Dünya Kadınlar Günü
Yazarlar // 08 Mart 2018 Perşembe 20:19

İsmail BAŞARAN

8 Mart Dünya Kadınlar Günü; kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirmesi ve ekonomik, siyasi ve sosyal başarıları için kutlanmaktadır.

Peki, kadınların son derece başarılı ve adından söz ettiren mücadeleye imza attıklarının bir sonucu olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü neden kutlanır?

Biraz geriye gidelim. Bugün dünyayı sömürmekte olan ABD'nin New York kentinde bir dokuma fabrikası... Çok ağır çalışma koşulları, çok uzun iş günleri ve buna karşın çok düşük ücretler.

Koşulların her geçen gün daha da dayanılmaz hale gelmesi, kadın işçilerin artık tahammül sınırını zorlamaya başlar. Greve çıkma kararı alan kadınlar, taleplerini de “Daha iyi koşullarda çalışmak, 10 saatlik iş günü, eşit işe, eşit ücret...”  olarak açıklarlar.

40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları talebiyle greve başlar. Bu sırada çıkan olaylar sırasında fabrika içinde şüpheli bir yangın başlar. 129 kadın, yangında hayatını kaybeder. Bu nedenle sonraki yıllar anmalar yapılır.

Türkiye'de ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlanır.

1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak kutlanır ve zamanla kapalı yerlerdeki kutlamalardan sokaklara taşınır bu kutlamalar.

Bugün de kutlanıyor Dünya Kadınlar günü. Hatta kutlamalar Türkiye’de de yapılıyor.

Ancak Türkiye’de kaldırımlarda kadınlar dövülüyor, tartaklanıyor, bıçaklanıp öldürülüyor. Yoldan geçenler ise sadece bakıyor.

Kadınların dövüldüğü kaldırımlardan daha önceleri niceleri geçti, Nazım anlatmış o kaldırımları.

“Kafası yüzde yüz uygun muydu kafama bilmiyorum, ama o benim soyumdandı.

Etiyle, kanıyla değil, belki de heyecanıyla değil, batırıp parmaklarını kanayan yarasına beyninin ışığını sattığı için bir ekmek parasına.

Fakat ne yazık ki, o, namludan kopan bir kurşun gibi haykırıp, karanlık acıların camını kırıp güneşi doludizgin gözlerine dolduramadı!

Gün geldi, ağrıdan ayakta duramadı.

Ve işte o zaman çocuğunu boğan aç bir ana gibi,

Bir çözülmez çemberin kıvranarak içinde, boğdu kendi elleriyle yüreğini bir rakı kadehinde.

Tutunmak istedi, kaçtılar;

Çalıştı, kırbaçladılar;

Susadı, kendi kanını içti o!

Parça parça insan kafası satılan,

Kaldırımlarında aç yatılan bir caddeden

Mukaddes bir ıstırap şarkısı gibi gelip geçti o!.."

O kaldırımlar yine değişmemiş.

Kafa yapısı değişmedikçe, kadın ve erkek eşitliği sağlanmadıkça, emeğin karşılığı verilmedikçe, daha çok insanlar aç yatarlar o kaldırımlarda.

Kimse umudunu yitirmesin, kadınlarımız özelliklesiz, umudunuzu yitirmeyin, Türkiye’ye de İYİ günler gelecek.

 

MÜFTÜ NİKÂHI KIYACAK MI?

Müftülere nikâh kıyma yetkisi verilmesinin ardından Tokat’ın Niksar ilçesinde ilk kez bir müftü resmi nikâh kıydı.

Fotoğrafı görünce aldı beni bir düşünce.   Çünkü fotoğrafta müftünün yanında duran çiftteki bayan tesettürlüydü. Benim kimsenin tesettürüyle ilgim yok, olamaz da. İster tesettürlü olur isterse olmaz. Vatandaşın kendi bildiğidir ve kendi inancını yaşamak da hakkıdır elbet.

Aklıma takılan soru ise başka.

Örneğin bir çift geldi ve müftü beyden nikâh kıymasını istedi. Gün belirlendi. Müftü bey bir de baştı karşısındaki çiftin bayan oyanının başında tesettür yok, gelinliğini giymiş ve gelmiş, damat da kolunda, şahitler de hazır, gelinlik de biraz frapan. Çünkü karşısında duran çiftin başı açık elbisenin neredeyse içi görünüyor. Müftü Bey acaba ne yapacak o zaman?

Nikâhı kıyacak mı, kıymayacak mı?

Kıyarsa bir dert, kıymazsa bir başka dert olacak ve başlanacak tartışılmaya.

Alın size nur topu gibi bir tartışma konusu daha..