Elli Yıl Bitti
Yazarlar // 1 Şubat 2021 Pazartesi 13:55

İsmail BAŞARAN

Bugün benim doğum günüm, Allah ömür verdi o günden bugüne geldim. Kısaca tam 71 yıl olmuş bu yuvarlak dünyaya gözlerimi açalı. Bu satırları yazan ben, mesleğe resmen başlayalı tam elli yıl oldu. Bu arada yaşım da ortaya çıkacak ancak bu yıllar yaşlılığın değil deneyimin rakamıdır.

1 Şubat 1971 Trabzon’da Bayraktar Gazetesinde başladım ilk sigortalı işe ve aradan elli yıl geçti. Bugün de mesleğe başladığım tarih. Bu mesleği ne kadar zorluklarla yapıyorduk o yıllar, anlatmaya kalksam ne kelimeler ne günler yeter. Başladığım gün, gazetenin kadrolu elemanı yapıldım. Sonraki yıllar tatlı ve acı anılar biriktirdi bende.

İhtilaller, savaşlar gördüm. Ekonomik zorluklar yaşadım ancak dönemin iktidarlarının başarılı kararlarıyla Türkiye’nin düzlüğe çıktığına tanık da oldum. İhtilal döneminde bile bizler Anadolu’da ve Samsun’da hiçbir baskıya uğramadan yazdık çizdik. Son 15 yıla kadar hiç kimsenin vatandaşa “al ananı da git” diyen bir siyasetçi görmedim. Yazarken Türkiye gerçeklerini, vatandaşı düşündüm, geçim sıkıntılarının nedenlerini araştırdım, Türkiye’nin nasıl cahil bırakıldığını anladım. Son yıllarda yandaş olanların nasıl kayrıldığını, olmayanların üzerine nasıl gidildiğini yaşadım.

Son zamanlara kadar hiç ayrıştırılmayan Türkiye’de, siyasi partilerin amacı hep Cumhuriyeti yaşatmak oldu. Şimdi başka, Meclisi çalışamaz duruma getirenler otoriter bir rejim yarattı. “Ben yaptım oldu” cümlesini çok duyduk. Bu gidişle çok daha duyacağız. Çünkü tek adam dönemi başladı ve sürüyor. Meslekte geçen yıllarıma üzülmüyorum, tecrübe kazandım. Tecrübe ne mi? Hayatta yenilen kazıkların toplamının bileşkesi olarak anlatılıyor.

Yassıada duruşmalarını TRT’den izledim. Salim Başol’un “Sanıhlar bağlı olmayaraktan yerlerine alındılar, müdafiler hazır” cümlesini TRT yayınlarında izledim.  12 Eylül darbesinin yapıldığı gün sabahı Samsun’da görevimin başındaydım.

Mesleğimi yaparken Kenan Evren’le defalarca konuştum. Süleyman Demirel’le seçim gezilerine katıldım. Necmettin Erbakan’la mitingden mitinge dolaştım. Alpaslan Türkeş’in mitinglerini izledim. Amasya’da yaptığı son mitinginde oradaydım. Mehmet Ağar’ın parti genel başkanlığı döneminde yaptığı mitingleri izledim. Hüsamettin Cindoruk, meslek büyüğüm CHP’de Genel Başkanlık yapmış olan Altan Öymen de vardı izlediğim parti genel başkanları arsında, Parti çalışmaları sırasında Samsun’a gelen bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı defalarca izledim.

Çeçenler Trabzon limanından gemi kaçırdıklarında Zonguldak Ereğli’ye kadar Karadeniz’i boydan boya dolaştım. Çeltek’te maden ocağı çöktüğünde madenden çıkarılan cesetlere ağlayan çocuklarıyla birlikte ağladım. (A) Simetrik Paralel’de olimpiyat şampiyonu olan Elena Şapoşnikova’nın Giresun’daki şampiyonada gösterisi sırasında elinin kayması sırasında düşerek kolunun kırılması ve bir olimpiyat şampiyonunun nasıl ağladığını bir metre yakınında fotoğrafını çekerken gördüm.

Bu işleri yaparken bazen gözlerim doldu bazen de ağladım. Olaylara giden ve olaylar sırasında ortada kalan bazen de hayatlarını hiçe sayan gazetecilerin de insan olduklarını unutmayın diye yazdım bunları. Benim çektiğim zorlukları bugün genç arkadaşlarım da yaşıyordur. Benim olduğu gibi onların da tek dertleri olayları ve gerçekleri sizlere doğru olarak aktarmaktır.