Eleştiriye Tahammüllü Olunmalı
Yazarlar // 14 Mart 2017 Salı 23:18

İsmail BAŞARAN

Hz. Ali’nin ‘Sizi eleştirenleri yanınızdan ayırmayınız, sizi alkışlayanları ise yanınıza yaklaştırmayınız’ sözünü bilenler bilir de bu sözü uygulayan çok az kişi vardır.
Son günlerde Türkiye’de siyasi partilerin liderlerinin konuşmalarına akıyorum da eleştiriye tahammül edeni göremiyorum.
AK Parti’yi eleştirebilen herhalde olamaz.
MHP’de partiden dışlanan ve kovulan bir grup ise saldırılara uğrar, demokrasi bunun teresinde?
Türkiye’nin otoriter bir yere doğru gittiğini kimse görmüyor mu?
Sahi o toplantıları basanlar ne oldu, yakalandı ve yargılandı mı?
Seçim ortamında herkes eleştirilere tahammüllü olmalı.
Eleştiriye karşı duranlar bunun için de kaba kuvvet kullananlar, unutmasınlar ki getirmek istedikleri sistem gelince kendileri de bu sistemin altında kalacaklar. Hele de getirilmek istenen sisteme yandan dahil olanlar…

 

YİYİN EFENDİLER YİYİN

Benim ülkem gerçekten garipliklerde dolu. Recep Tayip Erdoğan bir şiir okudu diye başına gelmedik kalmadı. Yargılandı ve mahkûm edilmişti.

Ülkemin insanı da böyle garipliklere her zaman karşı duruyor ya. Yine karşı durmuştu. Recep Tayip Erdoğan’ın kurduğu siyasi partiyi iktidara getirirken kendisini de başbakan yapmıştı.

Sonraki seçimlerde Erdoğan yine Başbakan oldu, ardından da Cumhurbaşkanı.
Yetmedi şimdi Başkanlık sistemini getirmek istiyor Türkiye’ye.
Sistem gelince Türkiye çağ atlayacak daha ileri gidecekmiş.

Bu düşünce olabilir de olmayabilir de…

Peki, halk oylamasında EVET çıkarsa?

O zaman ne mi olacak.

Mehmet vatan kurtarmak için nöbete, bal tutanların çocukları da diğer bal peteklerinin başına geçecek herhalde.

Buradan hareketle yola çıkıp Tevfik Fikret’in yaklaşık yüz yıl önce yazdığı Han-ı Yağma adlı şiiri sizlerle paylaşmak istedim. Buyurun.

 

Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır

Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;

Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!

Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

 

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir

Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?

Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!

Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

 

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say

Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,

Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;

Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

 

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar

Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.

Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.

Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

 

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını

Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini

Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.

Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

 

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!

Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!

Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,

Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

 

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

 

 

GÜNÜN FIKRASI

Temel, karısı Fadime ile dargındı. Ayrı odalarda yatıp, kalkıyor, konuşmak gerektiğinde de karşılıklı yazışarak anlaşmaya çalışıyorlardı. Bir akşam Fadime yatmak üzereyken dolabın yanında bir pusula buldu. Üzerinde şöyle yazıyordu:

"Sabah beni beşte uyandıraysun !.."

Ertesi sabah sekizde uyanan Temel yanındaki masada şu pusulayı buldu.

"Temel, hadi kalk! Saat beşe celeyi !..

 

GÜNÜN SÖZÜ

Soyulduğu halde gülen adam hırsızdan bir şey çalmış demektir, boş yere üzülen ise kendi kendini soyar. William Shakespeare