Eskiye Mi Dönüyoruz?
Yazarlar // 19 Ekim 2017 Perşembe 07:43

İsmail BAŞARAN

Bir zamanlar Türkiye'de kemerleri sıkma politikası uygulanıyordu.

Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, kullandığımız her maddeye zam geliyordu.

Hem de ne zamlar.

Gün olmuyordu ki benzine zam gelmesin, şekere, tuza zam gelmesin.

O zamanlar insanlar zam istemezükk diye sokaklarda konuşuyorlardı.

Hatta mitingler bile yapılıyordu.

Hükümet eleştiriliyordu,  yürüyüşler yapılıyordu.

Kemerler sıkılıyordu.

Uçak yolculuğu yapanlar bilirler, kemerleri bağlayın denilir, sigara
içilmez denilir.

O günün esprisi de sanırım uçaklardan alınmaydı.

Zamlar nedeniyle kemer sıkma söylemleri moda olunca "Kemerleri sıkın,
sigaraları söndürün, anladım uçuşa geçiyoruz" diye espriler yapılıyordu.

O günler eskide kaldı diyorlardı.

Şimdi AKP var ve her iş yolunda gidiyor diyarlardı bize.

Her iş yolunda gitmiyor ki Başbakan Binali Yıldırım bir açıklama
yaparak 2018 yılını tasarruf yılı ilan etmiş.

Çok iyi yapmış.

Ancak tasarrufa kimlerin nereden başlaması gerektiğini söylememiş.

Unutmuştur herhalde. Ben buradan söyleyeyim dilim döndüğünce.

Tasarrufa önce saray yapımından vazgeçmekle başlanmalı.

Sonra koruma orduları ve o saraylarda çalıştırılan personel azaltılmalı.

Yapılan sarayların satılması ve bütçeye girdi sağlanması gündeme getirilmeli.

Baştakiler koruma ordularıyla gezmemeli, halktan korkmamalı.

Yine baştakiler altlarına milyonluk araçlar çekmemeli.

Kısaca tasarrufu hep beraber yapmalı.

Eğer gerçekten Türkiye'nin uçması isteniyorsa.

Başbakan bu istekte bulunduğunda, yani vatandaşın kemerlerini sıkması,
israftan kaçınılması gerektiğini söyledikten sonra akşam yemeği masasında neler vardı?

Sarayda kaç personel çalışıyor, kaç tür yemek yeniliyordu?

Araçların şoförleri, araçların ederi, gideri ne kadardı?

Hükümet üyeleri nalıncı keseri gibi olmuşlar, hep kendilerinin tarafına yontuyorlar.

Kemer sıkılacaksa hep beraber sıkılacak.

Tasarruf böyle yapılır.

 

YİNE GÜLSAN

GÜLSAN Sanayi Sitesindeki iş yerlerinin yıkılması ve başka bir yere taşınması tartışmaları süre dursun, Samsun Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkanvekili Çakır, GÜLSAN'da belirledikleri bir bölge için tebligat gönderdiklerini ve bunun sonunda yıkıma başlayacaklarını açıklamış.

Belediye bu konuda kararlı görünüyor.

Bazı Belediye başkanlarının Samsun'da bir araya gelmelerinin "nedenleri" tartışılırken böyle bir açıklama hangi anlam taşır?

Hele de seçim öncesi böyle b.ir kararın alınıp uygulanacak olması aklıma sorular getiriyor.

Bu sorulardan birisi, Yusuf Ziya Yılmaz, istifa ettirilmiyorsa da aday mı gösterilmeyecek seçimlerde?

"Siz beni aday göstermezseniz ben de yıkarım orayı, esnafı küstürürüm, seçimlerde görürsünüz gününüzü" mü demeye getiriyor?

Bunu zaman gösterecek.

Olan da oradaki işyerlerine ve sahipleriyle çalışanlarına olacak.

 

GÜNÜN FIKRASI

Üniversitenin ilk günü dekan bir sınıfa girdi ve "Günaydın!" dedi.

Sınıf hep birden "Günaydın, hocam!" deyince, "A! Siz birinci sınıfsınız" dedi.

Sonra açıkladı:

"Bir hoca sınıfa girip "Günaydın!" dediğinde, hepsi, "Günaydın, hocam!" derse, birinci sınıftırlar; gazetelerini ortadan kaldırıp kitaplarını açarlarsa ikinci sınıftırlar; hocayı görmek için
gazetelerinin yukarısından bakarlarsa üçüncü sınıftırlar; ayaklarını sıraya koyup gazetelerini okumaya devam ederlerse dördüncü sınıftırlar. Hoca içeri girip "Günaydın!" dediğinde, bunu not alıyorlarsa master öğrencisidirler."

 

GÜNÜN SÖZÜ

Kavramak için görmek, görmek için de dikkatle bakmak gerek. Pitigrilli