Eksiğimiz Kafamızda Olmamalı
Yazarlar // 05 Temmuz 2017 Çarşamba 07:47

İsmail BAŞARAN

Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya’nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..

Hoca:

Getir çocuğu ..bir bakalım, demiş.

Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına..

Hoca çocuğu süzmüş ve

Tamam demiş..yarin eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz.

Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve bu hareketi çalIş demiş.

Çocuk bir hafta ayni hareketi çalışmış..

Sonra hocasının yanına gitmiş. "Bu hareketi öğrendim başka hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormuş.

Hocanın cevabi:

Çalışmaya devam et olmuş...

2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş..

Çocuk bu bir yıl boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamış.

Hocanın yanına tekrar gitmiş:

Hocam bir yıldır ayni hareketi yapıyorum bana başka hareket göstermeyecek misiniz?

Sen ayni hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..

2 yıl ,3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10.yılını doldurmuş.

Bir gün hocası yanına gelip, "Hazır ol " demiş..

"Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarin maça çıkacaksın"..

Delikanlı şok olmuş..

Hem sol kolu yok hem de judoda bildiği tek hareket var.

Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir sansının olmayacağı düşünmüş; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış...

Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken.. ikinci üçüncü maç....

Çeyrek, yari final ve final...

Finalde delikanlının karsısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış.

Tam bir üstat delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş..

Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakin hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var..Bu kadar bana yeter.. Bari çıkıp ta rezil olmayayım izin verin turnuvadan çekileyim..

Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş.

Yenilirsen de namusunla yenil.

Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak.!

Yenmiş rakibini şampiyon olmuş.

Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:

Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım.?

Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artik yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.

Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır.

Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir.!

Bu hikâyeden ders almamız gerektiğine inanıyorum.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından başlanan ve günlerden beri süren, gittikçe de kalabalıkları artan Adalet Yürüyüşü var ya, hani iktidar kanadının artık bu konuda olumsuz ifadelerle sesini yükseltmeye başladığı Adalet Yürüyüşü.

İnsanların eksiklikleri bazen, ayni zamanda en güçlü tarafları olabilir:

Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasın...

Adalet Yürüyüşü’nün de Türkiye’nin daha adil olması için atılan bir adım olduğuna önce kafalarda inanılması gerekir sanırım.

Hazır Adalet Yürüyüşü’nden açılmışken aklıma takılan ve yanıtını bir türlü bulamadığım bir soruyu da sormak geliyor içimden.

Adı “Adalet” olan bu yürüyüşe karşı çıkanlar acaba Türkiye’ye “Adalet” gelmesini istemiyorlar mı?

CEP TELEFONUYLA TACİZ

Samsun’un Atakum ilçesinde deniz kenarında iki Suriyeli genç yakalanmış.

Peki, ne yapıyormuş bu iki kişi?

Denize giren kadınların fotoğraflarını çekiyorlarmış.

Bunu oradakiler yakalamış ve polise teslim etmişler.

Merak ediyorum şimdi ne olacak?
Bu iki kişi sınır dışı edilecek ve ülkelerine gönderilecek mi?
Yoksa taciz suçundan hapse mi atılacaklar?
Hiç birisi olmayacağına adım gibi eminim de iş olsun iye soruyorum bauda.

Bu Suriyeliler Türk Vatandaşı mı oldular yoksa geçici olarak mı bulunuyorlar burada?
İş yok, güç yok. Al Devletten parayı taciz et milletin eşini kızını.

Önümüzdeki yıl denize bikiniyle girmek yasaklanabilir, bir sonraki yıl da bayanların denize girmelerinin yasaklanması gelebilir bu yasağın ardından.

Türkiye yasaklar ülkesi haline dönüyor, unutmayalım.

Unutturmayalım.

Kardak Kayalıklarını Yunanistan’a bırakmak üzere olan, Kıbrıs’tan Türk Askerinin çıkmasına izin vermek üzere olanlara hep izin verenlere cevabını sandıkta verelim.

Seçim yaklaşıyor.

Çünkü Türkiye’de iki yılda bir seçim yapılıyor, kimse unutmamalı bunu.
Ben artık kandırılmaktan bıktım, dış güçlerin kendisini kandırdıklarını söyleyen bir Cumhurbaşkanı veya Başkan tarafından ülkemin yönetilmesinden de usandım.

 

GÜNÜN FIKRASI

Büyük bir fabrikanın müdürü sürpriz bir ziyaret yaparak personeli kontrol etmeye karar verir.

Fabrika içinde dolaşırken tembel tembel oturan genç bir eleman görür ve çok sinirlenir.

"Haftalık ücretin ne kadar?" diye sorar.

"300 dolar"

Müdür cüzdanını çıkarır ve  gence 300 doları uzatır :

"İşte haftalığın, şimdi git ve bir daha da gelme."

Yöneticisine dönerek:

"Bu tembel adam ne kadar zamandır burada çalışıyordu?"  diye sorar.

-"O burda çalışmıyor ki" der yönetici, "Yalnızca pizza siparişimizi getirmişti.."

GÜNÜN SÖZÜ

Gençlikte sevmek için yaşarız, yaş ilerledikçe yaşamayı severiz. Saint Euremond