'ET'ler
Yazarlar // 21 Temmuz 2018 Cumartesi 00:37

İsmail BAŞARAN

Elimde bir kitap var, adı “Bir ekonomik tetikçinin itirafları”.

Perkins tarafından yazılmış bir kitap. Yazar anlattığına göre ekonomik tetikçilerden birisi ve başından geçenleri dile getiriyor.

Adamın yazdıklarını zaman geçtikçe tekrar tekrar okuyorum ve sizlere de okumanız için öneriyorum.

Yazar ne anlatıyor:

Kendisinin de önceleri bir (ET) yani Ekonomik Tetikçi olduğunu anlatmakla başlıyor.

Ekonomik tetikçiler bazen büyük iş adamlarının yararına çalışan kişiler bazen Dünya Piyasalarını ellerine geçirmek isteyen ülkeler için çalışanlar olduğundan bahsediyor.

Burada kitabı yayınlayacak değilim, öyle bir niyetim de yok zamanım da.

Kısaca ne yaptıklarını dile getireceğim.

Önce terör örgütlerini besleyip ülkelere saldırtıyorlar, sonra da saldırılan ülkelere silah satıyorlar.

Kendilerinin dış ticaret hacmini artırırken saldırılan ülkeleri ise borçlandırıyorlar.

Borçlandırma sadece terör olaylarıyla olmuyor. Otoyollar, köprüler büyük büyük hava meydanları yapmaları için ülkelere kredi veriyorlar, krediler ödeyemeyince ise madenleri, limanları yok pahasına ellerinden alınıyor.

Kredi faizlerinin yükselebilmesini sağlıyorlar.

Ödemeler gecikince de özelleştirmeler başlıyor, yani ülkelerin mallarına ve mülklerine el koyuyorlar.

Hem kredileri geri almış oluyorlar hem de yapılan malları.

Bu durum size ne anlatıyor bilmiyorum ancak bana anlattığı sadece bir cümle:

“Türkiye Ekonomik Tetikçilerin” kıskacı altında boğulmamak için debelenip duruyor.

Bilmem anlatabildim mi?


UÇAN TÜRKİYE

“Türkiye uçuyor, Türkiye ilerliyor, ekonomisi yükseliyor.”

Ve bunun gibi çok daha cümle.

Bu cümlelere hergün yenileri ekleniyor.

İşte bu uçan Türkiye’nin Samsun iline bağlı Yakakent ilçesinde uçuşu görebilmek mümkün olmuyor.

Belediye kendi olanakları ölçüsünde hizmetler yapıyor, çalışıyor çabalıyor ancak olmuyor.

Bu yazıyı yazarken elektrikler yine kesikti.

Nedendir b ilmiyorum da bu elektriklerin gelmiş gidişleri zaman zaman elektrikli ev aletlerinin zarar görmesine hatta bozulmasına yol açıyor. Bazen de su kesintileri yaşanıyor.

Elbet bu işi düzenlemek Yakakent Belediyesi’nin görevi değil.

Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin yapabileceği işler. Bir de elektrik satan firmanın yapacağı iş sanırım.

Elektriği satacaksın, geliş gidişlerde ev aletlerine ne zarar verdiğini düşünmeyeceksin, sadece arızanın elektriklerin geliş gidişi nedeniyle olup olmadığı konusunda rapor isteyeceksin.

Dedik ya biz insanlar uçan Türkiye’de yaşarken bizi yönetenler ise saraylarda yaşam sürdürüyorlar.

Yakakent’in sadece elektrik sorunu yok elbette zaman zaman su sorunu da olmuyor değil.

Bu sorunu çözebilmek de yine Büyükşehir Belediyesi’nin bir birimine ait.

Neden bu sorunlar çözüme kavuşturulmuyor?

Görevdeki İktidar şunu bilmeli; artık iki kilo şeker ve üç kilo pirinç için oy vereceklerin sayısı artıyor.

Çünkü seçmen de çıtayı yükseltiyor. İki kilo şeker ve iki kilo pirinç ile artık oy toplanamayacak. Çünkü insanoğlu garip bir yaratıktır, verdikçe daha çoğunu ister, doymayı bilmez.

Aynen 20 yıla yakın zamandır, iktidarda olanların birçoğu gibi.

Kimse durup dururken yanlış anlamasın sakın bu istemek kelimesini.

Oy istiyorlar oy.

Aynı iktidara vatandaşın büyük bölümü oy veriyor sonra da bir seçim sonrasına kadar ürettiğin patates ve soğan fiyatlarının yüksekliği ve piyasalara gelen zamlar nedeniyle de oy, oy, oy diyorlar.