Fındık ve Terör
Yazarlar // 17 Temmuz 2019 Çarşamba 19:01

İsmail BAŞARAN

Dünya fındık piyasasında üretimin yüzde 80’lik bölümünü elinde bulunduran Türkiye’de fındık ekim alanlarını daraltmak ne anlama geliyor?

Türk fındık üreticisini kollayıp gözetmek mi, Amerikan bademine yeni pazarlar açmak mı?

Galiba ikincisi. Yıllardır fındık yazıp dururuz. Yıllardır da bu fındığı, hem kabuklusunu hem de kabuksuzunu çerez niyetine, çikolatanın içinde, viski ile meze olarak yer bu ülkenin insanı.

Türkiye’nin fındıktan dışsatım geliri yıllık milyar dolarları bulur. Bu dışsatımdan fonlara da milyar dolarlar katkı olarak akar.

Ancak ne olmuşta fındık dış pazarlarda alıcı bulamıyormuş? Amerikan bademi mi Türk fındığının yerine geçmiş? Pazar yokmuş da fındık alanları daraltılıp imara açılıyormuş, aynen çay alanlarında olduğu gibi.

Oysa Türkiye’nin yapması gereken fındık dikim alanlarının daraltılması yerine alanlarla birlikte alanların ve üretimin artırılması önemlidir. Fındık alanlarının artırılması yoluyla Türk fındığının piyasalardaki yerini yeniden alması İtalyan ve İspanyol fındığının hatta Amerikan bademinin piyasalarda vurgun yemesi anlamı taşıyacaktır. Üretimimiz nerelere geliyor farkına bile varmıyoruz, sözüm ona tarım politikalarımız revize ediliyormuş.

Türk tütününü ekme, Türk fındığını ekme. Tütünden sonra fındığın ve çay üretiminin de geriletilmesi yüzünden Karadeniz Bölgesi insanının gelir düzeyi düşecek?

Gelir düzeyi düşecek olan Karadeniz insanı geçinebilmek için yeniden gurbete çıkacak. Haliyle Karadeniz bölgesi yaşlılara kalacak.

Sonrasında ne mi olacak? Bölücü örgütün Karadeniz’e açılma planı bu yolla gerçekleşecek.

Büyük Kürdistan ve Büyük Ermenistan dolayısıyla da Büyük Ortadoğu Projesinin önünde aslanlar gibi duran kimse kalmayacak.

Aslında oyun fındık üzerine değil, Türkiye’nin birlik ve beraberliği ile milli sınırları üzerine oynanmaktadır.

O zaman yapmamız gereken Amerikan bademi değil de Türk fındığı yemektir. Emperyalizmin Türkiye üzerinde oynadığı böylece bozulur.

Demek ki neymiş, fındığımızın dünya pazarlarında yer bulması üretin alanlarının genişlemesi özellikle de Karadeniz bölgesinden göçün önlenmesine yol açacak, terör örgütlerinin Karadeniz bölgesinde yapılanmasının önüne geçilmiş olacaktır.

KOLTUK AĞLAMA DUVARI DEĞİL

İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş'ın kurmaylarıyla birlikte yaptığı toplantılarda, 'kötü mali tablonun' düzeltilmesi aşamasında neler yapılabileceği hakkında fikir alışverişinde bulunulmuş. İlkadım Belediyesi ayrıca personel maaşlarının ödenmesinde zorluk çekiliyormuş.

Belediye gelirlerinin personel maaş ödemelerine yetmemesi üzerine ortaya 'ücretsiz izin' formülünün çıkarılacakmış. Yeni bir kaynak bulunmaması halinde personeller arasında 'ücretsiz izin' formülünün devreye alınacağı da görüşülüyormuş.

Koltuk ağlama duvarı değildir, çözüm üretme yeridir. Yeni yönetimin İlkadım Belediyesi’nin borçlarından haberi mi yoktu, çözümün nasıl üretileceği konusunda hiç mi çalışılmamıştı. Borçların ödenebilmesi için taşınmazlar satılacakmış.

Bir taraftan taşınmazların satılmaması gerektiğini düşünürken diğer taraftan da “satsınlar da şu borçları ödeseler” diyorum içinden. Yoksa borçlar Necaattin Demirtaş’ın başına dert olacak ardından da koltuk sallanacak.

Alacaklılar yargıya gidecek, gelirlere el konulacak, belki oturulan koltuk bile haczedilecek, Demirtaş da koltuğuna bile sahip çıkamayan başkan olarak siyasi tarihteki yerini alacak.

GÜNÜN SÖZÜ

Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa; yanlışınız çok demektir.

15.07.2019
İSMAİL BAŞARAN
FINDIK VE TERÖR
Dünya fındık piyasasında üretimin yüzde 80’lik bölümünü elinde bulunduran Türkiye’de fındık ekim alanlarını daraltmak ne anlama geliyor?
Türk fındık üreticisini kollayıp gözetmek mi, Amerikan bademine yeni pazarlar açmak mı?
Galiba ikincisi. Yıllardır fındık yazıp dururuz. Yıllardır da bu fındığı, hem kabuklusunu hem de kabuksuzunu çerez niyetine, çikolatanın içinde, viski ile meze olarak yer bu ülkenin insanı.
Türkiye’nin fındıktan dışsatım geliri yıllık milyar dolarları bulur. Bu dışsatımdan fonlara da milyar dolarlar katkı olarak akar.
Ancak ne olmuşta fındık dış pazarlarda alıcı bulamıyormuş? Amerikan bademi mi Türk fındığının yerine geçmiş? Pazar yokmuş da fındık alanları daraltılıp imara açılıyormuş, aynen çay alanlarında olduğu gibi.
Oysa Türkiye’nin yapması gereken fındık dikim alanlarının daraltılması yerine alanlarla birlikte alanların ve üretimin artırılması önemlidir. Fındık alanlarının artırılması yoluyla Türk fındığının piyasalardaki yerini yeniden alması İtalyan ve İspanyol fındığının hatta Amerikan bademinin piyasalarda vurgun yemesi anlamı taşıyacaktır. Üretimimiz nerelere geliyor farkına bile varmıyoruz, sözüm ona tarım politikalarımız revize ediliyormuş.
Türk tütününü ekme, Türk fındığını ekme. Tütünden sonra fındığın ve çay üretiminin de geriletilmesi yüzünden Karadeniz Bölgesi insanının gelir düzeyi düşecek?
Gelir düzeyi düşecek olan Karadeniz insanı geçinebilmek için yeniden gurbete çıkacak. Haliyle Karadeniz bölgesi yaşlılara kalacak.
Sonrasında ne mi olacak? Bölücü örgütün Karadeniz’e açılma planı bu yolla gerçekleşecek.
Büyük Kürdistan ve Büyük Ermenistan dolayısıyla da Büyük Ortadoğu Projesinin önünde aslanlar gibi duran kimse kalmayacak.
Aslında oyun fındık üzerine değil, Türkiye’nin birlik ve beraberliği ile milli sınırları üzerine oynanmaktadır.
O zaman yapmamız gereken Amerikan bademi değil de Türk fındığı yemektir. Emperyalizmin Türkiye üzerinde oynadığı böylece bozulur.
Demek ki neymiş, fındığımızın dünya pazarlarında yer bulması üretin alanlarının genişlemesi özellikle de Karadeniz bölgesinden göçün önlenmesine yol açacak, terör örgütlerinin Karadeniz bölgesinde yapılanmasının önüne geçilmiş olacaktır.
KOLTUK AĞLAMA DUVARI DEĞİL
İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş'ın kurmaylarıyla birlikte yaptığı toplantılarda, 'kötü mali tablonun' düzeltilmesi aşamasında neler yapılabileceği hakkında fikir alışverişinde bulunulmuş. İlkadım Belediyesi ayrıca personel maaşlarının ödenmesinde zorluk çekiliyormuş.
Belediye gelirlerinin personel maaş ödemelerine yetmemesi üzerine ortaya 'ücretsiz izin' formülünün çıkarılacakmış. Yeni bir kaynak bulunmaması halinde personeller arasında 'ücretsiz izin' formülünün devreye alınacağı da görüşülüyormuş.
Koltuk ağlama duvarı değildir, çözüm üretme yeridir. Yeni yönetimin İlkadım Belediyesi’nin borçlarından haberi mi yoktu, çözümün nasıl üretileceği konusunda hiç mi çalışılmamıştı. Borçların ödenebilmesi için taşınmazlar satılacakmış.
Bir taraftan taşınmazların satılmaması gerektiğini düşünürken diğer taraftan da “satsınlar da şu borçları ödeseler” diyorum içinden. Yoksa borçlar Necaattin Demirtaş’ın başına dert olacak ardından da koltuk sallanacak.
Alacaklılar yargıya gidecek, gelirlere el konulacak, belki oturulan koltuk bile haczedilecek, Demirtaş da koltuğuna bile sahip çıkamayan başkan olarak siyasi tarihteki yerini alacak.
GÜNÜN SÖZÜ
Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa; yanlışınız çok demektir.