Ezilenlerin Ahını Dinlediniz Mi?
Yazarlar // 09 Mayıs 2017 Salı 00:51

İsmail BAŞARAN

İkide bir ezilenler diye yazıyorum ya artık beni de rejim düşmanı sanacaklar.
Yazıyorum çünkü dar gelirliler gerçekten eziliyor.
Siz bakmayın hükümetin bilmem ne kadar zam yaptık maaşlara demelerine.
Memur ve işçiler de eziliyor, çünkü aldıkları maaşla gerçekten geçim zorluğu çekiyorlar.
Tabi bu geçim zorluğu çekenlere emekliler de dahil.
İşte bu nedenle emeklilerin büyük bölümü ikinci bir işte çalışabilmek için uğraş veriyor.
İşi bulan aile bütçesine katkı sağlayabiliyor, bir miktar da olsa.
Ya bulamayanlar?
Eskiden kağıtlar toplanırdı.
Farkında mısınız artık kağıt toplayıcılar da azaldı.
Peki neden?
Çünkü endüstri bu işe de girdi. Artık toplanabilenler sadece naylon torbalar.

Peki, ne olacak?
Bu torbalarda kanserojen madde vardır diye insanların kafalarını karıştırmıyorlar mı?
Karıştırıyorlar.

Hadi gelin de işin içinden çıkın bakalım.

Yani kısaca dar gelirlinin sonu bellidir.
Bu da yaşam hakkının elinden alınmasıdır.
Peki, bu durumu gören hükümet ne yaptığını sanıyor?
Millet sesini çıkarmıyor diye galiba işlerin iyi gittiğini sanıyorlar.

Şair Eşref yaşamıştı bu ülkede bir zamanlar.
Ve şunları söylemişti:
"Her biri kendince zulüm etmekte,

İnsan bir memur görünce eşkıya sanıyor.

Ey zavallı, boş yere yakınma, bağırıp çağırma,

Çünkü ezilenlerin ahini işiten hükümet, bunu musiki sanıyor." 
Peki, ahimizin musiki sanılmaması için ne yapılması gerekiyor?
Hükümetlerin öncelikle milletin ahini dinlemesi gerekiyor.
Sonra da milletvekili sayılarını başkan yardımcıları sayılarını artırarak milletin bütçesini har vurup harman savurmamaları, kendilerine kullanmak için devletin kasasından uçaklar almamaları ve saraylar yaptırmamaları gerekiyor.
Çünkü bu millet, ekmeğinin yarısını komşusuyla bölüşerek geldi bu günlere yıllardır.

CEVAPLARI VERİLEMEYEN SORULAR

1-Neden bozulan otobüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında, onlara mültecilermiş gibi bakarız?

2-Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalışırız? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır?

3-Neden insanlar birbirlerine sarılınca sağa-sola sallanırlar?

4-Neden öğrenciler ilköğretimin beşinci sınıfına kadar öğretmene "öğretmenim" diye seslenirken, altıncı sınıfta bir anda "hocam" diye seslenmeye başlarlar?

5-Neden sınavlarda "4 yanlış bir doğruyu götürür" şeklinde bir uygulama ile öğrenciler cezalandırılırlar da;"4 doğru bil, bir doğru da bizden" şeklinde bir kampanya başlatılıp, zekâya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?

6-Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır, yoksa ondan tırstığımız için midir?

7-Neden, dükkanını kapatıp giden esnaf, kapıya "10 dakika sonra dönücüm" yazar, ne zaman gittiğini nasıl anlarız?

8-Televizyona çıkan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanların izlediğini sanırlar? Örn: Şu anda 80 milyon kişi bizi izliyor...

9-Neden gözlerinden öperim denir? İnsan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var mıdır? Kimse kimseyi gözünden öpmüş müdür?

10-Düğünlerde neden "Dom Dom Kurşunu" ile göbek atılmaktadır."Bir avcı vurdu beni, bin avcı beni yedi" gibi sözler eşliğinde kendinden geçen başka milletler var mıdır?

11-Neden bazı kızlarımız şirin bir hayvancağız gördüklerinde "ay inanmıyorum!" derler, inanılmayacak olan nedir?

12-Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?

13-Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde "en kısa mesafe" neden "indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce inilip, sonra mı binilir? Bir terslik yok mudur?

14-Bir programı kurarken neden "kabul ediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardır? O  kadar parayı bayılıp bir bilgisayar programı satın aldıktan sonra "kabul etmiyorum" seçeneğini işaretleyen bir takım saf kişiler mevcut mudur?

15-Bulmacalarda boru sesinin karşılığı neden hep "ti"dir? Bulmacaları hazırlayan arkadaşlar hiç "ti" diye ses çıkaran boru görmüşler midir?

16-Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazılır? Hipokrat yemininde "arabamı temiz kullanacağım" seklinde bir madde mi vardır?
Hadi siz verin bakalım bu soruların cevaplarını.


GÜNÜN FIKRASI

Hâkim Temel, ölümle neticelenen bir trafik suçundan dolayı, şoför İdris'e beş yıllık şoförlük yapmama cezası verir.

İdris itiraz eder:

"Olur mu hâkim bey, benüm yaşamam şoförlük yapmama pağlidur."

Hakim de hiddetle onu susturur.

"Eyi da, insanlarun yaşaması da senin şoförlük yapmamana pağlidur, bilmeyimisun.."

 

GÜNÜN SÖZÜ

Deha, insanin kendi ateşini yakmasıdır. (J.Foster)