansür sayılabilecek o belgeye imza koymuştu

Peki, o belgenin imzalanmasının ardından, o belgeye imza koyanlar yayın organlarında ne yaptı?

3. sayfa haberlerini diğer sayfalarda kullandı mı?

Kullandı…

Gazetelerinin manşetlerinde o tür haberlere yer verdi mi?

Verdi…

En son örnek birkaç gündür Samsun yazılı basınının birinci sayfalarını süslüyor mu?

Evet…

Kısacası gazetelerin 3. sayfasında kullanılmayan vurdulu kırdılı haberlerin yerinde okul ve magazin haberlerinin yer alması Samsun asayişini düzeltmedi.

İnsanların cinayet işlemelerini engellemedi.

Trafik kazalarının azalmasına yol açmadı.

Kadınların dayak yemesinin önüne geçilemedi…

“Basın bizim istediğimizi yazar” düşüncesi içindekiler başlarını kuma gömdü…

Samsun’da bölgeye yayın yapan hedef Halk Gazetesi çalışanları arkadaşlar şimdilik bu oyunu bozdu.

“Gazetelerin gazeteciler tarafından çıkarılacağını”  anlattı.

Türk Basınından sansürün kaldırılışının yıldönümünü kutlamak o nedenle bu dik duruşu sergileyen arkadaşların hakkıdır.

Ya “Sansüre evet diyenler” ne yapmalı?

En azından “Türk Basınında sansürün kaldırılışının yıldönümünü” katlamayıp hiç olmazsa bir cesaret örneği göstermeli.

Bunun için geç kalmış değillerdir…

Çünkü gazetecilik yürekliinsanların yapabileceği bir meslektir.

 

AKIN ÜNER NE BEKLİYORDU?

Samsunspor’da Emin Kar yönetiminde adı geçen ve listede olan Akın Üner işlerinin yoğunluğu nedeniyle istifa etmiş.

Hayret!

Akın Üner listeye haberi olmadan mı alındı?

Eğer öyle ise Genel Kurul salonunda neden istifasını vermedi?

Hem de seçimler öncesi çıkıp “Ben listede yokum” arkadaş dedi mi?

Demediyse görev bölümü yapılmadan mı istifa etti, yoksa görev bölümü yapıldıktan sonra mı?

Aslına bakarsanız Akın Üner’in Samsunspor yönetiminde ne işi var diye kendi kendime sormadım değil.

Ancak bu soruya önceleri bir cevap verememiştim. Öyle ya o listeye girmek için, Büyükşehir Belediyesinin zarar eden bir kuruluşunun hesabını kitabını yapmak veya bu kuruluşun genel müdürü olmak yeterli değildir.

Peki, neden alındığı listeden peşin peşin istifa etmemiştir?

Hesapların kitapların kendisinden sorulacağını sanmıştır herhalde.

Veya öyle olması istenmiştir birileri tarafından.

Hesap kitap Akın Üner’de olsa ne olacaktı?

Bilmiyorum da aklıma (A) takımı işi geliverdi aniden…

Evdeki hesap Samsunspor yönetimine uymayınca da, orada bulunmanın bir anlamı yok değil mi?

Hele de “Hesaplar düzgün” açıklaması bizzat Samsunspor’un yeni başkanı Emin Kar’dan gelmişse…

Oysa bu konuda hatırladığıma göre yargı henüz kararını vermedi değil mi?

Bir soru:

Emin Kar kardeşimizin muhasebe konusundaki bilgileri hangi düzeyde acaba?

Bir soru daha:

Samsunspor’un kayyuma devredilmesinden neden bu kadar korkuluyor acaba?

 

GÜNÜN FIKRASI

Taksicilikte ilk günü olan şoför taksisine müşteri alır. Biraz sonra müşteri şoföre bir şey sormak için omzuna dokunur. Omzuna dokunulmasıyla şoför bağırarak çığlık atar ve direksiyonun kontrolünü kaybederek kaldırıma çıkar, bir vitrinin önünde arabayı zor bela durdurur.

Arkaya müşteriye dönüp:

-"Bir daha bunu yaparsan gözünü patlatırım" diye bağırır.

Müşteri:

-"Ufacık dokunmanın sizi bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemedik" der.

Biraz sonra kendini toparlayan şoför:

-"Haklısınız sizin kabahatiniz yok, bugün benim taksicilikte ilk günüm. 25 yıldır cenaze arabasında şoförlük yapıyorum da..."

GÜNÜN SAÖZÜ

Cesaret korkunun yokluğu değil, korkuya direnmek, korkuya hükmetmektir. (Mark Twain)

 

DUVAR YAZISI

Espri yapmak zekâ işidir... Espriden anlamak da zekâ işidir... Espriyi ciddiye almak ise geri zekâlıların işidir...