Dibe Vuran Taş
Yazarlar // 31 Temmuz 2018 Salı 07:15

İsmail BAŞARAN

Samsunspor ile Trabzonspor arasındaki karşılaşmayı izlerken çok eskilere gittim. Trabzonspor yıllar önce Erzurum’un Ilıca ilçesinde kampa girişti, o yıllarda Erzurum’da vatani görevimi yapmaktaydım, çarşı iznimde kampa gitmiştim.

Teknik Direktör Ahmet Suat Özyazıcı takımın başındaydı, nalbur dükkânından çıkmış takımı sezona hazırlıyordu.

Uzatmayayım, Trabzonspor o sezon işe İngiliz devi Liverpool’u devirmekle başlamıştı. Kısaca Türkiye’yi Avrupa’da temsil ediyordu.

Pazar günü akşam o Trabzonspor’un yerinde başka bir takım vardı, ruhunu yitirmiş gibiydi.

Samsunspor karşısında aldığı sonuç kimseyi aldatmasın. Samsunspor’un da Trabzonspor karşısında aldığı sonuç kimseyi aldatmasın. Konumuz Trabzonspor değil, elbet Samsunspor.

Samsunspor’u iki devre olarak değerlendirmeden önce bu takımın buralara nasıl düştüğünü düşünelim ve ders alalım.

İşte, iyi yönetilmeyişin ve yanlış transferlerin sonucu bu.

Pazar günü sahada kendine güveni gelmekte olan bir takım gördüm. Eksikleri yok mu?

Elbette var.

En önemlisi yardımlaşma eksikliği.

Bu kanıya elbet bir karşılaşma izlemekle varılmamalı, ancak görüleni de hatırlatmalı.

İkinci eksiklik ise kendine güvenmeme. Takım henüz kendine güveni sağlayamamış. Kendine güveni olmayan takımların karşılaşma kazanması tesadüflere kalmıştır.

Teknik direktör mü sağlayacak bu güveni yoksa yöneticiler bir psikoloğa mı başvuracak bilemem, ancak önemli olan kazanmak için futbolcuların kazanmaya inanmalarını sağlamaktır.

Ne futbolcuların ne teknik adamların ne de yöneticilerin morallerini bozmamaları ve hep kazanmaya odaklanmaları gerekir. Yani sahaya kazanabilmek için çıkmak gerekir.

Bunun bir yun olduğu kazanmak, kaybetmek ve berabere kalmak ile sonuçlanabileceği unutulmamalıdır.

Samsunspor’da yeni bir yapılanma vardır, şirket kurulmuştur. Şehir olarak takım yine desteklenmeli ve kimse “bana ne şirketin sahipleri düşünsün” mantığıyla hareket etmemelidir.

O nedenle Samsunspor’un hep yayında olunması şarttır.

Ben, sağlığım elverdiğince sadece Samsun’daki karşılaşmalara değil, bundan önce olduğu gibi, dış saha karşılaşmalarına da gidip görevimi yapmayı amaçlıyorum.

Orada taraftarları da görmeyi umut ediyorum.

Unutmayalım ki Samsunspor’u yalnız bırakırsak bu kez bu il de Samsunspor’suz kalır.

Pazar günü akşamına dönelim yine.

İki devre halince izledim takımı. Birinci devrede daha istekli ve arzuluydu, ikinci devrede ise oyundan düştü ve goller geldi.

Bu da bize unutulmaması gereken bir gerçeği hatırlattı. Dibe düşmüş bir gerçeği. İşte bu gerçek Samsunspor’u yukarılara çıkaracaktır.

Bunun basit bir örneği vardır.

Dibe vuran taşı hatırlayalım.

Bir kuyuya bir taş attığınızda taşın önce dibe doğru indiğini, ardından da dibe vurduğunda yeniden yukarıya doğru bir ivme kazandığını göreceğiz.

Önemli olan taşın dibe vurduğunda parçalanmamış olmasıdır.

Samsunspor da taş gibidir, dibe vurmuş da olsa artık düşeceği yer yoktur ve taş yukarı doğru çıkmayabaşlamıştır.