Dünya Kadınlar Günü
Yazarlar // 8 Mart 2021 Pazartesi 09:39

İsmail BAŞARAN

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.İşte ne olduysa bu olaydan sonra oldu.

İnsan hakları temelinde kadınların maruz kaldığı zorbalıklar, haksızlıklar, ayrımcılıklar bu günde daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Bu gün Türkiye’de de kutlanır oldu ve halen de kutlanıyor. Her yıl olduğu gibi 2021 yılındaki yani bugün Dünya Emekçi Kadınlar Gününde de, kadınlar yaşadıkları sorunlara dikkat çekilecek. Ve, yapılan konuşmalar yine havada kalacak. Yine kadına şiddet cezalandırılmapyacak, yine kadınlar ölecek.

Ancak bu böyle gitmemeli, kadına şiddetin önlenebilmesi için ağır cezalar uygulanmalı, fakat böylye bir yasanın çıkacağını pek sanmıyorum. Kadın ve erkeğin eşit sayıldığı Dünya’nın Türkiye adlı ülkesinde yönetenler bile TBMM’de kadın erkek eşitliğine uymuyor ve milletvekillerinin yarısının erkek yarısının da kadından oluşmasının bırakın gerçekleşmesini gündeme bile getirilmiyorsa kadınlar daha çok can verecek.

Aynen Samsun’da olduğu gibi. Samsun’da yine bir kadın olayı ve yine bir yaralama. Olay hem de bir ç ocuğun gözlerinin önünde oluyor. Bunu yapan bir erkek, bırakın erkek olmasını insan bile değil.  Erkeği, kadının canını alabilecek kadar kendini üstün görmesinin nedeni yasalardaki boşluklar elbette. Bu yolu seçen erkeklerden bir ikisini ağırlaştırılmış hapisle  cezalanırırsanız bakın ozaman can korkusundan gözü dönmüş basiretsiz erkekler bu yola girebilecekler mi?

Bu yılki Dünya Kadınlar Günü maalesef Samsun’da yüreklere ateş düşürdü. “Ya benim olacaksın ya da kimsenin olmayacaksın” mantığı sürdüğü müddetçe bu tür aymazlıklar olacak, bir daha böyle olayların olmaması dileğiyle diyelim.

 

SAMSUNSPOR VE YENİLGİ

Samsunspor Adana Demirspor karşısında tel tel döküldü adeta. Bırakın gol atabilmeyi rekibin kalesine gile gidemedi. Pozisyon bulamadı, kaleye şut çekemedi, mücadelelerde hep kaybedene taraf oldu.

Bu yenilginin altında bir hafta önceki Keçiören beabereliğinin verdiği moral bozukluğu yatıyordu. Kötüye gidiş Keçiören ile başladı, Demir’le sürdü. Bu devam edecek mi bilinmez, etmemesi için önce teknik heyetin üakımı iyi çalıştırması gerekiyor. Demirspor karşısında gol pozisyonuna giremeyen Karmızı- Beyaz- Siyahlı ekip düşür bir şut yüzdesiyle oynadı.

Yenilgi muralleri bozacak mı, elbette bozacak. Çünkü Samsunspor yarışta Giresunspor ile birlikte iken şimdi yarışa Adana Demirspor’u da soktu. İki haftadaki bu düşüş bundan sonra oynanacak karşılaşmalardaki rakiplerin de umutlanmasına ve rahat olmasına yol açacak.

Yenilginin gerçek nedenlerinden birisi de Ertuğrul Sağlam’ın kadroyu iyi kuramamış olmasıydı.

Elinde İlyas gibi bir futbolcu var neden oyuna yokmuyorsun, nedir sendeki bu İlyas takıntısı, ne zaman oyuna alırsan takımı ayağa kaldırıyor da sen bunu neden görmüyorsun?

Eğer Ertuğrul Sağlam bu inatla giderse arkadaş gelenler de bizi geçerler ve şampiyonluğu da zora bokmuş oluruz. Başkan Yıldırım biraz da bu konuya dikkat çekmeli gibi geliyor bana.

 

GÜNÜN SÖZÜ

Günün parlak ışığında görebileceğimiz en uzak cisim güneştir, fakat gecenin karanlığında milyonlarca kat uzakta olan yıldızları görürüz.