Elektrik Meseli
Yazarlar // 14 Haziran 2017 Çarşamba 01:18

İsmail BAŞARAN

Mum dibine ışık vermez, uzağı aydınlatır derler ya, işte aynen öyle.
Artık yaz geldi, Samsun’un sıcakları yavaş yavaş başlıyor, o nedenle de Yakakent’in yolunu tuttum.
Önceki gece yolda gelirken dikkatimi çekti.
Kim yaptıysa iyi yapmış.
Samsun’dan Bafra’ya kadar bölünmüş yolun ortasında elektrik direkleri ve aydınlatmalar.
Kısaca yol ışıl ışıl.
Araç sürmek kolaylaşmış.
Bafra’yı çıkanca işler değişiyor. Alaçam ve Yakakent de Samsun’un ilçeleri ancak buralara yolun ortasında elektrik direkleri de yok, aydınlatma da.
Acaba neden?
Bu ilçeler elektrik mi alamıyor?
Siyasi programlardan ve konuşmalardan çıkılanlar kadın programlarına bakmaya başladı ya, reytingleri düşen siyasiler kadın programlarına taktılar ya, işte o programlarda sıkça geçiyor bu elektrik meselesi. Taliplerini beğenmeyenler “elektrik alamıyorum” diyerek reddediyorlar gelenleri.
Alaçam ve Yakakent de elektrik alamıyor sanırım.
Herhalde Samsun siyasetçileri kendilerini reddetmiş durumdalar.
Oysa referandumda bu iki ilçe reddetmemişti kendilerini.
“Keser döner sap döner” derler ya.
Bu sözü söyleyenler, sıranın kendilerine geldiği zaman acaba “Gün gelir hesap döner” de diyebilecekler mi?

HAVA ATILMASINDAN MI HOŞLANIYORUZ?
İstanbul bir garip büyük kent.
İçine bir giren memnun bir de girmeyen.
Ben son bir yıldan beri içine girmedim, sadece haberlerde TV’lerden seyrediyorum o güzelim yeri.
Boğaz’da bir köprü yapıldı ki sormayın gitsin. Yap işlet devret metoduyla yapılan bu köprüden geçmiyorum ancak geçmiş gibi para ödüyorum.
Sadece ben mi?
Elbette değil, geçmeyen herkes de ödüyor parasını.
Dedik ya, yap işlet diye.
Hükümet bütçeden yaptı da parasını biz ödüyoruz.
Çünkü verilen sözler kadar araç geçmiyor her gün.
Açık kalan bölüm de bütçeden ödeniyor.
O bütçe kimin paralarıyla hazırlanıyor?
Bu milletin her bir ferdinin ödediği vergilerle hazırlanıyor.
İşte bu nedenledir ki o köprüden geçmeyenler de parasını farkında olarak veya olmayarak ödüyor.
Birileri de çıkıp “Köprüyü biz yaptırdık” diye hava atıyor.
Hay sizin havanız batsın emi.
Bu yetmezmiş gibi şimdi de koca İstanbul’da insanlara eziyet çektiriyorlar.  Boğaziçi köprüsü bakıma alınmış da. Araçlar Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne yönlendiriliyormuş sıkışıklığı önlemek için.
O köprü o kadar mı kötü yapıldı da ikide bir, bir tarafları bakıma alınıyor ve insanlara eziyet çektiriliyor.
Bu ülkenin başına ne geliyorsa, plansızlıktan, programsızlıktan ve de hava atmaktan geliyor.
Acaba bizde mi bir hata var, kendimize hava atılmasından mı hoşlanıyoruz?

GÜNÜN FIKRASI
Temel bir gün yolda giderken bir dilenciye rastlar. Dilenciye bir para verir ve al bununla bir sigara alırsın der.
Dilenci: Beyim ben hiç sigara içmem, diye cevap verir. 
Bunun üzerine Temel o zaman bir bira içersin der.
Dilenci: Ben ağzıma içki koymam, der bu kez de.
Temel diretir: Al, al sen de o zaman bir altılı oynarsın.
Dilenci: Beyim ben hiç kumar da oynamam,  deyince Temel “o zaman al bu parayı ve bizim eve gel”  diye konuşur. 
Dilenci neden olduğunu sorunca temel cevap verir:
Karim seni bir görsün içki ve sigara içmeyen, kumar oynamayan bir adamın hali ne oluyor!...


GÜNÜN SÖZÜ

Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz eleştirin, basit bir kimseyi dost edinmek isterseniz övün. Nelson