Enflasyon Mu Dediniz!
Yazarlar // 11 Aralık 2020 Cuma 15:31

İsmail BAŞARAN

Son günlerde tartışılan gerçek konu ne salgın ne de aşı. Vatandaş “nasıl olsa öleceğiz hiç olmazsa açlıktan ölmeyelim” diye düşünüyor. Toplumun büyük bölümü aşıdan falan değil açlıktan bahsediyor. Ancak İktidar bunu duymuyor veya duymazlıktan geliyor.  İktidarın tek derdi gündem değişsin de kime ne olursa olsun, vatandaş açmış aldığı ücretle geçinemiyormuş umurlarında bile değil.

Kim hangi rakamlarla oynarsa oynasın. Gerçek işte bu: Türk insanı günden güne yoksullaşıyor. Belki bunun aksini anlatmak isteyecekler çıkabilir. Veya “bizim iktidarımızda..” diye başlayıp devamını getirecekler de. Ne söylerse ne anlatırsa iktidar, artık vatandaşın büyük bölümü inanmıyor.

Anlatılanlar ve söylenenler bir tek gerçeği değiştiremiyor: Türkiye halkı günden güne yoksullaşıyor de alım günü her geçen gün azalıyor. Bunu da iktidar salgına bağlamasın. Türkiye’de salgından daha önemli tehlike iktidarın “dediğim dedik, çaldığım düdük” havası içinde olmasıdır.

Neymiş enflasyon düşmüş yüzde alanmış filanmış, tek rakamlıymış.  Çarşıya pazara gitmeyenler, milletin parasıyla geçinenler enflasyondan da bir şey anlamaz, geçim derdinden de.

Dün maskemi taktım alışverişe çıktım. Bifteği, bonfileyi bir tarafa bırakın bir kilo kanatta bile bir an önceki rakamı bulamadım. 16 liradan 17 lira 50 kuruşa çıkmış fiyat. Dükkân aynı, aldığım gıda maddesi aynı fiyatta ise 170 kuruş fark var. Kısaca enflasyon yüzde onun üzerinde. Hani enflasyon düşüyordu, han hayat pahallılığı azalıyordu?

Geçin bunları, söylediklerinizle artık vatandaşı kandıramıyorsunuz hiç olmazsa kendinizi kandırmayın.

Vatandaşa tartıştırılan konu asgari ücret o kadar mı olmalıymış, bu kadar mı olmalıymış.

Beyler bunu tartışacağınıza gerçeği görün artık. Türkiye’de sadece dar gelirliler değil orta gelirli sınıf bile aç artık.

Asgari ücreti belirleyecek olanlar kimler, asgari ücretle geçinenler mi? Sendikaların başına seçilmiş ağababa gibi oturan başkanlar mı, Milletvekilleri ve Bakanlar mı?

Asgari ücret tespit komisyonuna asgari ücretle geçinebilmek için uğraş veren birisini de neden almıyorsunuz? Söyleyeceklerinden utanıyorsunuz değil mi? Çalışanı açlık sınırı altında bir ücrete mahkûm edenler asgari ücreti belirleyecekmiş, güldürmeyin insanı…

Alın size bir fıkra, isterseniz gülün isterseniz ağlayın.

Köyün yaşlı semercisi Bekir usta ölmüştü. Tüm eşekler köy meydanında toplandılar, tepindiler oynamaya başladılar. Yaşlı hasta bir eşek duvar dibinde düşünüyordu. Ona geldiler: “Haberin yok herhalde, semercimiz öldü” dediler.

“Ne olmuş öldüyse?”

“Artık sırtımız yara bere olmayacak, özgür olacağız.”

“Nasıl bir özgürlükmüş bu!”

“Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılmayacak, kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız…”

Yaşlı eşek gülmüş: “Şaşarım aklınıza” demiş. “Bugün sevinçle tepineceğinize, aslında yas tutmalısınız… Bekir Usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyor, bizi rahatsız etmeyecek semerler yapmaya çalışıyordu. Yarın bir acemi semerci getirirler, sırtınız yaradan kurtulmaz. İyisi mi siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Eşek kaldıkça, sırtınıza bir semer yapan bulunur…”