Eksiklik Kafada Olmamalı
Yazarlar // 09 Mart 2017 Perşembe 00:00

İsmail BAŞARAN

Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya'nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..
Hoca:
-Getir çocuğu ..bir bakalım, demiş.
Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına..
Hoca çocuğu süzmüş ve
-Tamam demiş.. yarın eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz.
Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve bu hareketi çal is demiş.
Çocuk bir hafta ayni hareketi çalışmış..
Sonra hocasının yanına gitmiş. "Bu hareketi öğrendim başka hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormuş.
Hocanın cevabi:
"Çalışmaya devam et" olmuş...
2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş..
Çocuk bu bir yıl boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamış.
Hocanın yanına tekrar gitmiş:
-Hocam bir yıldır ayni hareketi yapıyorum bana başka hareket göstermeyecek misiniz?
-Sen ayni hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..
2 yıl ,3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10.yılını doldurmuş.
Bir gün hocası yanına gelip. .."Hazır ol ! " demiş.. "Seni büyük turnuvaya yazdırdım.
Yarın maça çıkacaksın!"..
Delikanlı şok olmuş..
Hem sol kolu yok hem de judo da bildiği tek hareket var.
Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir sansının olmayacağı düşünmüş; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış...
Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken.. ikinci üçüncü maç....
Çeyrek, yarı final ve final...
Finalde delikanlının karsısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış.
Tam bir üstat delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş..
-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakin hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var.. Bu kadar bana yeter.. Bari çıkıp ta rezil olmayayım izin verin turnuvadan çekileyim..
-Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş.
Yenilirsen de namusunla yenil.
Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak.!
Yenmiş rakibini şampiyon olmuş.
Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:
-Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım.?
-Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artik yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.
Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır.
Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir.!
Bunu anlatan dostumuz bir de şunu ekledi:
İnsanların eksiklikleri bazen, ayni zamanda en güçlü tarafları olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasın...

Anladınız mı şimdi vatandaş olarak neden bu durumlara düştüğümüzü?
Ülkemiz bir savaşın içine sokulmuş, garibanın çocukları orada savaşıyor ve şehit oluyorlar.
Ülkemizi bu savaşa sokanların çocukları ise eğer "EVET" oyları referandumda daha çok çıkarsa milletvekili olabilecekler, askerlikten muaf tutulacaklar savaşa da gitmeyecekler.
Yani ekmek elden geçinip gidecekler.
Sahi eksiklik bizim kafamızda mı var?
Son zamanlarda geçirdiğim bir rahatsızlık nedeniyle beyin doktoruna gittim.
Sonuç; beynim varmış.
Siz de bir doktora görünseniz ha...

BENİM CENNET VATANIM
Yıllardır bu şarkı söylenirken tüylerim diken diken olur ve ben de katılırım soliste.
Benim Cennet Vatanım.
Birileri el birliğiyle bu cennet vatanı cehenneme çevirmek için uğraşıp duruyor ya, aldırmayın siz.
Biz istesek de bu cennet vatanı cehenneme çevirtmezler.
Çünkü çıkarları o doğrultuda.
Kimlerin mi?
Okuyun bakalım.
Tavşanın doktora tezini... Tavşanın doktora tezi olur muymuş demeyin, okuyun sonra anlarsınız.
Bir Tavşan önüne bir daktilo almış, tak tuk tak tuk bir şeyler yazıyor.
Oradan geçen bir Tilki:
- Hey Tavşan, ne yazıyorsun?
- Doktora tezimi yazıyorum.
- Ha öyle mi, çok güzel, ne hakkında?
- Tavşanların tilkileri nasıl yedikleri hakkında.
- Yok canım, olur mu öyle şey, hiç tavşanlar tilki yerler mi?
- Olur canım, gel istersen, sana ispat edeyim.
Beraberce Tavşanın yuvasına girerler. Biraz sonra Tavşan tek başına çıkar ve yine daktilosunun başına geçer, tak tuk bir şeyler yazmaya devam eder.
Daha sonra oradan geçen bir kurt, tavşanı görür.
- Hey Tavşan, ne yazıyorsun?
- Doktora tezimi.
- Ne hakkında?
- Tavşanların kurtları yemesi hakkında.
- Yayınlamayı düşünmüyorsun herhalde, buna kim inanır?
- Gel istersen göstereyim...
Yine beraberce yuvaya girerler. Tavşan biraz sonra tek başına dışarı çıkar.
Tavşanın yuvasını merak mı ettiniz?
Manzara şudur:
Bir köşede Tilkinin kemikleri... Bir köşede Kurdun kemikleri... Diğer köşede ise bir Aslan, kürdanla dişlerini temizliyor!
Anafikir ve sonuç:
Doktora tezi yapmak için tezin önemi yoktur.
Konunun da önemi yoktur.
Önemli olan, Küresel Güçlerin tez danışmanı olmasıdır...
Hadi tavşanı da siz bulun, bakalım....
Türkiye'm, Türkiye'm.
Benim Cennet Vatanım.

GÜNÜN FIKRASI
İri yarı bir adam kahveye girmiş:
Hasan çimdur?
Penum, demiş adamın biri.
Adam bu adamı bir güzel pataklamış ve yüzünü gözünü kan içinde bırakmış.
Sonra da çekip gitmiş.
Adam gittikten sonra dayak yiyen adam başlamış gülmeye.
Kahvedekiler şaşırmış ve hemen sormuşlar:
Ya o kadar dayak yedin, yüzün gözün kan içinde. Ne diye durmuş gülüyorsun simdi.
Penum adim Hasan teğul Temel, nasıl kandurdum o enayi adamı ama....

GÜNÜN SÖZÜ
Yumuşak olma ezilirsin sert olma kırılırsın. Victor Hugo